Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Zenginleşen ve Batılılaşan Çin, Türk gıda ihracatçılarına mesaj yolluyor

Dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’de, artan gelir ve gelişen tüketim tercihleri sebebiyle tarım ve gıda ürünleri ithalatı her yıl artış gösteriyor. Türkiye’den yağ, şekerli ve çikolatalı mamuller, konserve meyve ve sebzeler ile unlu mamulleri ithal eden ülkede, Akdeniz tipi beslenmenin popular hale gelmeye başlamasının Türk gıda ürünlerini cazip hale getirebileceği belirtiliyor.

 




cin_seddi.jpg

Resmi Adı: Çin Halk Cumhuriyeti (CHC)

Nüfusu: 1,32 milyar

Dili: Mandarin (Pekin Lehçesi)

Yönetim Şekli: Komünist tek parti yönetimi

Para Birimi: Yuan (Renminbi=Rmb); 1 ABD $ = 6,60 Yuan (2010)

Telefon Kodu: +86

Beş bin yıla yakın yazılı tarihi ile dünyanın en eski medeniyetlerinden olan Çin, aynı zamanda dünyanın en eski süreklilik arzeden uygarlıklarından biri olarak kabul ediliyor. 1949 yılında kurulan Çin Halk Cumhuriyeti kurulduğu tarihten itibaren Çin Komünist Partisi tarafından yönetiliyor. İdari olarak, 22 eyalet, 5 özerk bölge ve 4 belediyeye ayrılan ülkede nüfus resmi rakamlarına göre 1,32 milyara ulaştı. Bu yüzyılın ortalarına kadar nüfusun artmaya devam ederek 1,6 milyar civarında dengeleneceği tahmin ediliyor. Uygulanan politikalar sonucunda nüfusun azalarak da olsa artmaya devam etmesi bekleniyor. Ancak nüfus içerisinde yaşlıların gençlere oranı giderek artıyor. Nüfusun %91,6’sı Han kökenli Çinliler, ,7’sini ise aralarında Uygurların da bulunduğu diğer azınlıklar oluşturuyor. Çin’de ailelerin tek çocuk sahibi olmaları teşvik ediliyor. Yüksek nüfus, ülke için en büyük sorunlardan birisini teşkil etmenin yanı sıra, büyük bir ekonomik güç kaynağı olma niteliği taşıyor. Maden ve mineraller yönünden zengin bir ülke olan Çin, aralarında demir, demir alaşımlı metal cevherleri, fosfat, tungsten, molibden ve titanyumun bulunduğu yaklaşık 17 maden ve mineral türünde dünya lideri konumunda bulunuyor. Bu arada Çin, uzay teknolojisi ve elektronik alanında kullanılan bazı ender bulunan madenlerin de artan orandaki üretici ve ihracatçısı konumunda bulunuyor. Rusya ve Kanada’dan sonra yüzölçümü en geniş ülke olan Çin Halk Cumhuriyeti, sahip olduğu hidroelektrik güç potansiyeli ve kömür rezervleri açısından da dünyada birinci durumdadır. Çin aynı zamanda önemli bir ham petrol ithalatçısıdır.

Tarım, Çin ekonomisi için önemli sektörler arasında gösteriliyor. 2008 yılında tarım sektörünün nominal GSYİH’ya olan katkısı ,3 civarında gerçekleşti. Ülkede toplam istihdamın %41’i tarım sektöründe çalışıyor, çiftçilik, ormancılık, besicilik ve balıkçılık ile geçiniyor. Yüzölçümü 9,561 milyon km² olan ülkede bu alanın yaklaşık ’u ekilebiliyor. Bunun yanı sıra ülkede hayvancılık, özellikle de balıkçılık yaygın durumda. Tarımsal üretim tekniklerinde ve tarımda kullanılan makinelerin teknolojik seviyelerinde önemli iyileştirmeler sağlandı. En önemli tarımsal ürünler; hububat, yağlı tohumlar, yer fıstığı, kolza tohumu, pamuk, jüt ve kenevir, şeker kamışı, şeker pancarı, tütün (kuru), çay, meyveler, domuz, inek, koyun eti, inek sütü,koyunyünü, ipek kozası, küçük ve büyükbaş hayvanlar olarak sayılabilir.

Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkiler, ilk kez 1 milyar Amerikan dolarlık ticaret hacminin aşıldığı 2000 yılından bu yana düzenli bir gelişme gösteriyor. İkili ticaret 2005 yılında 7,4 milyar, 2010 yılında ise 19,5 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin Çin’e ihracatı yıllar itibariyle artış göstermekle birlikte, gerek Çin’in ithalat potansiyeli gerek Türkiye'nin üretim ve ihracat kapasitesi dikkate alındığında yeterli olmadığı belirtiliyor. 2000 yılında sadece 96 milyon dolar olan ihracat, 2005 yılında 550 milyon dolara, 2010’da ise 2,26 milyar dolara yükseldi. Çin ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler ithalat ağırlıklı bir gelişim sergiliyor. 2000 yılında 1,3 milyar dolar olan ithalat, 2005 yılında 6,8 milyar dolar, 2010 yılında ise bir önceki yıla göre %35 oranında artarak, 17,18 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye, 2010 yılında Çin’in ihracat yaptığı ülkeler arasında % 0,76’lık payı ile 25. sırada bulunurken, Çin’in ithalat yaptığı ülkeler arasında %0,23’lük payı ile 48. sırada yer aldı.. 2008-2010 yılları arasında Çin’in ihracat ve ithalatından Türkiye’nin aldığı pay artış gösterdi. Çin’de Uygur Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Çin Hükümeti ile işbirliği halinde, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, halıcılık, tekstil, dericilik, hayvancılık, şarap ve meyve suyu üretimi, gıda ve tüketim malları üretimi ve büyük alışveriş merkezlerinin açılması konularında ortak yatırımlar yapılması imkanları bulunuyor. Halihazırda, Türkiye’den bazı işadamlarının bu bölgede deri giyim, deri işleme, ihracat ve ithalat, fırıncılık, pastacılık ve lokantacılık gibi çeşitli alanlarda yatırım yaptıkları biliniyor.

 

Gelişen tüketim bilinci ithal gıdaların önemini artırıyor

Son dönemde Çin’in hem ihracat hem de ithalatında önemli artışlar gözleniyor. Gelişen tüketici bilinci sebebiyle ithal gıdaların pazarda tercih edilmeye başlaması, Türk ihraç ürünlerinin de bu pazarda şansı olduğunu düşündürüyor. Artan gelir ve batılı tarzı tüketim alışkanlıklarının yaygınlık kazanması nedeniyle, Çin Halk Cumhuriyeti’nin tarım ve gıda ürünleri ithalatı yıllar itibariyle artış gösterdi ve 2008 yılında 50 milyar doları aştı. Özellikle ülkede hasadın kötü olduğu yıllarda gıda ithalatında da artışlar görülüyor. Çin’in Türkiye’den ithal ettiği ürünler arasında, yağlar, şekerli ve çikolatalı mamuller, konserve meyve ve sebzeler ile unlu mamuller bulunuyor. Söz konusu pazar Türk ihraç ürünleri için önem arz ediyor. Türkiye’nin Çin’e tarım ve gıda ürünleri ihracatı yıllar itibariyle artış göstererek 2008 yılında 19 milyon dolara ulaştı. Ancak toplam tarım ve gıda ürünleri ithalatına bakıldığında pazardaki potansiyelin çok daha büyük olduğu düşünülüyor. Akdeniz tipi beslenmenin popular hale gelmeye başladığı ülkenin Türk ürünleri için önemli bir pazar olduğu belirtiliyor.

Çin’de kişi başına gıda harcamaları 600 doları aşarken, ülkenin en gelişmiş şehirlerinden birisi olan Şanghay’da bu miktar 2008 yılında 1000 dolardan fazla gerçekleşti (söz konusu harcama miktarı Beijing ve Guangzhou’da yaklaşık 800 dolar olarak gerçekleşmişti). Çin ekonomisinde giderek ağırlığını hissettirmeye başlayan orta sınıf aileleri genellikle eğitimli çiftler ve tek çocuktan oluşmakta olup, bu bağlamda orta sınıf ailelerin daha dışa açık ve farklı ürünleri denemeye meraklı oldukları gözleniyor. Ayrıca ailede çocukların tercihleri ve istekleri önemli bir konumda bulunuyor. Çin’de son yıllarda önemli servet sahibi konumunda bulunan gençlerin sayısında artış yaşanırken varlıklı tüketicilerin yaklaşık %80’i 45 yaşın altında bulunuyor. Ülkede gıda harcamaları kişi başı tüketimim önemli bir bölümünü oluşturmaya devam ederken, Şanghay için 2008 yılında bu oran %36,6 olarak gerçekleşti. Önümüzdeki dönemde gelir düzeyinin artmasıyla bu yüzdenin azalacağı ve daha kaliteli ürünlere yönelik talebin artacağı öngörülüyor. Artan gelir düzeyi ile ithal edilen ürünler için üç önemli dağıtım ağı önem kazanmaya başladı. Bumlar; perakende zincirleri, restoranlar, diğer gıda hizmeti sağlayan birimler ve gıda işleme sanayine girdi teşkil edebilecek ürünler olarak sıralanabilir.

 

“Çin’de kişi başına gıda harcamaları 600 doları aşarken, ülkenin en gelişmiş şehirlerinden birisi olan Şanghay’da bu miktar 2008 yılında 1000 dolardan fazla gerçekleşti. Ülkede gıda harcamaları kişi başı tüketimim önemli bir bölümünü oluşturmaya devam ederken, Şanghay için 2008 yılında bu oran %36,6 olarak gerçekleşti. Önümüzdeki dönemde gelir düzeyinin artmasıyla bu yüzdenin azalacağı ve daha kaliteli ürünlere yönelik talebin artacağı öngörülüyor.”

 

Gıda işleme sektörü Türk ihracatçıları için büyük potansiyel

Son 10 yıldır Çin, gelişen ekonomisi sonucu sürekli gelişen bir gıda işleme sektörüne ve gıda işleme makineleri sanayisine sahip. 2001-2008 yılları arasında yıllık ortalama %20 oranında büyüyen Çin gıda işleme sektörü, 2008 yılında 588 milyar dolar, 2009 yılında 660 milyar dolarlık ekonomik katkı sağlayan bir sektör haline geldi. Batılı ülkelerde tüketilen gıdaların %60 ila 80’i işlenmiş gıdalardan oluşurken, Çin’de bu oranın %30’lar düzeyinde bulunması sektörün büyümeye devam edeceğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Önemli bir tarım merkezi konumunda bulunmayan Şanghay’da yağlı tohumlar, süt ve su ürünleri üretimi gelişmiş durumda bulunuyor. Çin’de gıda işleme sektörü küçük firmalardan oluşurken ağırlıklı olarak katma değeri düşük ürünler üretiliyor. Ancak son yıllarda şehirleşmenin artmasıyla birlikte tüketicilerin tüketimi kolay, hazır ürünlere yönelik talebini arttı ve Çin gıda sanayi buna yönelik çeşitli yatırımlar gerçekleştirmeye başladı. Bu çerçevede güvenli hammadde tedariği konusunda Türk ürünleri için önemli bir potansiyelin bulunduğu düşünülüyor.

Çin, gelişmekte olan gıda işleme sektörüne sahip olmanın yanı sıra önemli ticaret merkezlerini de içermesi sonucu gelişmiş ülkelerden yüksek teknolojiye sahip makineler ithal ediyor. Sektöre daha detaylı bakıldığında Türk üreticileri için potansiyel oluşturan alt sektörlerin sütçülükte kullanılan makineler ile şarap ve meyve suyu üretiminde kullanılan makineler olduğu görülüyor.

 

Türk iş adamlarının Çin pazarında dikkat etmesi gerekenler

Çin’e giriş sırasında bulundurulması gereken belgeler arasında geçerli bir pasaport ve vize yanında,sınırda doldurulan “Giriş ve Çıkış Kayıt Formu” önemlidir. Ayrıca ülkede 6 aydan daha fazla kalacak kişilerden HIV negatif belgesi istendiğinin bilinmesi gerekiyor.

Otel rezervasyonlarının önceden yapılması gerektiği yoğun talep dönemlerinde özellikle hatırlanması gerekiyor. Halen sahip oldukları olanaklar ve hizmetleri açısından, Çin’in başlıca otelleri uluslararası standartları yakalamış durumdadır. Oteller, yüksek, orta ve düşük kalite olmak üzere üç gruba ayrılıyor. Yüksek kalitedeki otellerin Batı’daki otellerden çok farklı olmadıkları söylenebilir.

Çin’in belli başlı hastanelerinde yabancılara ayaküstü tedavi hizmeti sunan bölümler oluşturulmuştur. Herhangi bir sağlık sorunu durumunda bu bölümlere başvurulabilir.

Çin mutfağının ünü dünyaca biliniyor. Ancak beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar arasında, uluslararası oteller dışında belediyenin sağladığı çeşme suyunun içilmemesi önemlidir. Şişelenmiş su tercih edilmeli, küçük lokantalarda ise pişmiş yemekler ve et dışında bir şey yenmemesi tavsiye ediliyor.

Çin’de kullanılan para birimi olarak 1 yuan, 100 fen ediyor, piyasada ise en yüksek 50 ve 100 yuan banknotlar bulunuyor. Özel ekonomik alanlar dışında yabancı paranın ülke içinde dolaşımı yasaktır. Kullanılmayan Çin parasının ülkeyi terk ederken yeniden dövize çevrilmesi, ancak 6 ay içinde ve pasaport, uçak bileti ve döviz bozdurma belgesini göstererek mümkün olabiliyor.

Çin’deki iş gelenekleri arasında soyadının önce kullanılması önemli olup iş toplantıları sırasında kart alınıp verilmesi doğal bir uygulama olarak Kabul ediliyor. Kartın bir yüzünün Çin harfleriyle yazılmasının uygun

olacağı düşünülüyor.

İş toplantıları için gerek kamu kurumlarında gerekse büyük şirketlerde özel salonlar kullanılırken, büroların kullanılması adet değildir. Toplantılar resmi bir havada geçiyor ve oturulan yerler protokole göre belirleniyor.

Mesai saatleri, pazartesiden cumaya, sabah 08.00-12.00ve ara sonrası 13.00-17.00’ye kadar uzanıyor. Bankalar da saat 17.00’ye kadar hizmet veriyor. Ancak bazı bankalar pazartesi günleri kapalıdır.

Çin büyük bir ülke olduğundan, Pekin saati tüm ülke için baz alınıyor. İki ülke arasındaki saat dilimi farkı  altıdır. Çin’de yaz saati uygulaması olmadığı için bu fark yaz aylarında 5 saate iniyor.

Ülkede yaygın ve resmi dil Han dili olduğundan ticari ilişkilerde Çince olarak bu dil esas alınıyor. Azınlıklar kendi dillerini konuşsalar dahi yazılı olarak bu diller yaygın değildir.

İki ülke arasında son dönem zarfında ticari ve ekonomik ilişkilerde yaşanan gelişmeler nedeniyle, ticari ve yatırım amaçlı vize isteyen Türk ve Çin vatandaşlarına gerekli her türlü kolaylığın gösterilmesinin ve vize prosedürünün kolaylaştırılmasının teminine yönelik karşılıklı olarak çalışmalar yapılıyor.

 

Çin gıda pazarına ilişkin önemli noktalar

Fiyat, Çin tüketicisi tercihlerinde önemli bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Çinliler çeşitli perakende birimleri arasındaki fiyat farklılıklarını dikkatle takip ediyorlar, kalite ve fiyat doğru orantılı olarak algılanıyor.  Aşırı ucuz bir ürün tüketicide şüpheler uyanmasına neden olabildiği için tüketiciler söz konusu ürünü satın almama yönünde tavır gösteriyor.

 

Son yıllarda artan gelir düzeyi, Çinli tüketicilerin bazı ürünleri statü için satın almasına neden oluyor. Tüketiciler arasında özellikle popüler olan ve moda haline gelen ürünler, pahalı olmalarına karşın tercih edilmeye devam ediyor. Bu yüzden kaliteli ürün olarak lanse edilen ürünlerin fiyatlarının pahalı olmasına karşın pazarda rekabet şansının olduğu düşünülüyor.

 

Ülkede hane halkının azalması, kadınların iş hayatına girmesi, yalnız yaşayan insanların sayısının çoğalması ve tek ebeveynli ailelerin artması, geleneksel yemek alışkanlıklarının değişime uğramasına neden oluyor. Yaşam tarzında gözlemlenen bu değişiklik özellikle de hazırlaması kolay gıdalara olan talebi artırıyor.

 

Çin’de birçok gıda ürününün üretilmesi ve uluslararası pazarlarda bazı sektörlerde zaman zaman Türkiye’nin rakibi konumunda bulunmasına karşın, iç pazarda özellikle yüksek gelir düzeyine sahip tüketicilerin ithal edilmiş ürünleri daha güvenli ve kaliteli bulması ve Türkiye’nin de bu ülkede “Avrupalı” imajı nedeniyle Türk ürünlerinin pazarda şansının olduğu öngörülüyor.

Pazarda kalıcı olabilmek için, firmaların özellikle pazarın hangi bölümünde yer almak istediğine karar vermeleri ve bu bölüme yönelik bir giriş stratejisi geliştirmelerinin önemli olduğu belirtiliyor.

 

Gıda ve Tarım Ürünleri İhraç Potansiyeli

Zeytinyağı

Zeytinyağı Çin’de en fazla on yıllık geçmişe sahip bir üründür. Bununla birlikte, artan gelir düzeyi ve insanların sağlıklı ürün tüketimine merakı sonucu bu ürünün talebi son yıllarda artmaya başladı. Öncelikle uluslararası otel zincirleri ve hipermarketler tarafından tercih edilen zeytinyağı, yavaş yavaş Çinli tüketiciler tarafından da kullanılmaya başladı. Ancak zeytinyağı kullanımının yaygınlaşması için tüketicilerin daha fazla eğitilmesine ihtiyaç duyuluyor. Özellikle zeytinyağının kullanılabildiği yemekler konusunda bilgilendirmesi gerekiyor. Bu pazara girmek isteyen Türk firmalarının, ürünlerinin faydasını anlatan broşür basmaları ve pazara giriş için ithalatçı firma ile yakından çalışması bu pazardaki kalıcılığı açısından önem teşkil ediyor.

 

Makarna

İtalyan yiyecekleri son yıllarda tüketiciler arasında popülarite kazanmaya başladı. Gıda hizmet sektöründe yaşanan bu gelişme perakende pazarına da yansıyor. 2008 yılına oranla 2009 yılında makarna perakende satışları %3 oranında artarken, bu büyüme gıda hizmeti veren kuruluşlarda %6 olarak gerçekleşti. Birkaç yıl öncesine kadar sadece ithal ürünlerin yer aldığı mağazalarda, çok katlı mağazalarda ve internet üzerinde satışa sunulan makarna, son yıllarda yaşanan talep artışı sonucu diğer günlük olarak tüketilen ürünler arasında yerini almaya başladı.. Buna parallel olarak başlıca tüketim bölgeleri büyük şehirler olan makarna, yavaş yavaş küçük şehirlerde de tercih ediliyor. Bu durum da ithalat eğiliminin artmaya devam edeceğini gösteriyor. Yine yakın gelecekte sade makarnaya yönelik talebin, tüketicilerin bu ürünü yeni yeni tanımaya başlaması nedeniyle artacağı tahmin ediliyor. Ancak Şanghay gibi gelişmiş şehir merkezlerinde organik makarna çeşitlerinin de satışa sunulmaya başlandığı belirtiliyor.

 

Şekerli ve çikolatalı mamüller

2010 yılında Çin şekerli mamul perakende satışları önceki yıla oranla %5 oranında arttı. Pastil, sakız ve jöleler artış oranı en fazla olan ürünler olarak göze çarpıyor. Farklı tasarım ve tatlar nedeniyle bu sektörün en önemli alıcı kitlesini gençler oluşturuyor. Lolipoplar da yine gençler tarafından tercih edilmeye başlanan ürünler arasında yerini aldı. Pazarda şekerli ve çikolatalı mamüllere olan talep yeni yıl kutlamaları dolayısıyla Kasım- Şubat aylarında artış gösteriyor. Yıllık perakende satışlarının yaklaşık %40’ının bu dönemde gerçekleştiği tahmin ediliyor. Yüksek gelire sahip tüketiciler ağırlıklı olarak ithal ürünler tüketirken, orta ve düşük gelirli tüketiciler yerli ürünleri tercih ediyorlar. Özellikle bayram, düğün, doğum günü gibi özel günlerde kutu ve asorti çikolatalar prestijli hediyeler olarak tüketiciler tarafından satın alınıyor. Bu çerçevede de ithal ürünler sahip oldukları kalite imajı nedeniyle tercih ediliyorlar. Dolayısıyla Çin pazarında faaliyet gösteren yabancı firmalar tanıtım kampanyalarına önemli kaynaklar aktarmaya başladı.

 

Sert kabuklu meyveler

Önemli bir sert kabuklu meyve üreticisi konumunda bulunan Çin’de sert kabuklu meyveler, hem gıda sanayine girdi hem de önemli bir atıştırmalık konumunda bulunuyor. Ayrıca sert kabuklu meyvelerden ceviz, çam fıstığı, kaju cevizi, yer fıstığı, kestane (Çin tipi) ve ginko fıstığı Çin mutfağında da önemli bir malzeme olarak yemeklerde kullanılıyor. Ülkede sert kabuklu meyve tüketim tercihleri bölgelere göre değişiklik gösterirken. şekerli/aromalı/baharatlı ürünlerin tüketimi tüketiciler arasında popülaritesini devam ettiriyor. Son yıllarda gelişmeye başlayan sağlıklı ürün tüketim eğilimi çerçevesinde sade ürünler de özellikle üst gelir grubuna sahip tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Bu bağlamda bu kesime yönelik organik olarak üretilmiş sert kabuklu meyvelerin de iyi bir potansiyel arz ettiği düşünülüyor.

 

Fındık

Çin’in fındık ithalatında, kabuklu fındıkta ABD, kabuksuz fındıkta ise Türkiye’nin en yüksek pazar payına sahip olduğu görülüyor.

 

Antep fıstığı

Antep fıstığının popülaritesi yıldan yıla artış gösteriyor. Alıcı tercihlerinde fiyat önemli bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Bu çerçevede hem coğrafi yakınlık hem de fiyat avantajı nedeniyle pazarda ABD ve İran ürünleri hakim durumdadır. Türkiye kökenli Antep fıstığının fiyatı göreceli olarak daha pahalı olması nedeniyle ithalatçı firmalar tarafından çok fazla rağbet edilmiyor. Ancak Türkiye ile diğer ülke kökenli Antep fıstıkları arasındaki tat farkının vurgulanmasıyla fiyat unsurunun öneminin azalacağı tahmin ediliyor.

 

Kuru üzüm

Kuru üzüm hem bisküvi, kek gibi unlu mamullerinde önemli bir girdi hem de atıştırmalık olarak tüketiliyor. Farklı tadı nedeniyle Türk ürünlerine yönelik talep bulunuyor. Uygun ambalaj ve paketleme ile de pazar payının artırılabileceği düşünülüyor.

 

Peynirler

Batı tarzı tüketiminin özellikle büyük şehirlerde hız kazanmasıyla süt ve süt ürünlerine yönelik talep önemli ölçüde artış gösteriyor. 2009 yılında toplam süt ürünleri ithalatı 1,03 milyar dolar olarak gerçekleşirken, ithalatta en önemli ürün süt tozu oldu. Çinli tüketicilerin önemli bir bölümünün laktoz-intolarant olmaları nedeniyle peynir pazarının önümüzdeki dönemde büyümesi bekleniyor. Peynir, geleneksel Çin mutfağında olmamasına karşın batı tarzı tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşması ve iyi bir protein kaynağı olması nedeniyle önümüzdeki dönemde daha fazla tüketicinin bu ürüne talep göstereceği belirtiliyor. Türkiye peynir ihracatı ağırlıklı olarak “040690” nolu GTİP’ten gerçekleşiyor. Bu ürünün Çin’de en çok ithal edildiği bölge Şanghay’dır.  Türkiye’nin bu üründe 2009 yılında Çin’e 17 bin dolar tutarında bir ihracatı gerçekleşti.

 

Şarap

Şarabın Çin’in geleneksel alkollü içkisi olan pirinç rakısına nazaran daha düşük alkol oranına sahip olması nedeniyle özellikle genç tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Tatlı şarap bayan tüketiciler tarafından özellikle çok seviliyor. Pazarda, kırmızı şarapta Fransız, beyaz şarapta ise Alman ve Fransız şarapları yer alıyor. Ayrıca yerli şarap üretimi de önemli miktarlara ulaştı. Türk şarabının bu pazarda tanınmaması nedeniyle özellikle üretim bilgisinin (üzüm cinsi, üretim bölgesi) verilmesi ve ithalatçı firmalara ürün örneği gönderilmesinin pazara giriş açısından çok önemli olduğu belirtiliyor.

 

Meyve suları

Önemli bir meyve suyu üreticisi konumunda bulunan Çin, Türkiye’nin özellikle elma suyunda dünya pazarlarında rekabet ettiği ülkelerin başında geliyor. Ancak son yıllarda ülkede gelişen sağlıklı ürün tüketim alışkanlıkları sonucu önümüzdeki dönem iç pazarda da elma suyuna yönelik talebin artacağı ve Çin’in elma suyu ihracatının da bu çerçevede azalabileceği tahmin ediliyor. Yumuşak tadı ve göreceli düşük fiyatı nedeniyle meyveli içecekler perakende birimlerinde en çok talep gören ürünlerdir. Yine tasarımlı güzel, şık ve kullanışlı ambalajlı içecekler tüketiciler tarafından özellikle tercih edilmeye başladı. Çin’in meyve ve sebze suları ithalatı düzenli olarak artmaya devam ediyor. Portakal suları en çok ithal edilen ürün olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda ithalatı önemli artış kaydeden diğer ürünler ise grapefruit ve diğer narenciye suları oldu. Meyve ve sebze suları ithalatında başlıca bölge Şanghay olup, ithalat ağırlıklı olarak Brezilya’dan ithal edilmiş portakal suyundan oluşuyor. 2009 yılında Türkiye’den Çin’e 300 bin dolarlık bir ihracat gerçekleşti. İhraç edilen meyve suları “diğer meyve suları” kategorisinde yer alan çeşitlerdir. Sağlıklı tüketim eğilimlerinin daha fazla yaygınlaşmasıyla bir ürünün öneminin önümüzdeki dönem artacağı düşünülüyor.

 

T.C. Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü İhracat Geliştirme Uzmanı Hasan Köse tarafından 2011 yılında hazırlanan Çin Halk Cumhuriyeti Bilgi Notu ile T.C. Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü İhracat Geliştirme Uzmanı Deniz Gürel Çakıroğlu tarafından hazırlanan Çin Ülke Raporu’ndan derlenmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz