Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Gıdanın lojistik süreçleri Ekonomi ve Lojistik Zirvesi’nde konuşuldu

Ekonomi ve Lojistik Zirvesi, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı üst düzey yöneticileri, lojistik ve reel sektörden 400’ü aşkın katılımcı ile 12 Mayıs 2016’da Hilton İstanbul Bomonti Otel’de gerçekleştirildi. Zirve kapsamında yapılan Gıda ve Soğuk Zincir Paneli’nde ilgi çekici sunumlar paylaşıldı.
 




ekonomi ve lojistik zirvesi"Rekabetçi Ekonomi İçin Güçlü Lojistik" sloganı ile gerçekleştirilen Ekonomi ve Lojistik Zirvesi’nde  Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Birdal, Deniz Ticareti Genel Müdürü Cemalettin Şevli, Dış İlişkiler ve AB Genel Müdürü Bekir Gezer, Tehlikeli Madde ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü İzzet Işık, Karayolu Düzenleme Genel Müdür Yardımcısı Nurhan Tüfekçioğlu bakanlığın lojistik politikaları ve planları üzerinde konuşmalar yaptılar. Zirve’de TİM Lojistik Konseyi Başkanı Bülent Aymen, UTİKAD Başkanı Turgut Erkeskin, UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener ise lojistik sektörünün mevcut durumunu, beklenti ve sorunlarını katılımcılarla paylaştılar. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Mersin Ticaret Odası Başkanı Şerafettin Aşut, Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Eyüp Bartık, İstanbul Kimyevi Maddeler İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Faik Bitlis de Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması için ürünlerini dünyaya diğer rakiplerinden daha hızlı ulaştırması gerektiğini, bunun başarılması için de lojistik altyapı ve hizmetlerinin güçlendirilmesi zorunluluğuna dikkat çektiler.
 
Konuşmacılar, özellikle Çin’in Avrupa’ya daha hızlı ulaşabilmek için projeler ürettiğini belirterek, Gürcistan gibi ülkelerde yapılan liman ve demiryolu bağlantılarıyla, Türkiye pas geçilerek, Karadeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşma planlarının olduğunu ifade ettiler. Türkiye’nin lojistik avantajını kaybetmemesi için kara, deniz, hava ve demiryolu modları arasındaki bağlantıları hızlı şekilde sağlaması gerektiği de Zirve’de vurgulanan önemli konular arasındaydı.
 
LİDER SEKTÖRLERİN LOJİSTİK SÜREÇLERİ TARTIŞILDI 
Ekonomi ve Lojistik Zirvesi’nde taşımacılık oturumlarının yanı sıra reel sektör ile lojistik sektörünün bir araya gelerek güncel gelişmelerin ve beklentilerin paylaşıldığı paralel oturumlar, Tehlikeli ve Kimyevi Maddeler, Perakende ve Dağıtım Lojistiği, Gıda ve Soğuk Zincir Lojistiği, Proje, Ağır Yük ve Enerji Lojistiği, Tekstil ve Hazır Giyim Lojistiği, Otomotiv ve Yan Sanayi Lojistiği başlıkları altında gerçekleştirildi. Bu oturumlarda tekstil, kimya, enerji, petrol, gıda, otomotiv, perakende sektörlerinin büyüme planları, gelecek yatırımları, projeleri ele alınırken, bu süreçte lojistik sektöründen beklentileri de masaya yatırıldı. 
 
1. oturum buzbaşPROFESYONELLER GIDADA SOĞUK ZİNCİR 
LOJİSTİĞİNİ KONUŞTU 
Ekonomi ve Lojistik Zirvesi’nin açılış konuşmalarından sonra başlayan paralel oturumlardan biri Gıda ve Soğuk Zincir Lojistiği Paneli oldu. İki otuurumdan oluşan panelin ilk bölümünün oturum başkanlığını Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Buzbaş yaptı. Oturumda ETİ Gıda Satış, Lojistik ve Operasyonlar Müdürü Bora Tanyel, Hipp Baby Food Tedarik Zinciri Müdürü Erhan Tosun, ERA Pharma Tedarik Zinciri ve İş Geliştirme Başkanı Ercan Andık ve Sunar Grup Tedarik Zinciri Direktörü Serkan Özkanlı.bir konuşma yaptı.
 
GÜVENİLİR GIDA ARZI İÇİN LOJİSTİK ŞART!
Panelde ilk sözü alan Necdet Buzbaş, günümüzde yeterli, dengeli ve temiz gıdaya erişimin çok önemli bir duruma geldiğini belirtirken, gıda ürünlerinin taşınması, raf ömrünün sağlanması ve gıda çeşitliliğinin tüketicilere sunulması noktasında lojistik sektörünün oynadığı role dikkat çekti. Gıdanın ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Buzbaş bu durumun da lojistiğin sürdürülebilirlik özelliğini belirlediğini kaydetti. Sağlıklı gıda tüketimi noktasında gıda çeşitliliğinin kritik bir öneme sahip olduğunun altını çizen Buzbaş, “Bu da lojistiğin uzun mesafeli bir süreç olmasını belirliyor. Örneğin Norveç’te yaşayan bir insanın taze sebze ve meyve ihtiyacı Antalya’dan karşılanabiliyor. Bunun sağlanması için de sağlıklı işleyen, uzun mesafeli bir lojistik operasyon gerekiyor” dedi. Dünyanın en büyük ekonomilerine sahip ülkelerin aynı zamanda en büyük tarımsal ürün üreticisi konumunda bulunduğunu anlatan Necdet Buzbaş, sanayileşmenin tarıma engel olmadığını tam tersine ikisinin bir arada çok iyi götürüldüğünü dile getirdi. 
 
necdet buzbaş zirveDünyada gıda pazarının hacminin 2,5 trilyon dolara seviyelerinde bulunduğunu ve 2020 yılında %3,6’lık artışla 3 trilyon dolara yükseleceğini kaydeden TÜGİS Başkanı Necdet Buzbaş, “2014 rakamlarına göre Türkiye 150 milyar dolarlık bir gıda pazarına sahip. Şu anda %20’lik kur farkından ötürü bu pazarda biraz bir küçülme yaşandı. Dünya ticareti ise 17,9 trilyon dolar civarında. Çin, ABD ve Almanya ihracatta ilk 3’te yer alan ülkeler olarak göze çarpıyor. Ülkemizin dünya gıda ihracatından aldığı pay ise %1’in de altında. Dünyadaki gıda ihracatı ise 1,4 trilyon dolara geldi. Gıda ihracatında ABD (131,2 milyar dolar), Hollanda (87 milyar dolar) ve Almanya (77 milyar dolar) zirvede yer alırken, Türkiye 2014 itibariyle 11 milyar dolarlık ihracat gerçekleşti. Bu rakam geçtiğimiz yıl 10 milyar dolara düştü” dedi.
 
Türkiye’nin coğrafi avantajından dolayı 3-4 saatlik bir uçuşla Avrupa, Kuzey Afrika, Rusya, Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinin bir kısmına ulaşmanın çok kolay olduğuna vurgu yapan Necdet Buzbaş, bu bölgelerde 1,6 milyar insanın yaşadığını ve bu kapsama alanındaki ülkelerin yarıdan fazlasının gıda ithalatçısı durumunda olduğunu belirtti. Buzbaş, bu fırsatların iyi değerlendirilmesi durumunda lojistik açısından Türkiye’nin önemli bir üs olma aavantajına sahip olduğunu sözlerine ekledi. .                
 
KUVVETLİ BİR LOJİSTİK NETWORK’E 
SAHİP OLMAK GEREKİYOR
Necdet Buzbaş’tan sonra konuşan ETİ Gıda Satış, Lojistik ve Operasyonlar Müdürü Bora Tanyel, lojistiğin gıda gibi hızlı hareket eden bir sektörde sağladığı avantajlardan söz etti. ETİ gibi bir firmanın yer aldığı hızlı tüketilen gıda segmentinde rekabetin daha çok bakkallarda ve okul kantinlerinde yaşandığını dile getiren Tanyel, aralarında kendilerinin de bulunduğu 5 binden fazla plasiyer aracının ürünlerini İstanbul’da her gün bu kanallarla buluşturmaya çalıştığını anlattı. ETİ gibi büyük şirketlerin sadece kaliteli gıda üretiyor olmalarının tek başına yeterli olmadığını, aynı zamanda çok kuvvetli bir lojistik network’e de sahip olması gerektiğini dile getiren Tanyel, “Bunun yolu da mikro lojistiği yeniden dizayn etmekten geçiyor. Burada şu hususlar önem teşkil ediyor: Hızlı olmak, taze ürün sunmak, coğrafi yakınlık ve ürün çeşitliliği sunabilmek. Şirket olarak üretimde maliyet odaklı hareket edebiliyoruz ama sahaya çıktığıumızda satış hedeflerinin gerçekleşmesinde en önemli partnerlerden biri olan lojistik birimimizin birinci amacı da servis seviyesini en üst kalitede verebilmek. Bunu sağlamak için de optimizasyon ile servis seviyesi arasında doğru bir dengeyi bulmaya çalışıyoruz. Bu da bize maliyet getiriyor. En basit örnekle soğuk bir ürün taşıdığımızda bunu takip etme, izleme ve ısı koşullarının yerine getirilip getirilmediğinin gözlemlenmesi maliyetine katlanıyoruz” diye konuştu.
 
Bu rekabetçi ortamda lojistik açıdan yaşadıkları sorunlara da değinen Bora Tanyel, en önemli konulardan birinin coğrafi olarak konumlandırmanın geldiğini, fabrikalarından tırlarla ürünlerini distribütörlerine göndermek yerine ara istasyonlar kurmak ve bunları da doğru yerlerde konumlandırmak durumunda kaldıklarını anlattı. Dört farklı mevsime özgü 300 ürünü tüketicilere sunduklarını açıklayan Tanyel, bu ürünleri tek araçla taşımak zorunda olduklarını, bu sebeple teknolojik bazı esnekliklerden yararlandıklarını ve bu noktada tedarikçilerine de yardımcı olduklarını sözlerine ekledi.   
 
katılımcılarHİPP ULUSLARARASI NAKLİYEDE 
EURO 6 KULLANAYA BAŞLADI
Oturumun ikinci konuşması olan Hipp Baby Food Tedarik Zinciri Müdürü Erhan Tosun, “Hipp değerleriyle sürdürülebilir lojistik” başlıklı bir konuşma yaptı. Hipp’in 117 yıllık geçmişiyle dünyanın en büyük organik hammadde işleyicisi olan Almanya Pfaffenhofen merkezli bebek, çocuk, anne besinleri ve anne bebek kozmetiği ürünleri üreticisi olduğunu anlatan Tosun, 70’in üzerinde ülkede satış yapan bir firma olduklarını söyledi. Hipp’in hammadde ihtiyacının sadece %3’ünü Türkiye’den karşıladığını açıklayan Erhan Tosun, Türkiye’ye ise bitmiş ürünün ithal edildiğini aktardı. Konuşmasında sürdürülebilirlik adına gerçekleştirdikleri faaliyetlerden örnekler sunan Tosun, uluslararası nakliyede bu yıl itibariyle Euro 6 motorlu araçlar kullandıklarını, palet üstü dizilimlerinde bir değişikliğe giderek palet üzerindeki ürün sayısını artırarak  toplamda %8 palet tasarrufu sağladıklarını sözlerine ekledi.
 
LOJİSTİK ÜRETİM MALİYETLERİNE 
OLUMLU KATKI YAPIYOR
Sunar Grup Tedarik Zinciri Direktörü Serkan Özkanlı ise sunumunda sağlıklı bir lojistik işleyişin hammaddenin doğru şekilde üretime intikal ettirilmesi, ürünün tüketiciye doğru yer, zaman ve kalitede sunulmasını sağlayarak işletme maliyetine pozitif katkı yaptığını anlattı. Lojistiğin tüm çıktılarının verimlilik üzerine olduğunu aktaran Özkanlı, lojistik sektöründe fark yaratan en önemli bileşenlerin doğru sistem/altyapı ve doğru işgücü olduğunu söyledi. Tedarik edilen girdi malzemelerinin ve üretimden çıkan tüm ürünlerin depolanmasını, sevk edilmesini ve takibini sağladıklarını açıklayan Serkan Özkanlı, “Identity Preservation System (IP) adı verilen tedarik sistemimizin her aşamasını kontrol eden bir sisteme ve bu izlenebilirliği belgeleyen bir sertifikaya sahibiz. Bu sistem ile; tohumların menşeileri izlenmekte ve ürünleri tedarik zincirinin her aşamasında test etmekteyiz. İzlenebilirlik sayesinde depolama, nakliye ve üretim konularında fayda sağlarken ayrıca hammaddelerin sürdürülebilir kaynaktan geldiğini de temin etmemiz açısından çok önemli bir katkı elde etmekteyiz” şeklinde konuştu. 
 
Kurulan sistem ile kamyon veya diğer araçlardaki yığınlardan otomatik ve uzaktan kumanda ile farklı derinliklerden vakum ile homojen numune alımı gerçekleştirdiklerini söyleyen Sunar Grup Tedarik Zinciri Direktörü Serkan Özkanlı, üretim aşamasından sevkiyat aşamasına kadar tüm işlemlerin barkod üzerinden takip edildiğini anlattı. Müşteri taleplerine göre farklı ambalaj ve araçlar ile sevkiyatlar yaptıklarını kaydeden Özkanlı, “Nakliye zayiatımızı %0,002 (yüz binde iki) seviyesinin altında tutmayı başardık. Ayrıca depolama ve yükleme zayiatımızı %0,003 (yüz binde üç) seviyesinin altında tutmayı mümkün kıldık” dedi. Oturumun son konuşmacısı olan ERA Pharma Tedarik Zinciri ve İş Geliştirme Başkanı Ercan Andık da ilaç lojistiğinin aşamaları, soğuk zincir ve ilaç lojistiğinde öne çıkan parametrelere ilişkin son verileri paylaştı.
 
soğuk zincir 2. oturum2,5 MİLYAR KUTU İLAÇ TEDARİKTE
Oturum başkanlığını Eker Süt ve Süt Ürünleri Lojistik Müdürü Selçuk Tekin’in yaptığı Gıda ve Soğuk Zincir Lojistiği Paneli’nin ikinci oturumunda Özgörkey Gıda (Feast) Tedarik Zinciri Müdürü Osman Toygar, Yörsan Depolar ve Operasyon Müdürü Necip Gülaç ve UCB Pharma A.Ş. Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi TZY Kıdemli Müdürü Dr. Emre Göllü birer konuşma yaptı. Oturumda ilk konuşmayı yapan Dr. Emre Göllü, “İlaç lojistiği ve soğuk zincir” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Türkiye’de ilacın değer ve tedarik zinciri hakkında açıklamalar yapan Göllü, yılda 2,5 milyar kutu ilacın tedarik zincirinde bulunduğunu bildirdi. İlaç lojistiğinin sektörel hacminin 200 milyon dolara ulaştığını belirten Güllü, bu sektörde soğuk zincirin 2-8°C’de depolama ve taşıma koşullarını sağlaması gerektiğini işaret etti. İlaç sektöründe biyoteknolojik ürünlerin öne çıkmasının soğuk zincirin önemini artırdığını kaydeden Göllü, 2023 hedefleri çerçevesinde ilaç ve lojistik sektörleri arasında ortak bir sinerjinin oluşturulabileceğini anlattı.
 
ZİNCİRİN HER AŞAMASINDA RİSK VAR
Dr. Emre Göllü’den sonra konuşan Özgörkey Gıda (Feast) Tedarik Zinciri Müdürü Osman Toygar ise, soğuk zincirin gıda lojistik hizmeti veren firmaların dikkat etmesi gereken en zaruri konulardan birisi konumuna geldiğini ve bu nedenle soğuk zincirin üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda kırılmaması ve tüm operasyonun hijyenik şartlarda yapılması gerektiğini ifade etti. Tedarik zincirinin herhangi bir aşamasında soğuk zinciri kırılmış gıdanın, güvenli gıda olarak nitelendirilemeyeceğini, nihai tüketicinin ürünü marketten satın aldıktan sonraki soğuk zincir kırılmasının da sağlık açısından büyük risk oluşturdurduğuna dikkat çeken Toygar, “Zincirin her aşamasında risk vardır. Bu risk hem gıda güvenliği hem de soğuk zincir kayıpları açısından söz konusudur. Ayrıca, çok noktalı (parsiyel) teslimat planında araç içi sıcaklıktaki yaşanan dalgalanma da önemli risk faktörlerindendir” diye konuştu.
 
YÖRSAN’DAN ‘BENİ SERİN TUT PROJESİ’
Oturumun üçüncü konuşmacısı olan Yörsan Depolar ve Operasyon Müdürü Necip Gülaç, soğuk zincir lojistiğindeki zorluklar ve çözümlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Soğuk zincirin Yörsan açısından olmazsa olmaz bir konumda olduğunu aktaran Gülaç, “Bu sebeple firma olarak 2016 yılı başı itibariyle ‘Beni Serin Tut Projesi’ni başlattık. Kritik kontrollerin belirlenmesi, fabrikadan son kullanıcıya kadar uydudan dereceleri takip edilmesi ve bunlarla ilgili alarm sistemlerinin oluşturulması gibi uygulamaları hayata geçirdik. Bunların tamamı ürünlerinin çabuk bozulmaması ve lezzetinin korunması amcıyla yapılıyor” dedi.   
 
 
   
 
 
  
 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz