Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
TÜSİAD gıda ve tarım sektörünün fotoğrafını çekti

TÜSİAD Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi” başlıklı rapor 5 Mart Perşembe günü İstanbul’da tanıtıldı. 
 




Simone KaslowskiTekfen Tower’da gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmaları TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, Tekfen Holding Kurucu Onursal Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nihat Gökyiğit ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan tarafından yapıldı. Konuşmaların ardından Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı ve Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi Çalışması Koordinatörü Prof. Dr. Gökhan Özertan “Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi” raporu sunumunu gerçekleştirdi. Toplantıda “Tarım ve Gıda 2020” konulu bir de panel düzenlendi.
 
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, "Tarımı gençlerin, girişimcilerin ilgi alanına çekmeliyiz. Bu çerçevede, eğitim reformunun ve teknolojik gelişmelerin kayda değer rol oynayabileceğine inanıyorum" dedi. Kaslowski, Türkiye'nin, dünyanın, çok kritik dönemlerden geçtiğini aktararak, şunları kaydetti: "Savaşlar, göçler, salgın hastalıklar gündemi çok ağırlaştırıyor. Bu zor günleri dayanışma ile geçeceğiz. Uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha görüyoruz. TÜSİAD Başkanı olarak yaptığım ilk konuşmamda, Anadolu topraklarının tarım için tarihsel önemine ve değerine dikkati çekmiştim. Bugün de ülke ekonomimiz ve sosyal kalkınma politikalarımız açısından son derece öncelikli gördüğümüz, tarım ve gıda sektörüne yönelik son çalışmamızı sizinle paylaşacağız. TÜSİAD olarak, son 5 yılda üçüncü kez bu alanda rapor hazırladık. Değer zinciri oldukça uzun, sektörel derinliği çok katmanlı, çok parçalı bir sektörden bahsediyoruz. Tarım ve gıda sektörümüzün karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları çok iyi biliyoruz. Hem TÜSİAD’ın hem sektördeki birçok paydaşımızın çalışmaları, belli öncelikli konulara dikkati çekiyor. Bu çerçevede, Tarım ve Orman Şurası'nın çıktılarını çok kıymetli buluyoruz. Bugün paylaşacağımız raporumuzda da önceliklendirilmiş bazı alanlara yönelik somut ve uygulanabilir nitelikte çözüm önerilerini geliştirmeyi hedefledik."
 
"Türkiye tarımsal arazi hacminde dünyada ilk 10’da” 
Simone Kaslowski, Türkiye'nin tarımsal arazi hacmi bakımından, dünyada ilk 10 ülke arasında bulunduğunu, buna rağmen tarımsal verimliliğin ve sektörde yaratılan katma değerin arzu edilenden az olduğunu söyledi. Düşük tarımsal verimliliğin Türkiye'nin uzun vadede kendi kendine yeter bir ülke olma niteliğini riske soktuğunu ifade eden Kaslowski, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üretici örgütlenmelerinin zayıflığını, üreticilerin katma değerden aldıkları payın düşük olmasını, iyileştirilmesi gereken alanların ilk sıralarında görüyoruz. Sektörün sosyal kalkınma ve istihdam politikaları ile doğrudan ve güçlü ilgisi ise bir diğer hassas etkileşim alanını oluşturuyor. Sektörün yıllardır yaşadığı yapısal sorunlar yanı sıra iklim değişikliği, artan nüfus, azalan doğal kaynaklar, göç gibi tüm dünyanın da sorunu olan konular, gündemi daha da zorlu kılıyor. Neticede, tarım sektörümüzün potansiyelini gerçekleştirmesi için önümüzde tüm paydaşlar olarak azimle ele almamız gereken hacimli bir öncelikler listesi var."
 
Kaslowski, hızla değişen küresel dinamikleri dikkate alan ülkelerin, rekabetçiliklerini artırmak için avantajlarının olduğu sektörleri ön plana çıkardığını vurgulayarak, "Oysa tarım ve gıda sektörüne, salt ülkelerin rekabetçiliği merceğinden bakmak son derece eksik bir bakış oluyor. Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre, dünya nüfusu 2050 yılına kadar yaklaşık 10 milyara çıkacak. Bu durum da şu anki gıda üretiminin yaklaşık yüzde 60 artması ihtiyacı anlamına geliyor. İklim değişikliğine bağlı sel, kuraklık gibi ekstrem hava olaylarının ise gıda fiyatlarını 2050 yılına kadar yüzde 45 artırması bekleniyor. Bu veriler de gösteriyor ki gıda değer zinciri, tüm dünyanın gıda güvencesi ve sürdürülebilirliği için kritik önemde." değerlendirmesinde bulundu.
 
Dünyada yaklaşık 815 milyon insanın kronik olarak yetersiz beslenirken, üretilen gıdanın 3'te birinin kaybolduğunu aktaran Kaslowski, "Depolama ve altyapı eksikliği, küçük üreticilerin pazara erişim sorunları, gıdanın, daha tüketiciye erişemeden kaybolmasının ana nedenleri... Ülkemizde örneğin, yaş sebze ve meyvede kayıp oranının yüzde 50'ler mertebelerine ulaşabiliyor olması bu konuyu kritik öncelikler arasına taşıyor." dedi.
 
"Tarımı gençlerin ve girişimcilerin ilgi alanına çekmeliyiz” 
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski, sektörün durumuna bakarken bir diğer merceğin de kentleşme olması gerektiğine işaret ederek, Türkiye'nin nüfusunun yüzde 90'ından fazlasının şehirlerde ve ilçelerde yaşadığını kaydetti. Sektördeki ölçek sorununa, kırdan kente göç, yaşlanan tarım nüfusu gibi etkenler de eklendiğinde konunun sosyal öncelik alanlarının da netleştiğini belirten Kaslowski, "Tarımı gençlerin, girişimcilerin ilgi alanına çekmeliyiz. Bu çerçevede, eğitim reformunun ve teknolojik gelişmelerin kayda değer rol oynayabileceğine inanıyorum" dedi.
 
Şimdiye kadar tarım ve gıda sektörünün, 4. Sanayi Devrimi'nin sunduğu fırsatları uygulama konusunda görece geride kaldığını ifade eden Kaslowski, "Nesnelerin interneti, yapay zeka ve blokzinciri teknolojilerinde farkındalığın artması sektörün yarattığı katma değeri tetikleyecektir. Ülkemizde, tarımda teknoloji kullanımını yaygınlaştırmayı görev edinmiş şirketleri ve start-up'ları memnuniyetle takip ediyoruz. Bu çerçevede, TÜSİAD SD2 Programı'nın bu ekosisteme de önemli katkılar sağlayacağına inanıyor ve şirketlerimizi bu vesileyle programın 2020 dönemine katılmaya davet ediyorum." şeklinde konuştu.
 
Tuncay Özilhan: "Türkiye’nin tarım sektöründe atması gereken önemli adımlar var”
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Tuncay Özilhan, "Türkiye’nin tarım sektöründe atması gereken önemli adımlar var. Dijitalleşmenin ve yeni teknolojilerin sunduğu fırsatlar doğru değerlendirilirse, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlanacak, ülkemizin küresel pazarlardaki duruşu güçlenecektir" dedi. Özilhan, TÜSİAD'ın Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi Çalışması tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, tarım ve gıda sektörlerine yönelik, önemine her zaman inandığı ve desteklediği analiz çalışmasının tamamlanmış olmasından mutluluk duyduğunu söyledi. Son haftalarda hem Türkiye'den hem de dünyanın farklı yerlerinden üzücü haberlerle sarsıldıklarını belirten Özilhan, "Doğal felaketler, salgın hastalık tehditleri derken en son İdlib’te çok önemli kayıplar verdik. Milletçe hepimizin başı sağ olsun. Bu olayların tekrarlanmaması, insanımızın böyle acılarla karşılaşmaması hepimizin ortak dileği. Toplum olarak birbirimize kenetlenmemiz, geleceğimize odaklanmamız, hem bugün hem de ileride elimizi kuvvetlendirecek her alanda çalışmalarımızı, yatırımlarımızı sürdürmemiz gerekiyor" diye konuştu.
 
Özilhan, tarımı hem bugünün hem de geleceğin sektörü olarak gördüğünü her fırsatta vurguladığını ifade ederek, şunları kaydetti: "Gelecek nesillerimiz için kuşaklar boyunca bereketli topraklarımızın bize sunduğu miras olan tarım sektörünü geleceğe taşımak ile yükümlüyüz. Tarım, insanlığın beslenmesinde, sanayi sektörüne ham madde sağlanmasında, kırsal kalkınmada, istihdam artışında ve dış ticarette döviz kazanımında önemli rol oynuyor. Dünya genelinde açlığın ve yoksulluğun sonlandırılması, gıda israfının azaltılması, çölleşme ve kuraklıkla mücadele, biyoçeşitliliğin korunması gibi karşı karşıya olduğumuz pek çok küresel sorunun ortak bir noktası olarak da stratejik öneme sahip.
 
Tarım sektörü, bugün dünya nüfusunun dörtte birinden fazlasını istihdam ederken, günde 7 milyar dolarlık bir üretim değeri oluşturuyor. 2030 yılında dünya nüfusunun 8,5 milyara, Türkiye nüfusunun da 90 milyona yaklaşacağı öngörülüyor. Geleceğin nüfusunu beslemek için bugüne oranla daha az çiftçi, yaklaşık yüzde 50 daha fazla tarımsal üretim yapmak zorunda kalacak. Dünyaya yetecek kadar gıdanın sağlanabilmesi için tüm tarım ve gıda sisteminin bir bütün olarak ele alınması gerekiyor."
 
"Kooperatifler biçiminde örgütlememiz gerekiyor"
Tuncay Özilhan, Türkiye’nin tarım sektöründe atması gereken önemli adımların bulunduğunu belirterek, "Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise yedinci büyük tarım alanına sahip olmamıza rağmen verimli arazi ve yatırım yetersizliğinden, Ar-Ge kapasitesi düşüklüğünden, teknoloji ve inovasyon konusunda farkındalık eksikliğinden söz ediyoruz. Dijitalleşmenin ve yeni teknolojilerin sunduğu fırsatlar doğru değerlendirilirse, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlanacak, ülkemizin küresel pazarlardaki duruşu güçlenecektir" dedi.
 
Ulusal politikalarda stratejik olarak konumlandırılmış ve önceliklendirilmiş bir tarım ve gıda sektörü vizyonuyla hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Özilhan, "Sorunların çözümü için konuları ekonomik, kurumsal, hukuki, çevresel ve kültürel yönleriyle ele almalı, üreticiden tüketiciye kadar tüm paydaşlara yönelik entegre, bütüncül, kapsayıcı ve kalıcı politikalar oluşturmalı ve uygulamalıyız. Tüm bu alanlarda gerçekleştireceğimiz dönüşümler sayesinde tarım ve gıda sektörlerinin gerçek potansiyeli ortaya çıkacak, hem üreticiler hem de tüketiciler bundan kazanç sağlayacaktır." değerlendirmesinde bulundu. Özilhan, tarım ve gıda sektörlerinin piyasa yapısı kapsamlı bir bakış açısı ile incelendiğinde artan girdi fiyatları ve bundan etkilenen gıda enflasyonu, çok sayıda oyuncunun olduğu uzun tedarik zinciri, yetersiz sektörel örgütlenme ve finansman sıkıntısı gibi sorunların olduğu bir yapıda en büyük sıkıntıyı üreticinin yaşadığına işaret ederek, bunun da sektörün sürdürülebilirliği açısından en önemli sorun olduğunu söyledi.
 
Üreticilerin katma değerden daha fazla pay alabilmesi için sektörel örgütlenmenin gelişmesi ve ölçek sorununun ortadan kalkması gerektiğini aktaran Özilhan, şunları kaydetti: "Günümüzde ölçek ekonomisinin geçerli olmadığı hiçbir üretim faaliyeti yok. Arazilerin parçalı yapısı, tarımda verimliliğin önünde çok ciddi bir engel oluşturuyor. Küçük tarım arazileri ve küçük çiftçilikle, ölçek ekonomisinden yararlanmamız, çiftçilerimizi havza ve ürün bazında kooperatifler biçiminde örgütlememiz gerekiyor. Kooperatifler sayesinde küçük üreticiler, traktör, sulama, gübre, pazarlama, satış, eğitim gibi birçok alanda güçlerini birleştirirse, tarım ve hayvancılığımız bugünden çok farklı bir noktaya gelir. Hali hazırda çok iyi çalışan kooperatiflerimiz var. Bu modeli geliştirmemiz ve tüm ülkeye yaymamız gerekiyor. Bu sayede hem çiftçimizin yüzü güler, hem köylerin terk edilmesinin önüne geçilir, hem de gıda enflasyonu sorunu ile daha etkin bir şekilde mücadele edilebilir. Tarım ve gıda sektörlerinde sürdürülebilir büyümenin sağlanması için tarıma destek ve teşvikleri geliştirmek ve etkili dağıtımını sağlamak, yerli girdi kullanımını özendirmek, meyve ve sebze tedarik zincirindeki yüzde 30-40’lara varan kayıp ve atıkların önüne geçmek, kayıtlı ticareti desteklemek, iklim değişikliği ile mücadele etmek ve su kaynaklarını etkin kullanmak, dijital, akılcı ve iyi tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak ve modern seracılığı teşvik etmek de odaklanmamız gereken diğer önemli başlıklar olarak karşımıza çıkıyor."
 
"Kurumlar arası koordinasyonu sağlamamız gerekiyor"
Özilhan, zincirin farklı katmanlarında var olan bu sorunların üstesinden gelmek için de tarım politikalarının belirlenmesi ve uygulanmasına yine bütüncül bakmanın, her bir katmanı dikkate almanın, hem yereli hem ulusal ölçeği aynı anda gözetmenin çok önemli olduğunu belirterek, "Türkiye’de iyi bir birikim, sektörde deneyimli kurumlar, kuruluşlar, STK’lar var. En önemlisi de sorunları çözme istekliliği ve kapasitesi var. Bütün bunları bir araya getirmemiz, kurumlar arası koordinasyonu sağlamamız gerekiyor. İş dünyasının da içinde yer aldığı bir kurumsal istişare ve koordinasyon mekanizmasının etkin çalışması, bugünün sorunlarına uzun vadeli bir bakış açısıyla çözüm üretmesi gerekiyor. Raporumuz da böyle bir yaklaşımla hazırlandı." değerlendirmesinde bulundu.
 
80 milyonluk bir ülke olarak, Türkiye’nin sürdürülebilir bir gıda güvenliği ve güvenilirliği sistemine ihtiyacı olduğunu vurgulayan Özilhan, şunları kaydetti: "Tarıma, sanayileşme kadar önem vermek, yatırım yapmak durumundayız. Doğru modeller üzerinde çalışmalar yapılır ve doğru teşvik modelleri kurgulanırsa, tarım sektörü ülkemizin geleceğinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Bugün ülkemizde, tarımda büyümeyi sürdürülebilir kılmanın yolu yenilikleri takip ederek, katma değeri artırmaktan geçiyor. Tarım sektörü geleceğe hazırlanırken, teknolojik gelişmelere ve her sektörde gerçekleşen dijital dönüşüme entegre olmalı, inovatif çalışmaların sunduğu verimlilik fırsatlarını iş süreçlerimize yansıtmalıyız. Yatırımlarımızı yaparken, toplum olarak her alanda üretken olacağımız ve yeniliklerle geleceğimizi şekillendireceğimiz bir bakış açısı bizleri güçlü kılacaktır." Özilhan, bu çalışmanın çok başarılı sonuçlara katkı sağlamasını, Türkiye için tarım ve gıda sektörlerine yaşanacak olumlu bir dönüşüme vesile olmasını diledi.
 
Rapordan öne çıkanlar
TÜSİAD Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi çalışması bu temel vizyonu gütmektedir. Çalışma ile sektörün rekabet gücü açısından öncelikli alanları olan;
 
• Piyasa yapısının etkinleştirilmesi ve fiyat istikrarı,
• Üretim etkinliği ve
• Göreli üstünlük alanlarının oluşturulması konularındaki politika ve uygulamalara katkı sağlanması hedeflenmektedir.
 
Çalışmada tarım ve gıda sektöründe yaşanan yapısal sorunlara ekonomik, kurumsal, hukuki, çevresel ve kültürel çözüm niteliğinde öneriler sunulmaktadır. Bu öneriler, değer zinciri boyunca üreticiden tüketiciye kadar tüm paydaşlara yönelik, entegre, bütüncül, kapsayıcı ve kalıcı politikalar oluşturma bakış açısıyla hazırlanmıştır. Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi çalışması, tarım ve gıda sektörü için kritik önemde görülen ve yapısal nitelikte sorunlar barındıran beş ana başlıkta ele alınmıştır. Bunlar:
 
• Piyasa Yapısı, Aracılık Faaliyetleri ve Tarımsal Örgütlenme
• Katma Değerin Artırılması, İnovasyon ve Dijital Tarım
• Lojistik ve Gıda Zincirinde İyileştirmeler
• İklim Değişikliği Etkisinde Tarımsal Arzın Sürdürülebilirliği ve
• Tarımsal Destek ve Teşvikler’dir.
 
Bu alanlarda hazırlanan 5 Rapor, politika ve uygulama etkinliğine yönelik somut, uygulanabilir ve öncelikli öneriler içermektedir.
 
- Değer zincirinin genel durumu incelendiğinde tüm ürünlerde ortaya çıkan ve giderilmesi gereken en önemli sorunun üreticiye düşen düşük katma değer olduğu görülmektedir. Üreticinin gelirden alacağı payı artırmanın en iyi yollarından biri üretici örgütlülüğünün artırılmasıdır. Piyasa Yapısı, Aracılık Faaliyetleri ve Tarımsal Örgütlenme raporu üreticinin katma değerden daha fazla pay alması hedefiyle girdi piyasalarından perakende ve sektörel örgütlenmeye kadar tarım-gıda değer zincirinin tüm halkalarını içeren öneriler sunmaktadır.
 
- Türkiye tarım ve gıda sektörleri ölçek ve çeşitlilik açısından dünyada lider ülkeler arasında yer almaktadır. Ancak ülkemizin tarım sektöründe gelişen teknolojiler ile yenilikçi çözümlerin yaygın kullanımı ve hızlı adaptasyonunun yanı sıra yüksek katma değerli tarımsal üretim konularında akran ülkelerin bir miktar gerisinde kaldığı görülmektedir. Üretimde sürdürülebilirlik baskılarının attığı günümüzde tarım katma değerini artırıcı politika setini tasarlarken uygun politikaları sağlamak elzemdir. Katma Değerin Artırılması, İnovasyon ve Dijital Tarım raporu küresel değer zincirlerinin artan önemi ışığında tarımda katma değerin ve dijitalleşmenin artırılması hedefiyle sunulan önerileri içermektedir.
 
- Tarım-gıda değer zincirinde lojistik faaliyetler kayıpların önemli bir kısmını oluşturması; gıda güvenliği ile ilgili riskler barındırması; maliyetleri ve enflasyon oranını etkilemesi sebepleriyle önemli bir role sahiptir. Bu bağlamda, tarım-gıda lojistiğini iyileştirmeye yönelik; zincirdeki uçtan uca lojistik faaliyetleri entegre edecek; verimliliği artıracak kapsayıcı bir yaklaşım gerekli görülmektedir. Bu çerçeve Lojistik ve Gıda Zincirinde İyileştirmeler raporu tarladan sofraya verimli, maliyet etkin ve gıda güvenliği odaklı yaklaşımı içeren öneriler sunmaktadır.
 
- İklim değişikliği Türkiye tarımını da doğrudan etkileyen ve giderek büyüyen bir risk kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır. Tarımsal üretim faaliyetlerini etkileyerek, verim kayıplarına yol açması beklenen iklim değişikliği önemli bir tarımsal ürün ihracatçısı olan Türkiye’nin küresel seviyede rekabetçi olduğu ürünleri de doğrudan etkileyecektir. Tarımsal ürün arzının sürdürülebilir kılınması için iklim değişikliğinin gözlenen ve öngörülen etkilerine yönelik orta ve uzun vadeli tarım politikalarının belirlenmesi önemli görülmektedir. İklim Değişikliği Etkisinde Tarımsal Arzın Sürdürülebilirliği raporu iklim değişikliğinin etkilerine hazırlıklı olma hedefiyle hazırlanan önerileri içermektedir.
 
- 21. yüzyılda tarım sektöründe desteklerin tarımsal üretimin özelliklerinin ötesine geçerek gıda sistemini kapsayan daha geniş bir perspektiften ele alınması gerekli görülmektedir. Gıda sisteminin daha iyi çalışmasını sağlamak ve tarımda verimliliği artırmak için dönemler itibariyle tarımsal destek ve teşviklerde önceliklerin belirlenmesi elzemdir. Türk tarımının orta-uzun dönem politikalarında üretim ve kaynak varlığı yapısına uygun, etkin işleyen gıda sistemini inşa etmek gerekmektedir. Türkiye’nin tarımda var olan rekabet üstünlüklerini devam ettirmek için tarım-gıda sektöründe teknolojik dönüşüm ve tarımsal üretim öncelikli olmak üzere değer zincirinin zayıf halkalarını güçlendirecek destek ve teşvik önerileri Tarımsal Destek ve Teşvikler raporunda yer almaktadır.
 
Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi çalışmasında yer alan öneriler çerçevesinde sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik önemde görülen politika alanları ise:
 
• Finansman ve destek mekanizmalarının iyileştirilmesi,
• Tedarik zinciri ve lojistik uygulamalarının iyileştirilmesi,
• Örgütlenmenin güçlendirilmesi,
• Ölçülebilirlik ve etkin veri kullanımı,
• Değer zincirinde katma değerin artırılması,
• Akıllı tarım ve dijitalleşme ve
• İklim değişikliğine uyum olarak ortaya konmaktadır.

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz