Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Gıda sanayinin konuşan yüzü: Ambalaj

Gıda ve içecek sanayinde kullanılan ambalajlar, ürünleri koruma ve saklamanın yanı sıra albeni yaratmaları ve tüketicilerle doğru iletişimin kurulabilmesi açısından kritik öneme sahipler




Pet şişeİmalat sanayi yeni üretim tesisleri kazandıkça Türkiye ambalaj sektörü de yeni talepleri karşılamak için ambalaj pazarı gelişmiş AB ülkelerinden daha hızlı bir gelişim gösteriyor. Türkiye ambalaj sektörü 2015 yılında 20 milyar dolar pazar büyüklüğüne ulaştı. 180 ülkeye 1,7 milyon ton ambalaj ihracatı gerçekleştirildi ve 3,7 milyar dolarlık ihracat geliri elde edildi. 2015 yılında ambalaj sektörünün dış ticaret fazlası 595 milyon dolar oldu ve dış ticaret açığının kapanmasına sağladığı katkıyı artırarak sürdürdü.  Bununla birlikte sektör 2015’te kilo başına 2,16 dolar olan ihracat birim fiyatı ile Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde bir performans gerçekleştirdi.
 
İstanbul Sanayi Odası'nın 'Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2015' araştırmasına göre, İSO 500 listesinde bu yıl 17’si Ambalaj Sanayicileri Derneği üyesi olmak üzere toplam 29 ambalaj sektörü firması yer aldı. İSO 500 listesinde yer alan Türkiye’nin en büyük ambalaj üreticilerinin üretimden yaptıkları satışlar bir önceki yıla göre yaklaşık ,37 arttı. 2016 yılının ilk 3 ayında 942 milyon dolar ihracat geliri elde eden sektör, 804,6 milyon dolar ithalat gerçekleştirdi. Katma değerli üretime odaklanarak istikrarlı büyümesini sürdüren Türkiye ambalaj sanayi üç aylık dönemde toplamda 137,5 milyon dolar dış ticaret fazlası verdi. Bu yılın ilk 3 ayında sektörün gerçekleştirdiği ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine göre miktar olarak %29 artarken değer olarak yükseldi. Sektörün 2016 yılında 4 milyar doların üzerinde ihracat geliri elde etmesi hedefleniyor.
 
AMBALAJLARIN YARISI GIDA SEKTÖRÜNDE KULLANILIYOR
Türkiye'de üretilen çeşitli tarım ve gıda ürünleri pazarlanmasında, özellikle de ihraç mallarında, ambalaj giderek daha önemli bir yer tutuyor. Dünya Ambalaj Örgütü - WPO’nun verilerine göre; 2016 yılında 820 milyar dolar pazar büyüklüğüne ulaşması beklenen ambalaj sektörü üretiminin yaklaşık %50’sini gıda ve içecek ürünleri oluşturuyor. Türkiye’de de benzer bir oran karşımıza çıkıyor. Refah düzeyinin, rekabetin ve tüketici beklentilerinin artmasıyla ambalajlı gıda ürünlerine talebin önümüzdeki yıllarda artarak devam etmesini bekleniyor. Günümüzde ambalaj ile gıda ve içecek sektörü birbirinden ayrı düşülemeyecek bir yapı kazandı. Gıda güvenliğinden pazarlamaya, markalaşmadan israfa, ihracattan tüketici ürün ilişkisine uzanan geniş bir yelpazede bu iki sektör birbirini besliyor ve ileriye götürüyor.
 
Uluslararası araştırma şirketi Smithers Pira'nın verdiği son rakamlara göre; Avrupa'da 2015-2020 tarihleri arasında paketlenmiş gıda ve içecek tüketiminde gerçekleşecek yıllık %3 artışla; 2020 yılında 953 milyar paketlenmiş gıda/içecek tüketiminin gerçekleşeceği öngörülüyor. Yine Smithers Pira'nın verilerine göre; 2018 yılında 1 trilyon dolar pazar büyüklüğüne ulaşması beklenen ambalaj sektörü üretiminin yaklaşık %50’sini gıda ve içecek ürünleri oluşturuyor. Gıda ambalajlama talebine ilişkin orta vadeli tahminlere gelince; bu kategoride 2018 yılına kadar ortalama %3,4 büyüme oranı olacağı öngörülüyor. Bu da segmentin 2018 yılında yaklaşık 284 milyar dolar değerine ulaşacağı anlamına geliyor. Yine aynı dönem boyunca içecek ambalajlama tüketiminin 2018 yılına kadar 102 milyar dolar değerine ulaşarak yıllık ortalama %3,3 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.
 
BEBEK MAMALARI HIZLI BÜYÜYECEK
Pazar araştırma şirketi Euromonitor International'ın açıkladığı 2015 Ambalajlı Gıda Raporu araştırma verilerine göre ilgi çekici bir başka tahmine göre, önümüzdeki beş yıl içerisinde ambalajlı gıda pazarında en hızlı büyüyen kategori bebek maması olacak. 2019 yılına kadar bu kategorinin %7,8 yıllık bileşik büyüme oranı sergileyeceği tahmin ediliyor. Bu büyümede en büyük pay ise küresel mali krizin ekonomik büyüme üzerinde ciddi bir etkisinin görülmediği gelişmekte olan bölgelerin pazarlarında olacak. Bu bölgelerde doğum oranlarının oldukça yüksek olduğuna dikkat çekilen raporda; tek çocuk politikasına rağmen Çin'in de bu büyümede oldukça önemli miktarda payı olacağı kaydediliyor. Türkiye’de de benzer bir oran karşımıza çıkıyor. Yaklaşık 18 milyar dolar büyüklüğüne ulaşan Türkiye Ambalaj Sanayi toplam pazar payının yarısını gıda ve içecek sektörleri için üretiyor. Benzer bir dağılımı kişi başı tüketimde de görmek mümkün. Sadece 2000’li yılların başından bu yana 3 kattan fazla artan kişi ambalaj tüketimi bugün 220 dolar seviyelere ulaşmış durumda. 
 
AYNI ZAMANDA HİJYENİK
Ambalajı; gıdaların raf ömrünü uzatmak, uygun koşullarda depolanmasını sağlamak ve gıdaları tüketiciye ulaşıncaya dek diğer bulaşanlardan koruyabilmek ve hijyen sağlamak için vazgeçilmez bir ürün olarak tanımlayan AMBALAJ Sanayicileri Derneği (ASD) Genel  Sekreteri Aslıhan Arıkan, ileri teknolojinin kullanılmasıyla gelişen ambalaj sektörünün, gıda ürünlerinde hem sağlık hem de ürünün fonksiyonel olarak kullanımı açısından önemli kolaylıklar sunduğunu belirtiyor. Türkiye’de gıda ile temas eden malzemelerin sahip olması gereken şartların, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nde yer alan ambalaj ve ambalajlamaya yönelik kuralların sağlanarak yerine getirildiğine dikkat çeken Arıkan, “Temel şart; Türk Gıda Kodeksi’nde yer alan tüm gıda maddelerinin ambalajlanmasının zorunlu olmasıdır. Teknolojideki gelişmelerle hemen her türlü ambalaj malzemesi gıda ambalajı olarak kullanılabiliyor. Plastik, cam ve metal esaslı materyalleri en fazla kullanılan ambalaj malzemeleri olarak dikkat çekiyor. Ayrıca kâğıt/karton, alüminyum folyo ve plastik filmler gibi farklı özellikteki ambalaj malzemelerinin bir araya getirilmesiyle elde edilen kompozit ambalaj da gıdaların ambalajlanmasında sıkça kullanılmaktadır” diyor.
 
MARKALARA VE ÜRÜNLERE DEĞER KATIYOR
Rekabetin yoğun olduğu pazarlarda ürünlerin giysisi olan ambalaj, markalara ve ürünlere değer katıyor. İşlevi, tasarımı ve cazibesiyle rafta bir satış görevlisi işlevini gören ambalaj, tüketicilerin satın alma kararlarında birebir etkili oluyor.  Markalar, daha çevreci, akıllı ve inovatif ambalaj tasarımlarıyla rekabette bir adım öne geçiyor. Günümüzün rekabet koşullarında ambalajsız ihracat yapmak mümkün değil. İçindeki ürünü saran, saklayan ve sattıran ambalaj, ürünleri tüketicilere ulaştırmanın en önemli aracı, küresel iş yapma sürecinin de en önemli unsurlarından biri haline geldi. Ambalajlı ürünlerin hijyen ve sağlık açısından da insanlara verilen önemin de göstergesi olduğuna vurgu yapan ASD Genel Sekreteri Aslıhan Arıkan, ambalajın ürünü izlenebilir hale getirdiğini ve kayıt dışını ortadan kaldırdiğini söylüyor. 
 
Özellikle gıda maddelerinin bozulmadan taşınması ve tazeliğinin korunarak daha uzun süre saklanmasının ambalaj sayesinde mümkün olabildiğini, bu bakımdan ambalajın israfın önlenmesi açısından oldukça önemli rol oynadığını vurgulayan Arıkan, “Ambalaj tüketiminin yüksek olduğu gelişmiş ülkelerde, örneğin Batı Avrupa’da, ambalajlama sayesinde gıdaların sadece %2-3’ü israf oluyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Toprak Mahsulleri Ofisi koordinasyonuyla 2013 yılında başlatılan ‘Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası’ sayesinde günde 1 milyon 50 bin, yılda ise 384 milyon adet ekmek çöpe atılmaktan kurtarıldı. Ekmeği doğru ambalajlayarak ve tüketici taleplerine uygun şekilde porsiyonlara ayırarak, sadece bir yıl içerisinde Türkiye ekonomisine toplamda 2,8 milyar liralık katkı sağlamak mümkün oldu” şeklinde konuşuyor. 
 
DOĞRU AMBALAJ SEÇİMİNİN ÖNEMİ
Ambalaj malzemesinin kalitesi ve ambalaj tasarımının katkısız gıda ürünleri sunabilmek için de çok önemli. Piyasaya ambalajlı ürün süren firmaların, maliyetlerinin ortalama %2 - 5’ini oluşturan ürün ambalajlarını seçerken hassas olmaları gerekiyor. Böylece, doğru ambalaj uygulamaları sayesinde çok daha maliyetli olan gıda katkı maddelerini kullanmak zorunda kalmayarak, tüketicilere ürünlerini daha doğal ve daha sağlıklı bir şekilde ulaştırabilirler. Şarküteri ürünlerinin ambalajlanmasının uzmanlık ve teknoloji gerektirdiğine dikkat çeken Aslıhan Arıkan, “Örneğin şarküteri ürünlerinin daha az katkı maddesiyle daha uzun raf ömrüne sahip olabilmesi için özel bariyer katmanlı ambalajlar kullanılması gerekiyor. Poliamid bariyer katmanlı bu yeni nesil fleksibıl ambalaj malzemeleri üreten tesis sayısı dünyada çok sınırlı. Türkiye ambalaj sanayi olarak bu yetkinliğe sahip olmanın ve dünyayla rekabet edebilmenin gururunu yaşıyoruz1 diyor. 
 
Gıda güvenliğinde doğru ambalajın seçimi çok önemli. Buna en güzel örneklerden biri de ketçap. ASD Genel Sekreteri Aslıhan Arıkan, eğer bir marka sahibi katkı maddesi içermeyen ketçap ürününü plastik şişede tüketicilerle buluşturmak istiyorsa, çok katlı, ko-ex yapıda bariyerli plastik ketçap şişeleri tercih etmesi gerektiğini belirtiyor. EVOH (Etilen Vinil Alkol) denilen bariyer katman sayesinde, oksijen geçirgenliği engellenerek ketçapın bozulmamasının sağlandığını kaydeden Arıkan, “Böylece katkı maddesine gerek kalmıyor. Katkı maddeleri olmadan ketçapı uzun süre koruyor ve saklıyoruz. Daha sağlıklı gıda için doğru ambalaj çözümü önerebiliyoruz” ifadelerini kullandı.
 
GIDA AMBALAJLARI AKILLANACAK
Gıda üretimi ve ambalajlanması alanındaki son gelişmelerle geleneksel ambalajlama teknolojilerinin yerini, yeni nesil fonksiyonel ambalaj (aktif ve akıllı) teknolojileri almaya başladı. Gerek gıda güvenliğinin artırılması ve gerekse gıdaların raf ömrünün uzatılması için büyük önem taşıyan aktif ve akıllı ambalaj teknolojilerinin yakın bir gelecekte üretim maliyetlerinin düşürülmesiyle daha yaygın bir biçimde kullanılması bekleniyor. Türki̇ye Bi̇li̇msel ve Teknoloji̇k Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) da bu ihtiyaçlardan yola çıkarak teknoloji firmaları ve üniversitelere yönelik Akıllı/Aktif Ambalaj Malzeme ve Teknolojilerinin Geliştirilmesi Çağrısı yayımladı.
 
Çağrıyla, bozulmuş bir ürünün önceden fark edilebilmesinin sağlanması için akıllı ambalajlama ile raf ömrü boyunca ürün kalitesini ve dış ortam durumunu gösterebilen sistemlerin geliştirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca aktif ambalaj kullanımı ile ürün kalite ve raf ömrünün uzatılması, gıda güvenliğinin sağlanması ve böylece pazardaki rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. Çağrı kapsamında, konuyla ilgili sanayi kuruluşlarının, iç tüketim ve ihracata yönelik akıllı ve aktif ambalajların geliştirilmesini hedefleyen Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi planlanıyor.
 
Desteklerden yararlanabilecek proje konularından bazıları şöyle:
– Gıdaları uzun süre iyi muhafaza edecek akıllı ve aktif ambalajlama teknolojilerinin geliştirilmesi
– Tutucular (oksijen, karbondioksit, nem, etilen ve benzeri) ve salıcılar (etanol, antimikrobiyaller, antioksidanlar, koruyucu maddeler, kükürtdioksit ve benzeri) içeren aktif ambalaj sistemleri
– Sensörler (gaz sensörleri, biyosensörler ve benzeri), indikatörler (tazelik, sızıntı, patojen, sıcaklık ve zaman kontrolü, metabolik ürünler ve benzeri)
– Kendi kendini ısıtan/soğutan ambalajlar
– Mikrodalga susceptor sistemleri
– RFID etiket uygulamalarını (lojistik takip, izlenebilirlik vb) kapsayan sistemlerin geliştirilmesi
– Biyobozunur ambalajların aktif ve akıllı ambalaj sistemleri ile entegrasyonu
– Akıllı ambalaj üretimine yönelik mikroçip sistemleri ve nano-malzeme uygulamaları
– Soluyabilen filmler.
 
KİMYASAL İÇERMEYEN GIDA AMBALAJI GELİYOR
İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Gıda Mühendisliği Bölümü, gıda ambalajlarındaki kimyasal tehlikeye karşı harekete geçti. Kimyasal madde içermeyen, sağlıklı ve düşük maliyetli ambalajlar geliştirmek için çalışmalarına hız verdi. İstanbul Aydın Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gülay Baysal, ambalajların gıda ile temas ettiğinde reaksiyona geçerek yapısındaki insan sağlığına zararlı maddeleri gıdaya geçirmemesi, gıdanın tadını, görüntüsünü ve kokusunu etkilememesi gerektiğini vurguladı. Kullanılacak ambalajların yüzeyinin kir tutmayan ve mikroorganizma üremesine karşı savaşabilme özelliğine sahip bir yapıda olması gerektiğini belirten Baysal “Gıda ambalajlarında kullanılan kimyasallar, ambalajların yıkamaya veya sıcaklığa maruz kaldıklarında beyin tümörü, kanser ve diyabet gibi çeşitli hastalıklara yol açıyor. Bu kimyasalların başında ise başlıca plastik ambalajlarda kullanılan ‘bisfenol’ gelmektedir. Bu sebeple gıda ile temas eden madde ve malzemeler kesinlikle sağlığa zararlı olabilecek hammadde ve yardımcı maddelerden üretilmemeli. Sıcaklık değiştikçe zamanla gıdaya geçmemelidir” dedi. 
 
İAÜ’de düşük maliyetli gıda ambalajı üretimleri için çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünün altını çizen Yrd. Doç. Dr. Gülay Baysal şunları söyledi: “İstanbul Aydın Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nde yapmış olduğumuz çalışmalarla sentetik polimerlerden ve kanserojen kimyasallardan uzak, tamamen biyouyumlu ve biyobozunur malzemeler kullanarak tüketiminde sağlık riski taşımayan düşük maliyetli, anti-bakteriyel gıda ambalajları üretme çalışmalarını sürdürmekteyiz. Bu konuda patent başvurularına en kısa zamanda başvurmayı hedefliyoruz.”
 
AMBALAJ SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI
 
· Türkiye’de halen pek çok gıda maddesinin ambalajsız olarak açıkta satılması.
· Kayıt dışı üretim.
· Nitelikli ara mal üretimi başta kâğıt/karton ambalajda olmak üzere sektörün geneli için bir ihtiyaç. 
· Türkiye’deki pek çok sektörün ortak sorunu olan markalaşamama ve bu nedenle dış pazarlarda Türk ürünleri ile ilgili oluşan düşük kalite algısı.
· AR-GE altyapısı olan firmaların sayısının az olması.
 
 
 
 
 
 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz