Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Zor bir yılın ardından

Necdet Buzbaş
Yönetim Kurulu Başkanı 
Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) 
 




Market sepetiYeni yıl geldi gelecek derken 2019 yılından ilk ayı bitirdik bile. Çokça birşeyler kaçırmadık; yeni kararlarımızı, heyecanlarımızı ve hayallerimizi gerçekleştirmek için dolu dolu onbir ayımız daha var. Yeni yılın mutluluklar ve güzellikler getirmesini diliyorum. 2019 yılının başarılı geçmesine yardımcı olur kanaatiyle 2018 yılının yaşanmışlıklarına bir göz atmanın yararlı olacağına inanıyorum.
 
1990’lı yılların başında ağırlık kazanan dünya ülkeleri ticaret serbestisi küreselleşme, son yıllarda ayrışma dönemine giriyor. Çin ve ABD arasındaki “ticaret savaşları” olarak adlandırılan karşılıklı ticari engeller, tüm dünyada hızla kötüleşme eğilimi gösteriyor, jeoekonomik gerilimler artarak sürüyor. Ticaret savaşlarından ülkemiz de payını alıyor. ABD ile çelik sanayindeki restleşmeler gıda ürünlerine kadar uzanıyor. Petrol türevleri, mekanik aksam vb. ithal ettiğimiz ürünlerde vergiler artırılırken, kuru yemişlerde (özellikle badem) %5 olan gümrük vergisi ’a, pirinçteki gümrük vergisi %20’den %25’ e yükseltiliyor. 
 
Çin ve ABD’nin dünya ekonomisinde ayrıcalıklı yerleri var. Çin’in dünya ekonomisindeki payı , küresel büyümeye 2018 yılında yaptığı katkı %30. Dolayısiyle Ticaret Savaşları tüm dünya ekonomisini yakından ilgilendiriyor, etkiliyor, Ülkemizi de… 2018 yılı Çin’in büyümesi %6.6, 1990 yılından bu yana en düşük büyüme oranı, ihracatı %9.9, ithalatı .8 artmasına rağmen 2013 yılından beri en düşük dış ticaret fazlası veriyor. Ülkemiz dışında yaşanan bu ekonomik dalgalanmaların etkisi dolaylı yollardan olumlu veya olumsuz yanlarıyla bizi de etkiliyor:
 
- Küresel ekonomideki küçülme ihracat pazarlarımızda zorlanmalar ortaya koyabilir.
- Çin’in ABD’den daha fazla soya alma sözü, fiyatları yukarı doğru baskılar.
- Ekonomilerdeki küçülme, petrol fiyatlarının artmayacağına işaret eder.
- 2018 öncesi son üç yıl azalış gösteren CO2 emisyon oranı, 2018 yılındaki artışın ardından yine azalış gösterebilir.
- ABD ile yapılacak bir Serbest Ticaret Anlaşmasıyla karşılıklı konulan vergiler kaldırılıp dış ticaret hacmi artırılabilir.
- İngiltere’nin Brexit sorununu çözümlemedeki tercihi ihracatımızı yakından ilgilendirmektedir.
 
a) Anlaşmasız Ayrılma; Türkiye 3 ncü Dünya ülkeleri kategorisinde değerlendirilecek, gümrükler ile ilgili tüm avantajlarımız yitirilecek.
b) Anlaşmalı Ayrılma; Serbest Ticaret Anlaşması imzalanarak AB’ den ithal ettikleri bir çok gıda ürünü ikame edilerek ihraç imkanımız artacak.
 
Kısa bir dünya turundan sonra ülkemize dönelim. 2018’in ilk altı ayında çoğu sektörlerde olduğu gibi gıda sektöründe de büyüme yönlü bir hareketlilik vardı. İlk yarıda yüzde 2’lik bir büyüme kaydedildi. Bu büyümenin ’u fiyat artışlarından, %4.2’si de yeni ürün lansmanlarından kaynaklı. İyimser başladığımız yılın ilk yarısı yaz döneminin getirdiği olumlu havayı da soluyarak büyümesini sürdürürken yılın son çeyreğine ulaşmadan Ağustos ayında ülke ekonomisindeki türbülansa kapıldı. Döviz ve faizin kur merkezli saldırılarla yükselişi ve enflasyondaki artış gıda sanayini hazırlıksız yakaladı.
 
Enflasyonun kontrol dışı yükselişi maliyet enflasyonunu da beraberinde getirdi. Önceleri TÜFE ile Yİ- ÜFE oranları arasındaki fark kabul edilebilir ölçülerde iken son bir iki ay gibi kısa bir sürede 10 puanlık farklılığa ulaştı, maliyet enflasyonu katlanabilir olmaktan çıktı. Enflasyonla topyekün mücadele kampanyası gereği kuruluşların ürünlerine zam yapma gereklilikleri bir süre ertelendi. Yaşanan bu türbülansı yumuşak geçişle atlatmaya çalışan mali yapısı güçlü şirketler yanında olumsuz etkilenenler ya konkordato ilan ettiler veya el değiştirdiler. Yıl sonu itibariyle gıda enflasyonu ÜFE %31.11, TÜFE %25.11 olarak dengelendi. 2018 yılı ham madde temini bakımından zor bir yıl oldu. TÜİK verilerine göre bitkisel üretimin her alanında azalma oldu. 68.4 milyon ton olan tahıl üretimimiz 65.5 milyon tona geriledi. Yaşanan kuraklık yanında, dolu, sel, hortum ve don gibi doğal afetler sebze ve meyve üretiminde de ciddi gerilemelere neden oldu.
 
GIDA SEKTÖRÜNDE NELER YAŞANDI?
Sektörde kıvanç verici gelişmeler de yaşandı. Süt üretimi 20.7 milyon ton ile çıkışını sürdürürken, un ihracatında 3.5 milyon ton üretim ile dünya birinciliği, Japonya’ya domates suyu ihracatında her on litrenin yedisi, ABD’ ye zeytinyağı ihracatında değer bazında %20’ ye varan artış, Japon makarna üreticisi Nisshin Seifun’un Ankara’daki tesisinde ürettiği makarnaları tüm Japonya’ya ihracatı, Ferraro’ nun Nutella markasıyla dünya lideri olduğu krem çikolata segmentinde Ülker’in Çokokrem markasıyla dünya ikinciliği.
 
2018 yılında gıda sektörü ile ilgili en çok konuşulan konular; şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, buğday ve ekmek, kırmızı et ve gıda enflasyonu oldu.
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi yıllardır gündemde yer işgal etti. Bir ikisi özelleştirildi, bir kısmındaki Türk Şeker’in azınlık hisseleri devredildi. Bu kez yirmi üç fabrikanın on dördü özelleştirilerek ciddi bir adım atıldı. Bu özelleştirme işleminden 4.6 milyon TL gelir elde edildi. 4634 sayılı Şeker Kanunu’nda olarak belirlenmiş nişasta bazlı şekerler kotası bu arada alel acele Meclis’ teki torba yasa içinde yer bularak %5’ e çekildi. Buğday ve ekmek günlerce gündem konusu edildi. Yaşanan kuraklık nedeniyle sadece ülkemizde değil dünyada da 42 milyon ton daha az hasat gerçekleşti. Üretici ülkeler kendilerince önlemlerini aldılar, Rusya ihracatı durdurdu, Türkiye ekmeklik ve yemlik buğday ihracatına yasak koydu. Sadece DİR (Dahili İşleme Rejimi) kapsamında un ihracatına izin verildi.
 
Un fiyatlarındaki artışlar ekmek fiyatlarına zammı gündeme getirdi. Günlük ekmek tüketimi kişi başına 350-400 gramlara varan ülkemizde, fiyat ayarlama konusunda o kadar çok kurumdan ses geldi ki, Ticaret Bakanlığı müdahale ederek son sözü söyledi. Perakende yönetmeliği’ ne eklenen bir madde ile ‘‘birim miktar başına yapılacak ödeme, tarifedeki fiyatın %85’inden az olamaz, ifadesiyle fırıncılar korundu, ekmek iade miktarları %5 ile sınırlandırıldı. Kırmızı et fiyatlarında bir türlü istikrar sağlanamadı. 2007-2008 yıllarında yaşanan kuraklık O yıllarda kesime giden bir milyona yakın süt ineği, 2009 yılında et fiyatlarındaki anormal artış bizi bugünlere getirdi. Son on yılda 7 milyar dolara yakın canlı hayvan ve et ithalatı yapıldı.
 
Gıda enflasyonu son dört yıldır, Merkez Bankası raporlarına konu edilerek dikkat çekiyor. Bakanlıklar düzeyinde ilgi konusu olmasına rağmen köktenci çözümler üretilemedi. Bu konu da söylenecek çok şey olmasına karşın, tek söylenecek sözün sorumluluğun Tarım ve Orman Bakanlığı’na verilmesi olacaktır. 24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri sonrası yeni bir yönetim sistemine geçildi. Yeni yönetim sisteminde Bakanlıklar birleştirildi, adlar değişti, Logolar yenilendi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı adını aldı.
 
Türkiye ekonomisi geçtiğimiz süreçte stres testini başarılı bir şekilde geçti diyebiliriz, şimdi dengeleme sürecini yaşıyoruz. Dünya konjonktüründeki olası ekonomik gelişmelerden etkilenmemiz doğal. 2018’in son çeyreğinde - %5.3 lere varan gıda sektöründeki küçülme 2019 ilk ayı itibariyle dengelenmiştir. Ancak girdilere gelen fiyat artışları maliyetleri olumsuz yönde baskılamaya devam etmektedir. Elektrik ve doğal gaza gelen fiyat artışları ise tüm sektörleri etkilemiştir. Dünya piyasalarından sağlanan emtia fiyatları geçen yıl güçlü dolar nedeniyle baskılanmıştı. Bu yıl buğday %3.3, şeker %6.2, soya %2.6, kakao -%1.4 fiyat artışları bekleniyor. Yurt içinde dövizdeki artışa bağlı olarak ihracatın cazibesi hammadde fiyatlarında oynaklığı zorlayabilir.
 
Hükümetin öngördüğü Yeni Ekonomi Programında (YEP), enflasyon .9, büyüme %2.3, kişi başı milli gelir 9.647 TL olarak yer almıştı. Buradan hareket ile milli gelirdeki azalma piyasada durgunluğa işaret eder ki bu gıda sanayinin büyüme oranını aşağılara çekecektir. Yakın coğrafyamızdaki ülkelerden; Ürdün Türkiye’den ithalata %30 vergi getirdi, İran yerli üretime dönerek gıda maddeleri ithalatına yasak koydu, Rusya Ukrayna üzerinden yapılan transit gıda ihracatını yasakladı vb. bu önlemler gıda ürünleri ihracatımızı ciddi şekilde etkileyecektir.
 
2019 yılının başında görüşe açılan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği ve Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’ nde yapılması düşünülen değişiklikler bu yıl epeyce zamanımızı alacak konulardan biri olmaya aday.
 
Zor yılın zor yazısı. 2019’un güzellikler ve başarı dolu bir yıl olmasını dilerim.

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz