Banner
Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Prof. Dr. Taner Berksoy: 2018’i yüzde 2 büyümeyle kapatacağız

Kahvaltı Sohbetleri’nin Kasım ayı toplantısında konuşan Piri Reis Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Ekonomist Prof. Dr. Taner Berksoy, bu yılın dördüncü çeyreğinde büyümenin yüzde 2’ler seviyesine indiğini söyledi.
 




Taner BerksoyEurofins Turkey Yönetim Kurulu Başkanı ve dergimizin Bilimsel Yayın Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Pala tarafından organize edilen ve Türkiye gıda sanayinin önde gelen isimlerinin katıldığı 2018 - 2019 döneminin ikinci “Kahvaltı Sohbetleri” toplantısı, 6 Kasım Salı günü İstanbul Ataşehir’de bulunan Mardinliler Eğitim ve Dayanışma Vakfı (MAREV) Sosyal Tesisleri’nde yapıldı. Etkinlikte; Piri Reis Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Ekonomist Prof. Dr. Taner Berksoy, “Türkiye ekonomisine genel bakış” konulu bir konuşma yaptı.
 
Toplantının açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Pala, öğrencilerinin Prof. Dr. Taner Berksoy’u “iktisadı bizlere sevdiren hoca” olarak tanımladığını belirterek, bir üniversite hocası için en önemli mutluluğun yıllar sonra bile öğrencileri tarafından hatırlanarak, sevgi ve saygıyla anılması olduğunu söyledi. Bir akademisyenin hak etmediği notu öğrencisine vermemesi gerektiğine vurgu yapan Pala, “Öğrencisine hak etmediği notu veren bir hoca belki o an için öğrenciyi sevindiriyor, ama böylece öğrenci hocaya borçlanmış oluyor. Hocasına borçlu kalan öğrenci de ileride hocasına saygı duymuyor. Bu hocalıkta çok önemli bir konudur. Başka bir tanımlama ile hoca öğrenciye karşı adaletli olmalı, ama hak etmediği notu da vermemelidir. Ege Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve nihayet şimdi de Haliç Üniversitesi’ndeki derslerimde böyle davranıyorum. Öğrenciye iyi ders anlatacak, öğretmeye çalışacaksın, bunun karşılığında da onlardan derslerine çalışmalarını bekleyeceksin. Bu durum tölerans gösterilecek bir konu değildir. Çünkü bunun ne kendilerine ne de ülkemize yararı olmayacaktır.  İşte Sayın Berksoy da yıllardır böyle yapıyor. Çok sayıda öğrenci yetiştirdi ve bu özelliği sebebiyle çok sevilmektedir. Ayrıca yaptığı televizyon programlarıyla da ekonomi konusunda yıllardır halkımızı bilgilendirmiştir. Ekonominin ana gündemimiz olduğu günlerde bizlerle birlikte olmasından dolayı çok mutluyuz. Bu vesileyle bir kez daha Sayın Hocamıza teşekkür ediyor ve sözü kendisine bırakıyorum” dedi. 
 
Taner Berksoy ve Mehmet Pala“Ekonomimiz dünyadaki gelişmelerden etkileniyor”
Türkiye ekonomisinin büyük ölçüde dünyadaki gelişmelerden etkilendiğini belirterek sözlerine başlayan Profesör Taner Berksoy, dünyanın 2008 yılında büyük bir ekonomik krizin eşiğinden döndüğünü söyledi. Söz konusu bu krize küreselleşmenin yol açmadığını anlatan Berksoy, “Türkiye, Rusya ve bazı Latin Amerika ülkelerinde de krizler yaşandı. Aslında bunlar birer ekonomik kriz değildi, bir türbülanstı. Daha çok iktisat politikalarını yönetenlerin hatalarından kaynaklanmıştı. Ancak 2008 yılında yaşanan kriz sistemin tam göbeği olan ABD’de patlak verdi ve çabuk yayıldığı için tahribatı da büyük oldu. Toparlanması da hayli sıkıntılı oldu” diye konuştu. Bugün dünyada ABD Başkanı Trump’tan kaynaklanan bir riskin olduğuna dikkat çeken Berksoy, “Çevre ülkeler başta olmak üzere pek çok ülke açısından Trump risk üretiyor ve bu herkese bulaşıyor. Aslında bu Trump’a has bir durum değildir, küreselleşmenin gerekli tatmini sağlamamasından kaynaklanmaktadır. Gelir dağılımının önemli ölçüde bozulması ve çalışan kesimin geri plana itilmesiyle bu durumu açıklayabiliriz. Zaten dikkat ederseniz küreselleşme sürecinin karşıtları oluşmaya başladı. Çünkü siyaset bu tatminsizliği kullanmayı sever. Avrupa’da en az 3-4 ülkede popülist iktidarlar var” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.
 
“Tasarruf edemediğimiz için kaynak yaratamıyoruz”
Türkiye’nin iki açıdan dışarıya bağımlı olduğunu belirten Taner Berksoy bunları dış kaynak ve ihracat yapılan pazarlar olarak sıraladı. Türkiye’nin tasarruf edebilen bir ülke olmadığı için kaynak yaratamadığına dikkat çeken Berksoy, hedef pazarlarda yaşanan sıkıntıların ihracatı yavaşlattığını ve cari açık dengesini bozduğunu ifade etti. 2008 krizinin patlak vermesiyle ABD Merkez Bankası’nın paranın musluğunu açtığını ve 2016 yılına kadar dünyaya 4,5 trilyon doları dağıttığını anlatan Berksoy, “Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan birçok ülkeye bu paralar gitti. Bu paralar ülkeler tarafından çeşitli kalemlerde kullanıldı. 2016 yılında ABD Merkez Bankası dağıttığı parayı küçültme kararı aldı. Bu da bizim gibi ülkelerden sistemli şekilde doların çıkmasına yol açtı” dedi. “Yani dolar orijinal memleketine, Amerika’ya dönüyor” diyen Berksoy, “Dolayısıyla bizim türümüzde ülkelerde özellikle kurun yukarıya doğru bir tırmanışı oldu. Yani dışarıda oluşan talep doları yukarıya çekti. Bizimle beraber bütün ülkelerde dolar değer kazandı. Bu durum faizi de yukarı itti. Bununla birlikte dünyada ve de ülkemizde büyük bir borçlanma dinamiği var. Bu borç büyüklüğü yaklaşık 164 trilyon dolar. Bu da dünya gayri safi milli hasılasının yüzde 225’ine tekabül ediyor. Yani müthiş büyüklükte bir borç batağından söz edebiliriz. Yani sıkıntılı bir dünya var ve biz de bunun içindeyiz” diye konuştu.
 
“Yüksek ve katı bir enflasyonumuz var”
Türkiye’de enflasyonun oldukça yüksek ve katılaşmış vaziyette olduğunu belirten Prof. Dr. Taner Berksoy, bunun en son örneğinin 5 Kasım 2018 tarihinde açıklanan tüketici fiyat endeksi olduğunu ve endeksin yıllık yüzde 25 olarak beyan edildiğini dile getirdi. Bu oranın çok yüksek olduğunu işaret eden Berksoy, “Bu kadar yüksek enflasyon gelişmemiş ya da az gelişmiş bazı Afrika ülkelerinde görülüyor. Enflasyonla birlikte büyümede de sorunlar yaşıyoruz. Biz ülke olarak büyümeyi özendirmediğimiz sürece görece düşük hızla büyüyen bir ülkeyiz. Dolayısıyla enflasyonla büyüme arasındaki zıtlık buradan kaynaklanıyor. Enflasyonu yavaşlatmaya karar verdiğinizde frene basmanız gerekiyor. Bunun anlamı da kamu harcamalarının kısıtlanması demektir. Bunu yaptığınız zaman da büyüme yavaşlar. Büyümenin yavaşlaması da işsizliği artırıyor. Bunu bir siyasi kadro yapamaz. Çünkü biz hemen hemen 14-15 ayda bir seçil yapıyoruz ve iktidarın seçmene mutlaka bir şey vermesi gerekiyor. Kim iktidara gelirse gelsin aynısını yapıyor. Bu da enflasyon üretiyor. İktidar Haziran seçimlerine giderken ortaya çıkan yüzde 7 küsurluk büyümeye çok fazla yaslandı” diye konuştu. 2018’in içinde bulunduğumuz dördüncü çeyreğinde büyümenin yüzde 2’ler seviyesine indiğini düşündüğünü kaydeden Taner Berksoy, “Bu bağlamda 2019 zor bir yıl olacak gibi görünüyor. Enflasyonu mutlaka dizginlememiz gerekiyor. Bu da yavaş büyüme anlamına gelir. Kriz var deniyor ama teknik olarak bakılırsa kriz yok, çünkü büyüme oranları hala pozitif seyrediyor. Biz ekonomistler ekonominin üst üste iki çeyrek küçüldüğü zamanlarda kriz var diyebiliyoruz” dedi. 
 
Öğrencilerine iktisadı sevdiren hoca
Prof. Dr. Taner Berksoy 1943 yılında Gaziantep’de doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdikten sonra Cambridge Üniversitesi’nde Yüksek Lisans ve Doktora eğitimini tamamladı. Sırasıyla Hacettepe, Marmara, Bilgi, Bahçeşehir, Okan ve Pîrî Reis Üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalışmış olan Berksoy, Bölüm Başkanlığı, İİBF Dekanlığı ve SBE Müdürlüğü olmak üzere birçok akademik / idari görev üstlendi. İktisadi büyüme, kalkınma iktisadı, makro iktisadi denge ve Türkiye Ekonomisi üzerine birçok bilimsel eseri bulunan Berksoy. uzun yıllar Cumhuriyet ve Radikal Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Ocak 2011’den beri Dünya Gazetesi’nde köşe yazarı olarak ekonomi yazılarına devam eden Taner Berksoy, çeşitli radyo ve televizyon programlarına yorumcu olarak katılmıştır. 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz