Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Gıda Sanayi ve Gıda Kanunu

 

Dünyadaki değişimleri ne ölçüde yakından izliyor ve bu değişim sürecinde kendi konumumuzu nasıl şekillendiriyoruz? Bilgi ve enformasyon teknolojisinin kullanımı ve yaygınlaşması, değişim sürecinin hızını artırmaktadır. Daha birkaç yıl önce düşünemediğimiz ürünler, bugün günlük yaşamımızda yerini almış bulunuyor. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde de bugün bilmediğimiz ürünler üretilecek ve kullanıma sunulacaktır. Burada önemli olan ülkemizin bu değişim sürecinde aldığı rol ve bu değişime ne ölçüde hazır olduğudur. Değişim, şans ve riski birlikte taşır. Önemli olan bu şansı ve riskleri zamanında görmektir. Bu değişim aslında her alanda rekabetin yoğunlaşması anlamına gelmektedir.

 

İşte gıda sanayi de bu değişim sürecinden etkilenmekte ve kendine yeni bir yön çizmek zorundadır. Dünyadaki trendlere bakıldığında; gıda sanayinin, yeni ürün üretimine ağırlık verdiği, ambalajda yeni uygulamaları gündemde tuttuğu görülmektedir. Gıda Sanayi AB sürecinde de yeni koşullara uymak zorunda kalacaktır. Görsel ve yazılı iletişimin çok gelişmesi, ülkemiz insanının da artık çok seyahat eder konuma gelmesi, turizmde 28 milyon yabancı ziyaretçiye ulaşılması ülkemizde gıda tüketiminde de değişime neden olmaktadır. Son dönemde gıda - beslenme - sağlık bağlamında insanların bilinçlenmesi gıda sanayine yeni fırsatlar sunmaktadır. Bu aşamada gıda sanayi bu fırsatları iyi değerlendirmeli ve tüketicinin güvenini kazanmalıdır.

 

Tarımı sorunlarla dolu bir ülkede gıda sanayinin durumu ve geleceği nedir, sorusu aklımıza geliyor. Birçok sanayi kesiminde olduğu gibi, gıda sanayinin de karşı karşıya bulunduğu sorunlar vardır. Bu sorunları kaliteli ve uygun fiyatta hammadde temini, yetişmiş teknik personel yetersizliği, maliyetlerin artması, ihracatta rekabet gücünün zayıflaması, yasal sorumlulukların yerine getirilmesi gibi sorunları saymak mümkündür. Gıda sanayindeki ikili yapı halen sürmektedir. Merdivenaltı, sağlıksız üretimin engellenmesi, haksız rekabetin önlenmesi için gereklidir.

 

Öte yandan, yeni bir gıda kanununun çıkarılacağı son üç yılın gündeminde bulunmaktaydı. Söz konusu kanun “Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem” adı ile TBMM’den geçmiş olup 13 Haziran 2010 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından onaylandığını bu yazıyı kaleme alırken öğrendim. Bu kanuna maalesef gıda kanunu adı verilememiştir. Türkiye, 5179 sayılı Gıda Kanunundan 6 yıl sonra yeni bir uygulamaya hazırlanmaktadır.

 

Gıda kanununun birincil amacı tüketicinin korunmasını sağlamak ve haksız rekabeti önlemektir. Ancak kanunlar yapılırken bu ilke genelde göz ardı edilir. Türkiye için bu kadar önemli bir kanunun karmaşık bir yapı içinde dört başlık altında kanunlaştırılması isabetli olmamıştır. Tarım ve Köy işleri Bakanlığının adının “Tarım ve Gıda Bakanlığı” olarak değiştirilmesi gündemde iken gıda konusunun başlı başına bir kanun halinde hazırlanmamış olması da ayrı bir eksiklik olarak görülmelidir.

 

Kanun taslak halinde iken çeşitli çevreler tarafından eleştiri ve öneriler Bakanlığa iletilmiştir. Bu çerçevede gıda derneklerinin yeterli ve etkili çalışma yapmadıklarını not etmek durumundayız. Artık kanun yürürlüğe girmiştir. Bundan sonra kanun çerçevesinde hazırlanacak yönetmeliklere ve Koruma Kontrol Genel Müdürlüğünün yeniden organizasyonuna yoğunlaşılacaktır. İşte bu aşamalarda herkesin katkı, öneri ve desteğinin önemli olduğunu düşünüyorum. Kanunda birçok konu çok açık olmayan ifadelerle yer almıştır. Bu nedenle yönetmeliklerin hazırlanmasında ve uygulanmasında çok dikkatli olunmalıdır. Bu çerçevede Gıda Sanayi Kuruluşlarının ve Derneklerinin artık daha bilinçli olmalarını öneriyoruz. Bu konuda Tarım Bakanlığını da daha yakın bir işbirliğine davet ediyoruz. Burada önemli olan ülkemizde gıda üretimi, kontrol ve denetimini ileri bir düzeye taşımaktır.

 

Tarım Bakanlığı yetki ve sorumluluklarının bilinci ile gıda denetim ve kontrol hizmetlerinin yönetimini daha organize ve daha etkin yapmanın yollarını aramalıdır. Bu çerçevede Bakanlık, Gıda Genel Müdürlüğünü biran önce kurmalı, merkez ve taşra teşkilatına moral vererek güçlendirmeli, önümüzdeki 5 yılı kapsayacak bir “gıda stratejik planı” hazırlamalıdır. Böylece ülkemiz hak ettiği gıda denetim ve kontrol hizmetlerini etkin bir şekilde yapma olanağına kavuşmuş olacaktır. Bu yeni kanun ile ne ölçüde başarılı olunacağı, yapılacak işbirliği çalışmalarıyla orantılı olacaktır.



Yorumlar
Yorum Ekle