Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Prof. Dr. Arzu Tektaş: Korona küresel gıda tedarik zincirinde önemli değişiklikler yaratacak

Koronavirüs salgınının tarım ve gıdada Türkiye’nin kendine yetmediğini gösterdiğini, ithal edilen ürünlerle ilgili belirsizlik ve fiyat oynaklığı gibi riskleri artırdığını belirten Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Tektaş, “Türkiye gıda sektörü yeni döndemde kendine yetecek ve rekabet gücünü artıracak üretim – iş modellerini oluşturarak var olan potansiyelinden önemli fırsatlar yaratabilir” diyor.
 




Gıda lojistiğiArzu Hanım, koronavirüs salgını gıda ürünlerimizin sofralarımıza ulaşmasını da tehdit ediyor. Ürünler tarlada kalırken, toplananlar da yaşanan lojistik problemler nedeniyle yolda bozulabiliyor. Pandeminin dünyada ve Türkiye’de gıda tedarik süreçlerine etkisi nasıl oldu? 
Pandemi, tedarik zincirleriyle ilgili belirsizliklerin ve risklerin arttığı, arz-talep dengesinin sarsıldığı bir dönem. Tarım-gıda zincirlerinin kırılmadan sürdürülebilmesi, yaşamın sürdürülebilmesi demek. Pandemi döneminin başlarında ülkeler kendi gıda güvencelerini sağlamak amacıyla çeşitli tarım ve gıda ürünlerinin ihracatını durdurdular, daha sonraları ise kota kısıtları devam etti. Sınır ötesi geçişlerin kısıtlanması ise lojistikle ilgili çeşitli sorunlar doğurdu. Bu gelişmeler özellikle küresel ticaret zincirlerinin kırılmasına ya da teslimatta gecikmelere neden oldu. Örneğin Mısır üç ay boyunca bakliyat ihtracatını durdurunca, arzın ithalat yoluyla sağlandığı ülkelere ait bazı zincirler kırıldı ve bakliyat fiyatlarında artışa neden oldu. 
 
Gıda zincirinin işleme, paketleme, boşaltma gibi aşamalarında da çalışan sağlığını korumaya yönelik tedbirler gibi nedenlerle aksamalar yaşandı. Örneğin Batı Avrupa ve ABD'de bu alanlarda dar boğazlar oluştu. Talep tarafında ise değişkenlik yaşanıyor. Pandemi başlarında panik nedeniyle un, makarna gibi zorunlu ürünlerde talep patlaması yaşandı, sokağa çıkma kısıtlaması ile atıştırmalıklara olan talep arttı. Talep değişimleri arz tarafında da belirsizliği artırdı. Salgın döneminde arz-talep dengesinin sarsılmasının nedeni yetersiz üretim ya da kıtlık değil, ürünün erişilebilirliğindeki zorluklar ve talep oynaklıkları oldu.  
 
“İTHAL EDİLEN ÜRÜNLERE ERİŞİMDE SORUNLAR YAŞANIYOR”
Korona günlerinde ülkemizde gıda ve ham madde tedarik zincirlerinde hangi sıkıntılar yaşandı? Bu durum gıda üretimini ne yönde etkiledi? Özellikle hangi ürünlerde sorunlar baş gösterdi? 
Türkiye’de gıda ve ham madde zincirlerinde bazı riskler ortaya çıksa da şu ana kadar büyük sıkıntı yaşanmadığını söyleyebiliriz. Halen ithal tarımsal girdi maliyetlerindeki artışlar, mevsimlik işçi bulmadaki zorluklar ve artan ücretler, lojistikteki aksamalar ve teslimatta gecikmeler gibi sorunlar yaşanmakta. Bu da başta taze meyve ve sebze olmak üzere gıda kaybını artırıyor. İşleme tesislerinde de bazı ürünler bazında kapasite kullanımında düşüşler olabiliyor. Genelde ithalata bağımlı olan ya da üreticiyle tüketici arasındaki mesafenin ve katmanların arttığı durumdaki ürünlerde risk daha yüksek. Bu ürünlerle ilgili başlıca sorunlar ise erişebilirlik ve fiyat. Örneğin soya, yem sektörü için kritik bir ürün ve ihtiyacın %90’ından fazlası ithalatla karşılanıyor. Pandemi kısıtları nedeniyle soyada yaşanan fiyat artışları yem sektörüne ve et ürünlerine de yansımakta. Mısırda, ayçiçeğinde ve mercimek gibi bazı bakliyatlarda da benzer durumlar söz konusu. Buğdayda kendi üretimimiz iç talebi karşılıyor ancak Türkiye un ve makarna gibi gıda ürünleri ihracatında ilk sıralarda ve bunların üretimi için “ihraç kayıtlı” olarak buğday ithal ediyor. Rusya gibi buğday ihracatı yapan ülkelerin ihraç kısıtlamaları arzı ve fiyatları dolayısıyla un ve makarna ihracatımızı da olumsuz etkileyebilir. 
 
Arzu Tektaş“BELİRSİZLİKLER FİYATLARDA OYNAKLIK YARATABİLİR”
Türkiye’de gıda fiyatları zaten yıllardır yüksek seyrederken, pandemiye bağlı olarak tedarik zincirindeki sorunlar nedeniyle fiyatların artabileceği uyarısını yapıyorsunuz. Salgın fiyatları nasıl etkiledi? 
Pandemi döneminde ürün fiyatlarını etkileyebilecek olan arz-talep dengesi, ürünün ithal veya ihraç ediliyor olması, dayanıklılık gibi çok farklı etmenlerden söz edebiliriz. Pandemi dönemindeki belirsizlikler fiyatlarda oynaklık yaratacaktır. Çeşitli ürünlerde oluşan fiyat artışlarının yanı sıra bazılarında da talebe bağlı düşüşler yaşanabilir. 2. soruda bahsettiğim ürünlerin yanı sıra, Mart ve Nisan aylarında sert fiyat artışları yaşanan ürünlerin başında sarımsak, soğan, patates, bakliyatlardan da mercimek sayılabilir. TÜİK verilerine göre Nisan ayı artışları sırasıyla %46, %37.5, %31, . Bu artışların pandemi dışında nedenleri olmakla beraber pandemi etkisi de önemli. Örneğin sarımsak bağışıklık güçlendirici etkisiyle talep artışı yaşarken, üretimin de yetersizliği artışı körükledi. Soğan ve patates ise 2020 yılı başında ihracatı izne bağlı ürünler kapsamına alınmasına rağmen üretim planlaması eksikleri nedeniyle ithal edilen ürünler arasındaydı. Tüm bu  ürünlerin ortak özelliği üretimin yetersiziliği ve farklı oranlarda da olsa ithal edilmeleri. Mesela soğan ve patates ithalatı yapılan Mısır, salgını güçlü yaşayan ülkeler arasında. İhracat kısıtları, lojistik zorluklar, üreticiden tüketiciye olan zincirdeki gecikmelerle ürün kayıplarının artması gibi nedenler artışı körüklemekte. Benzer nedenlerle, girdide ithalata dayalı olan sebze-meyve maliyetlerinde ve dolayısıyla fiyatlarında artışlar yaşanabilir. 
 
“SALGIN E-TİCARETİ ARTIRDI”
E-ticaretin bu kriz döneminde artan sayıda gıda tedarik zincirinde yer alacağını, B2C e-ticarette talep artışı yaşanırken, e-pazaryerlerinin ve sanal marketlerin kullanımının yaygınlaştığını belirtiyorsunuz. Bu iş modellerini açıklar mısınız? Tarladaki üretici ile tüketicilerin bu modelleri birlikte kullanabilmesi mümkün müdür? Eğer mümkünse yıllardır şikayetçi olunan ve aracı olarak nitelendirilen kişiler mi sözünü ettiğiniz modellerde devre dışı kalmış olacak?
Türkiye’de tarım-gıda tedarik zincirlerinin önemli çoğunluğu aracıların bulunduğu uzun zincirlerden oluşuyor. Zincirlerde aracılar %45-50’lere varan oranlarda paya sahip olabiliyor. Bu da hem üreticinin satış fiyatı ile tüketicinin alış fiyatı arasındaki farkı büyütüyor hem de uzayan süre, arada ürünün sıkça el değişitirmesi, soğuk zincirin kırılabilmesi gibi nedenlerle gıda güvenliğini tehdit ediyor. Salgında bu kırılganlıkların oluşturduğu riskler, e-ticaret uygulamalarını ve bunların kullanımını hızla artırdı. Elektronik ticarette B2C, işletmeden tüketiciye anlamına gelen bir model. İşletmeler ürünlerini kendi sanal mağazalarında veya e-pazaryerlerinde satışa sunabilirler. E-pazaryeri, her türlü alt yapı hizmeti sunulan bir web sitesinde, birçok alıcı ve satıcının buluştuğu ve alışveriş yaptığı bir ortam. E-ticaret sayesinde üreticiler dijital ortamda nihai tüketici ile buluşabilirler. Örneğin Aydın’daki bir üretici ya da birkaç üretici kendi çabalarıyla veya kooperatif kanalıyla web sitelerini oluşturarak ürünlerini ülke geneline açabilirler. Tüketiciler de bireysel olarak ya da topluluklar kurarak bu site üzerinden sipariş verebilir, geri bildirimde bulunabilir, hatta toplu ürün talepleri ile çiftlikteki üretim planlamasına katkı yapabilirler. 
 
KÜÇÜK ÜRETİCİLER İÇİN YENİ FIRSATLAR
Bu iş modelleri gıda sanayine neler katabilir?  
Bir yandan gelişen dijital teknolojiler, endüstri 4.0 ile gelen nesnelerin interneti gibi araçlar diğer yandan artan tüketici talepleri ve rekabet, sektörlerde dijital dönüşüm arayışını artırmakta. Gıda sektöründe de özellikle gıda güvenliği ve gıdanın sürdürülebilirliği açılarından e-ticaret vb. dijital uygulamalar önem kazanıyor. Bu sayede uzun zincirler kısalarak verimlilik artışı ve fiyatların dengelenmesi mümkün oluyor. Bir diğer katkı da küçük üreticilerin yeni pazarlara açılımını kolaylaştırması ve müşteri kitlelerinin genişlemesi için fırsat yaratması. Örneğin Gaziantep’teki bir baharatçı dijital ortamda satış yaptığı İstanbul’daki müşterilerine ürün gönderebiliyor ya da Türkiye’de üretilen bir gıda ürününe Amazon üzerinden geniş kitlelerce erişilebiliyor. Dijital uygulamaların artmasıyla gıda sektöründe yenilikçi iş modelleri de artmaya devam edecektir. Temassız işleme dayalı uygulamalar salgın dönemleri için de önemli avantaj. Mesela kamera ve hareket sensörleriyle çalışan AmazonGo mağazasında, müşteri ürünü sepetine attıktan sonra mağazadan çıkabiliyor. Bu tarz modeller, e-ticaret ile artan tüketici teslimatlarının karşılanması için robotlarla, otonom araçlarla veya dronlarla teslimat yapılması gibi yenilikçi modellerin doğmasına da katkı sağlıyor. 
 
“TÜRKİYE BÖLGESEL GIDA ZİNCİRLERİNDE DAHA FAZLA YER ALABİLİR”
Korona salgını gıda ve tarımın ülkeler için ne denli önemli olduğunu adeta yüzümüze vurdu. Yakın ve orta gelecekte ülkemizde gıda krizi bekliyor musunuz? Kendi kendimize yeterliliğin sağlanabilmesi için size göre nelerin yapılması gerekiyor?  
Türkiye tarım üretiminde dünyada ilk 10 içinde ve daha fazla üretme potansiyeline sahip. Salgın dönemi de kendine yetmediğini, ithal edilen ürünlerle ilgili belirsizlik ve fiyat oynaklığı gibi risklerin daha fazla olduğunu gösterdi. Öncelikli ürünlerin belirlenmesi ve buna göre üretim planlaması yapılması, üretici destek çeşitleri ve oranlarının artan girdi fiyatlarıyla bağlantılandırılması, sözleşmeli üretimin teşvik edilmesi, tarım arazilerinin artırılması, teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması, verim artışı sağlanması, kooperatiflerin etkinleştirilmesi gibi yöntemlerle üretim artışının sağlanması oldukça önemli. Yerel tedarik zincirlerini olabildiğince güçlendirirken ihracat fırsatlarının araştırılması ve buna yönelik bölgesel zincirler oluşturulması da gerekiyor. Pandemi sonrası dönemde, bölgesel ve yerel zincirlerin artmasıyla Çin’in zincirlerdeki rolü azalabilir ve Türkiye yeni bölgesel gıda zincirlerinde daha fazla yer alarak ihracat hamlesi yapabilir. Örneğin salgının uluslar arası etkisine rağmen Türkiye’de bazı destekler ve Temassız İhracat Modeli gibi çözümlerle yaş meyve ve sebze ihracatı kesintiye uğramadan devam etti. Türkiye’nin doğru ve planlı politikalarla üretimi sürdürmesi ve arz-talep dengesini sağlayabilmesi durumunda gıda krizi yaşama riski düşük olacaktır. Bu nedenle tarım ve gıda sektöründeki üretim hacmimizi, sürdürülebilir üretim politikalarına dayandırarak artırmak çok değerli. 
 
“ÇİFTÇİYE YÖNELİK DESTEKLER ÇEŞİTLENDİRİLMELİ”
Tedarikte yaşanan sorunlar yüzünden özellikle gıdaların bozulmasını önlemek için neler yapılabilir? Aynı şekilde tarlada kalan ürünler nasıl değerlendirilebilir? 
Zincirin her üyesinin yapabilecekleri var. Öncelikle zincir içi iletişim ve iş birliklerinin artması önemli. Devlet, talebi düşen veya stok seviyesi yüksek ürünlerin alımına ve mümkünse işlenmiş gıdaya çevrilmesine destek verebilir. Özellikle taze meyve ve sebzelerde arz fazlası kısım dondurulmuş, kurutulmuş, yarı pişmiş, işlenmiş veya konserve haline getirilebilir. Çiftçiye yönelik destek mekanizmaları çeşitlendirilip artırılabilir. Ürünlerin sağlıklı koşullarda dayanma sürelerini artırmak için lisanslı depoculuk yaygınlaşabilir. Gıda işletmeleri sözleşmeli tarıma ağırlık verebilir, zinciri kapsayan dijitalleşme girişimlerini artırabilir; Endüstri 4.0, blok zincir gibi teknolojilerle zincirlerde izlenebilirliği sağlayarak kırılganlıkları azaltabilir, zincirleri kısaltabilir. Perakendeciler e-ticaret gibi yeni alternatif kanallar oluşturabilir. Başta üretici kooperatifleri olmak üzere gıda birliklerinin etkinliği artırılabilir. Tüketicler gıda toplulukları kurarak üreticilerden doğrudan alım yapabilirler.
 
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Küresel salgında yaşananlar ve öğretiler, dünyada çeşitli alanlarda olduğu gibi tarım ve gıda zincirlerinde de önemli ve beklenmedik değişimler yaratacak; riskler yanında çeşitli fırsatlar da sunacaktır. Yaşananlar öncelikle tedarik zinciri tasarımında maliyet düşürmenin de risk almak gibi bir maliyeti olduğunu ve yerel zincirlerin güçlendirilmesinin önemini gösterdi. Yeni dönemdeki fırsatları iyi yönetebilmek için özel çalışma grupları kuran şirketler var. Bu gruplar gelecek senaryoları üzerinden iyi örnekler yaratmak ve iş modellerini buna göre geliştirmek için çalışıyorlar. Türkiye gıda sektörü de senaryo analizleriyle yeni döndemde rekabet gücünü artıracak ve değer yaratacak üretim ve iş modellerini oluşturarak var olan potansiyelinden önemli fırsatlar yaratabilir.
 
 
 
Haber: Özgür Çilek
 
Gıda Teknolojisi Dergisi
 
Mail: gidadergisi@gmail.com
 
Twitter: @zgrilek1
 

Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz