Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Bitkisel yağda tağşiş son aylarda arttı

Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, 2015 yılında sektörlerinde yaşanan son gelişmeleri Gıda Teknolojisi'ne değerlendirdi.




bitkisel yağBitkisel Yağ Sanayicileri Derneği olarak, 7-8 milyar dolar civarında bir sektörü temsil ediyoruz. Sektörümüz açısından sürdürülebilirlik önemli. Bitkisel yağ sanayicilerinin en önemli sorunu, yağlı tohumlu bitkiler üretiminin yetersizliğidir. Bu nedenle sektörümüz hammadde yönünden dışa bağımlı. Yağlı tohumlar üretimi tamamen üreticinin eline geçen fiyatlara bağlı olarak düşüyor veya artıyor. Ülkemizde tüketilen margarin dahil 1,5 milyon ton yemeklik bitkisel yağın %70’inden fazlası ithal ediliyor. Ülke olarak bugün 12 milyar dolar tarım ürünleri ithal ediyoruz. Bunun 4.3 milyar doları bitkisel yağları ve yağlı tohumları kapsıyor. Bizim yıllık 2.5 milyon ton ay çekirdeğine ihtiyacımız var. Bizim tüketicilerimiz özellikle ayçiçeği yağını benimsemiş, ona alışmıştır. Tüketici büyük miktarda ayçiçek yağı kullanıyor. Tüketicimiz %75- 80 oranında ayçiçeği yağını benimsiyor. Ne yazık ki ülkemizde ayçiçek yağı yeterli düzeyde üretilemiyor. Üretim 1 milyon ton ila 1 milyon 200 bin ton arasında. Maalesef hiçbir zaman ihtiyacımız olan 2 milyon, 2.5 milyon tonu yakalayamadık.
 
İthalatın büyük kısmı Karadeniz ülkelerinden Rusya, Ukrayna, Moldova, Romanya ve Bulgaristan’dan yağlı tohum veya ham yağ olarak yapılıyor. Yemeklik yağ ihtiyacı için ham yağın ithalatı yanı sıra yem sanayinin ihtiyacı için de yağlı tohum küspesi ithal ediliyor. Ham yağ ithalatı 2014 yılında 812 bin ton, 2015 yılının 10 ayında 606 bin ton olarak gerçekti. Katma değerin ülkemizde kalması ve istihdama olumlu katkısı olması için sektörümüz, ham yağ ithalatı yerine yağlı tohum ithalatını tercih etmekte. Ancak başta Rusya ve Ukrayna olmak üzere, ihracatçı ülkelerin birçoğu kendi kırma sanayilerini korumak için ham yağ ihracatını teşvik ediyor. Sektördeki ihracat ise son yıllarda artış göstererek, 2014 yılında likit yağ ihracatı 700 bin, margarin 157 bin tona, 2015 yılının 10 ayında ise likit yağ 544 bin, margarin ise 122 bin tona ulaştı. İhracatın %85 gibi büyük çoğunluğu Irak ve Suriye’ye yapılıyor, karşılığı ham yağ olarak Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamından ithal ediliyor. Yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin yetersiz oluşu ve üretimi artırmak hedefiyle ayçiçeği tohumu üreticisini koruma amaçlı ayçiçeği tohumu ve yağında yüksek gümrük vergileri uygulamaları ile ayçiçeği yağı ile diğer bitkisel yağlar arasında yüksek fiyat farklılıkları oluşturuyor. Bu durum da tağşişi yani hileli karışımı artırıyor, ayrıca amaç dışı kullanımlara sevk ediyor. 
 
YAĞLI TOHUMLU BİTKİLER 
STRATEJİK ÜRÜN OLMALI
Bu sebeple sektörün temsilcisi olarak derneğimizin 2016 yılındaki ana hedefi; hammaddede dışa bağımlılığın önüne geçilmesi için ülkemizde yağlı tohumlu bitkilerin stratejik ürün kabul edilmesi ve mutlaka yağlı tohum üretiminin artırılmasıdır. Türkiye’de yağlı tohumlu bitkiler stratejik ürün kabul edilmeli ve mutlaka üretimi artırılmalıdır. Yakın zamanda yağlı tohumlu bitkilerin üretimi artırılmadığı takdirde ülkemiz ithal edecek tohum ve ham yağ bulmakta güçlük çekecek belki de rafine edilmiş ambalajlı ürün almak durumunda kalacaktır. Bu nedenlerle ülke olarak yağlı tohum üretimini mutlaka artırmalıyız. Üretimin artırılmasında Türk çiftçisini korumak için gümrük duvarlarını yükselterek değil, üreticiyi doğrudan prim desteklemeleriyle teşvik etmeliyiz. Gözetim fiyatı vb. uygulamalarla gümrük vergisini yükselttiğimizde bu defa karşımıza ciddi düzeyde kaçaklar çıkıyor, ülkemiz bu defa hem gümrük vergisi kaybına uğruyor hem de sektörde haksız rekabet oluşuyor.
 
TAĞSİŞ İLE MÜCADELEDE KARARLIYIZ 
Sektörümüzün bir diğer önemli bir sorunu tağşiş (hileli karışım), son aylarda ciddi düzeyde arttı. Özellikle Türkiye’de en çok tüketilen bitkisel yağ olan ayçiçeği yağı ile diğer yağlar arasındaki fiyat aralığının yükselmesi tağşişi yaygınlaştırdı. Ayçiçeği ham yağının tonu 3.750 TL iken diğer bitkisel yağlardan soya yağı 2.300 TL, kanola yağı 3.100 TL’den satılıyor. Aspir yağı daha da ucuz. Fiyat farklılıklarının yüksek olduğu dönemlerde tağşiş yapanların sayısı artıyor. Bu durum ise hem sektörde haksız rekabete neden oluyor hem de tüketici aldatılıyor. Her ne kadar konuyla ilgili Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı denetim yapsa da bunun yetersiz kaldığını söyleyebiliriz. Ayrıca verilen para cezaları çok düşük olduğu için caydırıcı değil. Tağşiş yapan firmaya 14.469 TL para cezası uygulanıyor. Oysa o firma piyasaya bir parti tağşişli mal sürdüğünde onun çok üzerinde para kazanıyor. Piyasada iki, üç defa para cezası verilen firmalar var. Hatta bir firmaya 2015 Mart ayından bu tarafa 6 defa para cezası uygulanmış ancak söz konusu firmanın ayçiçek yağı raflarda satılıyor. Bakanlığın 2016 yılında bu konuya kalıcı bir çözüm getirmesini bekliyoruz. 
 
BYSD olarak, tağşiş konusunda ciddi mücadele veriyoruz. Laboratuvar analizleri ile tağşiş yapanlar Bakanlığa bildirilmekte hatta Bakanlık tarafından para cezası verilen firmaları hakkında hukuk danışmanımız tarafından ayrıca suç duyurusunda bulunulmaktadır. Tağşiş, ancak cezaların artırılması ve caydırıcı düzeye çıkarılması ile önlenebilir. Dernek olarak çözüme dair görüşümüz net; tağşişte ısrar edenler ticaretten men edilmeli, yalnızca üretenlere değil, satanlara da cezai işlem uygulanmalı. Ayrıca tağşiş yapanların Bakanlıkça açıklanmasını istiyoruz. 
 
 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz