Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Lojistik sektörü: "Pandemide iyi bir sınav verdik ama..."

Türkiye’de Mart ayının ortalarında etkisini gösteren koronavirüs salgını sürecinde gıda tedarikinde ve dağıtımında Tönemli bir sorun yaşanmadığını belirten lojistik sektörünün temsilcileri, buna karşın sektörde çözüm bekleyen bir dizi sorun olduğunu vurguluyorlar. 
 




DomatesTürkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Akademi’nin COVID-19 dolayısıyla internet üzerinden yaptığı konferanslardan birinde tarım ve gıda lojistiği konusu tartışıldı. TGDF Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Sümerli yönetiminde 21 Mayıs Perşembe günü gerçekleştirilen toplantıya, Ceynak Grup Başkanı Ali Avcı ve Netlog Lojistik Başkanı Uygar Uşar konuşmacı olarak katıldı.
 
Konferansın ilk konuşmacı olan Ali Avcı, Türkiye’nin coğrafi konum olarak lojistik üssü olduğunu, ancak uzun süre işin sadece hamallık kısmında kaldığını söyledi. Türkiye’de lojistiğin sağladığı hizmetin karşılığını alamadığını ifade eden Avcı, bu nedenle Dünya Lojistik Endeksi’nde istenilen noktaya gelinemediğini belirtti. Maliyet açısından Türkiye’nin rakipleriyle arasında ciddi bir fark olduğuna dikkat çeken Avcı, “Liman fiyatlarımız neredeyse Rusya’nın üçte biri. Avrupa, taşımacılığın katma değeri ve gelir az olan uzun yol kısmını bize bırakıyor, iç dağıtım hizmetlerini kendi veriyor. Biz bu nedenle endekste gerilere düştük. Endekste olmamamızın nedeni, bedel olarak ürettiğimiz hizmetin karşılığını alamamamız. COVID-19 sürecinde uluslar arası taşımacılıkta karantina süresi nedeniyle gecikmeler de olmaya başladı. Bu şartlarda endekste yükselme şansımız bulunmuyor” dedi.
 
Ali Avcı: “Lojistik hizmetleri kurumsallaştırmalıyız”
Türkiye’nin kendi içinde büyük bir rekabet halinde olduğunu ve bu sebeple rakamların gittikçe düştüğünü kaydeden Ali Avcı, “Firmalar haklı olarak daha ucuza hizmet almak istiyor. Konu biraz da ülkenin üretimi ve dış ticaretiyle ilgili. Üretimi ve ticareti ne kadar artırırsanız talebi de o kadar artırırsınız. Üretim ve yurt dışı talep azalmışsa mevcut arz fazla gelecektir. Bu nedenle sektör cirosunun yükselmesi pek mümkün değil” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin lojistikte 40 yıl içinde büyük mesafe kat etmesine rağmen Avrupa’ya göre hala geride olduğunu açıklayan Avcı, “Bu sadece bizimle değil hizmet verdiğimiz müşteri kültürüyle de ilgili. Müşteri bir hizmeti istemiyorsa siz şartlarınızı istediğiniz kadar modernize edin, bunu müşteriye satmakta zorlanırsınız. Müşteri hala yakın diyalog içinde, ahbaplık ilişkisiyle hizmet almayı istiyor. Bizim artık hizmetleri kurumsallaştırmamız gerekli. Üretimden çıkan bir malın boyutuna göre tasnif edilmesi, depolanması, kutulanması, dağıtımı, artık dünya tedarik zincirinde sıklıkla verilen hizmetler. Türkiye bu açıdan biraz daha geride kalmış durumda” diye konuştu.
 
“COVID-19’a dünya hazırlıksız yakalandığını, buna karşın gıda tedarikinde ve dağıtımında Türkiye’de sorun yaşanmadığını belirten Ali Avcı, “Hızlı şekilde aksiyon alındı. Mesafe kuralları ve diğer tedbirlere uyularak hizmete devam edildi. Sektör pandemide iyi bir sınav verdi. Bu sayede gıda ve sağlık lojistiğinde herhangi bir aksama yaşanmadı” dedi.
 
Uygar Uşar: “Lojistik master planı sektörün ve ülkenin dinamikleriyle örtüşmüyor”
Konferansın ikinci konuşmacı Netlog Lojistik Başkanı Uygar Uşar ise, Türkiye’de lojistik açısından kapsamlı mevzuat bulunmadığına, olan mevzuatın da uygulanmadığına dikkat çekti. Özellikle gıdaların doğru zamanda ve doğru koşullarda istenilen yere teslim edilmesi gerektiğini vurgulayan Uşar, bu tanımların mevzuatta yer alması gerektiğini belirtti. Ürünlerin doğru zamanda ve koşullarda taşınması, verilen hizmetin ucuz ve rekabetçi olabilmesi için taşımanın en hızlı ve en az elleçleme gerektirecek şekilde yapılması gerektiğine vurgu yapan Uşar, “Bugün sektörel kümeleşme yok. Lojistik master planında yer alan demiryolu ile Antalya’dan sebze meyveyi İstanbul’a taşıyıp satmak için 5 kez elleçleme gerekiyor. Halbuki bunun ideali ürünün tarladan doğru sıcaklık koşulları altında alınıp mümkün olan en hızlı şekilde tüketim noktasına en yakın depoya, oradan da satış yerine götürülmesi. Lojistik master planı sektörün ve ülkenin dinamikleri ile örtüşmüyor. Sonuç olarak hem mevzuat, hem uygulama, hem de strateji ile ilgili planlarda eksiğimiz var. Dolayısıyla bunların hepsinin sil baştan ele alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
“Kayıt dışı taşımacılık rekabeti ortadan kaldırıyor”
Doğru mevzuat tanımlanıp tüm sektör için sahada uygulanırsa bunun Türkiye ekonomisine ciddi katkısının olacağını anlatan Uygar Uşar, “Ancak şu anda takip sistemi de yok. Mevzuat olsa bile bunu hayata geçirmeyince israfın önlenmesi şansı kalmıyor. Kayıt dışı taşımacılık, işini düzgün yapan oyuncuların rekabet şansını ortadan kaldırıyor. Yapılan yatırımların anlamı kalmıyor. Ülkedeki otoritenin bu konuyu ele alması gerekiyor” dedi. Mevzuatın eve teslim alanına kadar genişletilmesi gerektiğini ve tüketicinin bir karekod yoluyla ürünün geçmişini görebilmesinin önemine değinen Uşar sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılması gereken özellikle bozulabilir gıdaların eve kadar taşımacılığına yönelik bir yönetmeliğin sıfırdan tasarlanıp hayata geçirilmesidir. Bunun karşılığında elde edilecek tasarruf en az 10-15 milyar TL olacaktır. Yazılacak her tür mevzuat, yapılacak her tür uygulama bunun karşılığında ülkenin elde edeceği ekonomik kazanca değecektir.”

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz