Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
İran gıda ihracatında yeni fırsatlar vadediyor

Orta Doğu’nun önemli ülkelerinden biri konumunda bulunan İran nükleer programı nedeniyle yıllardır BM kararıyla yaptırımların kıskacında ayakta durmaya çalışıyordu. İran ile 5+1 ülkeleri arasındaki geçtiğimiz haziranda yapılan anlaşmayla yeni bir dönemin de kapısı aralandı. 




iran_tahranİran ile ABD’nin başını çektiği Rusya, İngiltere, Fransa, Çin ve Almanya’nın içinde yer aldığı P5+1 ülkeleri arasında uzun zamandan beridir sürdürülen nükleer müzakerelerde geçtiğimiz aylarda anlaşmaya varıldı. Karşılıklı yapılan görüşmeler sonrasında İran nükleer faaliyetlerini kısıtlı ve barışçıl bir şekilde yapacağını taahhüt ederken uluslararası toplum ise bu taahhütler karşılığında İran’a uyguladıkları amborgayı kaldıracağını kabul etti. Ambargonun kalkması başta İran olmak üzere birçok ülkeyi yakından ilgilendiriğyor.1979'daki İran İslam Devrimi'nden sonra 1980'den bu yana inişli çıkışlı da olsa uygulanan ambargolar 35 yıldır devam ediyor. Ekonominin büyük oranda petrole dayalı olduğu İran'da ambargolar nedeniyle uzun yıllardır sanayi yatırımlarında ilerleme kaydedilemiyor. Çeşitli alanlarda uygulanan ambargoların ülkeye büyük ekonomik zararı olduğu değerlendiriliyor.
 
30 MİLYAR DOLARLIK DIŞ TİCARET POTANSİYELİ
Türkiye’nin Suriye’den sonra en uzun sınıra sahip olduğu bu komşusuna yönelik ambargonun kalkması, Türk sanayi, ticaret, turizm, inşaat, ihracat, şirketlerinde büyük heyecan yaratmış durumda. Çünkü ambargo Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı ihracata ağır darbe vurmuştu. TÜİK rakamlarına göre, Türkiye ile İran arasındaki dış ticaret hacmi, 2000 yılında 1 milyar dolar civarında iken, 2012’de 22 milyar dolar seviyesine çıktıktan sonra geçen yıl, bu ülkeye uygulanan yaptırımların da etkisiyle 13.7 milyar dolar seviyesine geriledi. 2014 yılında İran’a ihracatımız 3.9 milyar dolar, ithalatımız ise 9.8 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2014 yılı rakamları ile ülkemizin toplam ithalatındaki %4.05’lik payı ile İran en çok ithalat yapılan 6. ülke iken, toplam ihracatımızdaki %2.46’lık oranla en çok ihracat yaptığımız 10. ülke oldu. Uzmanlar iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2 yıl içerisinde 30 milyar dolara ulaşabileceği öngörüsünde bulunuyorlar. 
 
TÜRKİYE İRAN’A NE SATABİLİR? 
Ekonomi Bakanlığı yetkilileri, İran ekonomisinin dönüşüm yaşadığını dikkate alarak ihracat yapma potansiyeli olan başlıca sektörlerle ilgili, “Özellikle turizm, enerji, bankacılık, petrokimya, telekomünikasyon, ulaştırma ve otomotiv sektöründe büyük fırsatlar sunulmaktadır. Havaalanı, karayolu, otel ve konaklama tesislerinin inşası, modernizasyonu ve işletilmesi konusunda iş imkanları mevcuttur. Ayrıca deniz taşımacılığı konusunda Hazar Denizi ve Karadeniz’de ortak faaliyetler yürütülebilir” değerlendirmesinde bulunuyor. Yine Bakanlığın verilerine göre, Tahran’da 100’e yakın Türk firması faaliyet gösteriyor. Tebriz’de 2005 yılında kurulan, ülkenin ilk ve tek Serbest Yabancı Yatırımcı Bölgesi’nde Türk işadamlarına ait 38 yatırım bulunuyor. İran nüfusunun %40’ı Türk kökenli Azerilerden oluşuyor. Ülke genelinde Türk televizyonlarının izlenme oranı oldukça yüksek. Yani İran’da Türkçe konuşan ve Türk mallarına ilgi duyan büyük bir kitle var. Bunun yanı sıra Ocak ayında devreye giren Tercihli Ticaret Anlaşması da ticaret hacmini genişletecek önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki yeni dönemde Türkiye’den İran’a gıda, kimya, otomotiv yan sanayi ve demir çelik ürünleri satışının artması bekleniyor. 
 
SINIRDA ORTAK SERBEST BÖLGE KURULUYOR 
Türkiye, Batı ülkeleri ile ilişkilerini yeni bir düzleme oturtmaya çalışan İran ile güçlü ekonomik işbirlikleri kurmak için projeler geliştiriyor. Bunların en önemlilerinden biri olan, İran-Türkiye sınırında ortak bir serbest bölge kurulması projesinde çalışmalar sürüyor. Elde edilen bilgilere göre, Van ve sınırındaki İran’ın Hoy kentinde kurulacak serbest bölgede iki ülke firmaları çeşitli avantajlar sahip olarak faaliyet gösterecek. Şu aşamada iki ülkenin serbest bölge mevzuatları arasındaki farklılıkları gidermeye yönelik mevzuatları uyumlaştırma çalışmaları yapılıyor. 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçtimiz martta İran’a yaptığı resmi ziyaretteki üst düzey görüşme masasında alınan kararlardan birisi de sınırda kurulacak bir ortak serbest bölgeydi. İran’daki serbest bölge uygulaması ile Türkiye’deki uygulama arasında fark olduğu için Van ve İran’ın Hoy kentinde ortak serbest bölge kurulması için ilk aşamada mevzuatların uyumlaştırılmasına yönelik çalışmalara başlandı. Müşterek serbest bölge ile iki ülke ortasındaki kara sınırı avantajının kullanılmasının hedefl endiğini vurgulayan Ege Bölgesi ve İran İşbirliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hossein Arian, “İran’da 30 serbest bölge var. Türkiye’ye en yakın serbest bölge, sınırındaki Maku kentinde. Bu serbest bölgeyi Türk firmaları da kullanıyor. İran’da enerji ve işçilik çok ucuz. Türkiye’nin de teknoloji ve sanayi altyapısı güçlü. Kurulacak müşterek serbest bölgede iki ülke firmalarının bu avantajları kullanarak üçüncü ülkelere yönelik de üretim yapması hedefleniyor” dedi. 
 
ASYA VE AVRUPA’NIN KESİŞTİĞİ ÜLKE: İRAN
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK), Tahran Ticaret Müşavirliği’nin İran İslam Cumhuriyeti Ülke Profili Aralık 2014’ten alıntılarla hazırlanan Şubat 2015 tarihli İran Ülke Bülteni ile Ekonomi Bakanlığı’nın 2015 yılı içinde yayınladığı İran Ülke Raporu’nda bu ülkeyle ilgili şu bilgilere yer veriliyor: Tarihi İpek Yolu sayesinde eski çağlardan bu yana Avrupa ve Asya’nın kesişme noktasında yer alan İran’ın stratejik konumu, ülkede petrolün keşfi ile daha da önemli hale gelmiştir. 77 milyon nüfusa sahip olan İran genel olarak ekonomide merkezi planlamanın hakim olduğu, petrol, doğalgaz ve diğer büyük ölçekli işletmeler üzerinde devlet mülkiyetinin devam ettiği, kırsal bölgelerde tarımsal üretimin ağırlıklı olduğu, özel ticaret faaliyetlerin ise sınırlı düzeyde olduğu bir ekonomik yapıya sahiptir. Ülke GSYİH’sının sektörel dağılımı ise %45 sanayi, %44 hizmet ve tarım olarak gerçekleşmiştir. İran, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi’nde Suudi Arabistan’dan sonra ikinci büyük ekonomi konumunda. Bununla birlikte ülke ekonomisin bel kemiği olan petrol ihracatının yanı sıra yerel ve uluslararası bankalara uygulanan yaptırımlar nedeniyle 2011 yılında 541 milyar dolar olan İran GSYİH’ı, 2012 yılında 398 milyar dolara; 2013 yılında ise 367 milyar dolara düştü. Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde iki haneli enflasyonla boğuşan ülkede, hükümetin gıda ve akaryakıt sübvansiyonlarını kestiği 2010 yılının sonu itibariyle enflasyon hızla yükselmeye başladı. Ayrıca uluslararası yaptırımlardan kaynaklanan İran riyalinin değer kaybetmesiyle fiyatlara yansıyan baskı arttı.
 
TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ
İran’da işgücünün yaklaşık dörtte birinin istihdam edildiği tarım sektörüne son yıllarda yapılan yatırımlar, ürün geliştirme, paketleme ve pazarlama çalışmaları yeni ihraç pazarlarının yaratılmasına olanak tanıdı. İklim ve toprak çeşitliliği açısından şanslı bir ülke olan İran’da tarımsal üretim, genel olarak ülkenin kuzeyindeki ve batısındaki verimli arazilerde gerçekleştiriliyor. Ülkede hurma, çiçek ve fıstık gibi ihracata yönelik tarımsal ürün gruplarının yanı sıra; iç tüketime yönelik olarak tütün, çay, buğday, arpa, pirinç, pamuk ve şekerpancarı gibi ürünler üretiliyor. Hazar Denizi’nden elde edilen havyar, dünya pazarlarında önemli bir yer tutuyor. İthalatta ise buğday, pirinç, mısır, arpa, dondurulmuş sığır eti, palm yağı ve fraksiyonları öne çıkan başlıca ürünler. Özellikle ülkemizden İran’a bakliyat, sert kabuklu meyveler, hububat, bitkisel yağlar ile şekerli ve çikolatalı mamullerin önemli ihraç potansiyellerinin olduğu belirtiliyor. İran Tarım Bakanlığı verilerine göre, gıda ihtiyacının %80’i ülke içinde üretiliyor. Tarım alanlarının ancak %40’ının düzenli olarak sulanabilmesi, fiyat kontrolleri ve ihracata yönelik sübvansiyonlar, sektördeki üretimi ve rekabeti etkileyen başlıca faktörler olarak göze çarpıyor. İran’da 168 adet, 50’den fazla kişinin çalıştığı geniş ölçekli gıda işleme tesisi bulunuyor. Bu tesislerde yıllık ortalama 9 milyar riyal değerinde üretim gerçekleştiriliyor. Bununla birlikte bu alanda üretim ve ürün geliştirme düşük seviyede kalıyor. 
 
AMBARGO SONRASI YENİ DÖNEME İLİŞKİN BAZI GÖRÜŞLER
 
İran’a gıda ihracatımız artacak
Rıza Eser - Türkiye-İran İş Konseyi Yürütme Kurulu Eski Başkanı
Dost ve komşu olan İran’la yakın ilişkilerimizi, ambargo sırasında sıcak ve samimi olarak devam ettirdik. İrtibatlarımızı sureklı semınerlerle ve karşilıklı ticari ilişkilerle sürdürdük. Devlet ve millet olarak İran’ın yanında yer aldık. İranlı  yetkılıler her fırsatta  bunu dile getiriyorlar. Dolayısıyla İran ile ticaretimizin artırılması yonünde, ambargonun kalkmasıyla herhangı bır engel kalmayacaktır. Hedefımız olan 30 milyar dolara 2016 sonu yaklaşacagımıza inanıyorum. Bu ülkeyle ticari hacmimizin 2012 yılında 22 mılyar dolara çıkarmamız, bu hedefe rahatlıkla ulaşabileceğimizi gösteriyor. Ancak ambargonun sıkı bır şekilde sürdürülmesı 2013 yılında bu rakamı 9 milyar dolara geriletmişti. Nıhayet 2014’de 14.5 milyar dolarla tekrar çıkış yaşandı. Bu yıl %20 artış bekliyoruz. İhracatımızda en önemli ticari malların otomotıv yan sanayi, gıda ve kimyasal tekstil olacağını belirtmek isterim.
 
İran ambargo öncesi halkın ihtiyacı olan en önemlı gıda mallarını çeşitli ülkelerden ithal ediyordu. Bunların en önemlileri bugday, bakliyat, et ve benzeri mallardı. Bunların tutarı milyar dolarları buluyordu. Ambargo sırasında her ne kadar gıda ve ilaçta ambargo uygulanmıyorsa da, ekonomi açısından zayıf düşen İran bu malların ithalatını azaltarak devam ettırdı. Ancak ambargonun kalkması ve bloke edılen İran paralarının serbest kalmasıyla bu mallara tekrar yönelerek ithalatını artıracaktır.
 
Ambalajlı ürünlere talep yükselecek
Sadettin Korkut – Ambalaj Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
İran’ın P5+1 ülkeleriyle gerçekleştirdiği anlaşma hiç şüphesiz bölgede önemli bir etkiye neden olacaktır. İran’ın küresel ekonomiye entegreye olması başta Türkiye olmak üzere bölge ekonomisine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Anlaşma, İran yönetimi için ekonomik bir kazanç haline dönüşecektir. Ekonomik sıkıntılarından kurtulmak İran’ı daha da canlandıracaktır. İran ekonomisinin hızlı büyüyeceği, 18 ay sonra GSYH büyümesinin %8’e ulaşabileceğine ilişkin tahminler var. 80 milyon nüfusu, 400 milyar dolarlık ekonomisi ve bu hızlı büyüme pek çok sektörün ilgisini çekiyor. Enerji, kimya, gıda ve otomotivde işbirliklerinin artmasını bekleyebiliriz. Ambargoların kalkması güçlü bir orta sınıfa sahip olan İran’da iç tüketim fırsatları artacaktır. Refah seviyesi ve sanayideki gelişmişliğin bir göstergesi olan ambalajlı ürünlerin pazar payının da artacağını, Türkiye ambalaj sanayinin de bu fırsatları değerlendireceğini düşünüyoruz.
 
Fiyat ve kalite dengesi ihracatta belirleyici olacak
Nurettin Tarakçıoğlu - Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı
Ambargonun tümüyle kalkması sonrasında, ülkemizden İran'a yönelik gıda ürünleri ihracatında bir ani bir artış beklenemez. Genel olarak İran'a ihracatın artması diğer bazı değişkenlerdeki gelişmelere bağlıdır. 3-5 yıllık bir süre zarfında İran'ın gıda ithalatında gözle görülür bir artış görülebilir. Ancak, buradan alacağımız pay ve ihracatın kombinasyonu konusunda şimdiden bir öngörüde bulunmak şu aşamada zor görünmektedir. Halihazırda İran tarafından ithal edilmekte olan buğday ve pirinç gibi temel gıda ürünleri çerçevesinde ithalat miktarının başlangıçta yavaş yavaş artması, zamanla ekonomik sistemin liberalleşmesi, dış ticaretin ve bankacılık altyapısının gelişmesiyle birlikte halkın gelir seviyesindeki gelişime paralel, gıda ve tüketim ürünleri ithalatında farklılaşmalar (hazır ve konserve yiyecekler vb.) yaşanabileceği düşünülebilir. 
 
Burada da, İran pazarına girecek olan rakiplerle rekabet edebilmek için fiyat-kalite dengesine dikkat etmek gerektiği düşünülmektedir. Bölgemizin önemli sektörleri arasında yer alan tütünde İran'ın önemli bir ithalatçı ülke olma özelliğini önümüzdeki dönemde de koruması beklenebilir. Ambargonun kalkması ile birlikte, ülkemizin ambargo döneminde sahip olduğu bazı avantajların  ortadan kalkması sonucunda, örneğin zeytin ve zeytinyağında İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerin devreye girerek rekabetin daha da yoğunlaşması beklenebilir. Diğer yandan, İran'la ülkemiz arasında imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamında, İran'dan ülkemize gıda ürünleri ithalatında da artış görülmesi de mühtemeldir. 
 
Beyaz ette İran’a teknoloji satacağız
Müjdat Sezer - Kanatlı Ürünleri Tanıtım Grubu (KTG) Başkanı
Bilindiği üzere İran  coğrafi konumu, Irak halkı üzerindeki etkisi, genç nüfusu ve ambargo nedeniyle dünya pazarlarına girme iştahı nedeniyle önümüzdeki dönemde ülkemiz pazarlarına agresif girişler yapabileceğini ve bu konuda çeşitli çalışmalar yapıldığını hissettirmektedir. Ancak uzun vadeli bakmamız gerekir ise, Türkiye bu ülke için hem tedarikçi hem de bölgesel partner olabilecek potansiyele sahiptir. İran’a uzun vadede ürün ihracatımız zaman zaman devam edecektir. Uzun vadede kanatlı sektöründe kullanılan hammaddeleri, teknoloji ve Know-How sağlamaya devam edeceğiz.
 
Plastik sanayicileri süreçten umutlu
Yavuz Eroğlu – Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV)
İran ile BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ve Almanya’nın yürüttüğü nükleer müzakerelerde anlaşmaya varılması ülkemiz açısından ve özellikle Türk plastik endüstrisi büyük bir önem taşıyor. İlk planda bu anlaşmanın etkisi ile petrol ve dolayısıyla petrokimyasal ürünlerin fiyatının düşmesi plastik firmalarımızın bilançolarını olumlu yönde etkileyecek. Ancak sektörümüz açısından daha da önemlisi anlaşmanın uzun vadeli etkileri olacak. Türk plastik sektörü işleme kapasitesiyle bugün Avrupa’nın ikinci, dünyanın yedinci büyük üretim hacmine sahip. Ambalaj, inşaat, elektrik-elektronik, beyaz eşya, otomotiv başta olmak üzere birçok sektöre plastik ürün üreten plastik sektörü en büyük sorunu güvenli hammadde temininde yaşıyor. Örneğin geçen sene 8,5 milyon tona yakın ürün işleyen plastik sektörü 6 milyon tona yakın polimeri güvenli bir şekilde tedarik etmeye çalıştı. Yurtiçinde petrokimya endüstrisi yetersiz ve rekabetçi olmadığından bu ürünleri dünyanın petrol ve gaz kaynağı zengini birçok ülkesinden ithal ettik. Komşumuz İran ise petrol ve doğalgaz konusunda dünyanın en önemli kaynaklarına sahip. Örneğin petrolde dünyanın dördüncü, doğalgazda ise dünyanın en büyük rezervlerine sahip bir ülke. Doğal kaynaklar yönünden böyle bir zenginliğe sahip olan İran, aynı zamanda petrokimya alanında da 55 milyon tonluk bir kapasiteye sahip. Ayrıca bu kapasiteyi büyütmek üzere sürekli yatırımlar yapıyor. Ticaretin liberalleşmesi Türk plastik mamul üreticilerinin hem İran’a ihracatını artıracak hem de ihtiyaç duyduğumuz petrokimyasal hammaddeleri ticaretini kolaylaştıracaktır. 
 
İRAN HAKKINDA
 
Resmi Adı : İran İslam Cumhuriyeti 
Yönetim Biçimi : İslam Cumhuriyeti (1979 Anayasası) 
Başkenti : Tahran 
Başlıca Kentleri : Tahran (12 milyon), Meşhed (4 milyon), İsfahan (2.5 milyon), 
Tebriz (2.3 milyon), Şiraz (1.8 milyon) 
Dini Lider : Ayetollah Seyid Ali Khamenei 
Cumhurbaşkanı : Hasan Ruhani 
Nüfusu : 76.9 milyon 
Yüzölçümü : 1.648.195 km² 
Resmi Dili : Farsça 
Kullanılan Diller : % 58 Farsça, % 26 Türk ve Türk Lehçeleri, % 9 Kürtçe,% 2 Luri, 
% 1 Türkçe, % 1 Beluci, %1 Arapça, %2 Diğer 
Para Birimi : İran Riyali (10 Riyal = 1Tümen) 
Saat Farkı : Türkiye saatinden 1.5 saat ileridedir.
 
 
 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz