Süt ve süt ürünleri
işletmelerinin yapı, yerleşim ve ekipman açısından AB ile uyumlu olmakla
birlikte, hayvan sağlığı şartlarının AB mevzuatını karşılamaması nedeniyle Türkiye’den
Avrupa Birliği ülkelerine süt ve süt ürünleri ihracatı yapılamadığına dikkat
çeken KKGM Genel Müdürü Doç. Dr. Muzaffer Aydemir, sektörün sorunlarını ve bu
sorunların çözümü için gerçekleştirdikleri çalışmaları Gıda Teknolojsi’ne
anlattı.
Sütün, çiftlikten işletmeye
ulaştırılmasına kadar geçen sürede soğuk zincirin kurulamamasının kaliteyi
olumsuz yönde etkilediğini, fabrikalara gelen çiğ sütün kısa sürede bozularak,
hammaddenin işlenemez duruma geldiğini kaydeden Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
Koruma ve Kontrol Genel Müdürü (KKGM) Doç. Dr. Muzaffer Aydemir, bu durumun önemli
ekonomik kayıplara neden olduğunu söyledi. Süt kalitesiyle ilgili sorunun
sadece soğutma şartlarının yetersizliğiyle de açıklanamayacağını belirten
Aydemir, “Başta meme hastalıkları olmak üzere hayvan sağlığı ve sağım hijyenine
bağlı sorunlar da süt kalitesini düşüren unsurlardır. Sağım hijyeninden
kaynaklanan sorunların büyük bölümü sağım makinesinin yaygınlaştırılması, kısa
süreli eğitim çalışmaları ve bazı basit uygulamalarla ortadan kaldırılabilir.
Fakat tüketiciye gerçekten kaliteli süt sunabilmek için başta mastitis olmak
üzere süt kalitesini olumsuz etkileyen hayvan hastalıkların azaltılması gerekiyor.
Ayrıca hayvan hastalıklarının tedavisi amacıyla kullanılan veteriner ilaç
kalıntıları ve diğer kalıntılar (aflatoksin, hormonlar, vb.) süt sektörünün
önemli sorunlarındandır” dedi.
AB’ye süt ürünleri ihraç
edebilmek için işyerlerinin çiftlik ve işletme bazında AB mevzuatına uygun
üretim yapmaları gerektiğinin altını çizen KKGM Genel Müdürü, sözlerini şöyle sürdürdü:
“AB tarafından süt ve süt
ürünleri ihracatımıza izin verilmesi durumunda AB şartlarına uygun olan
işyerlerine Bakanlığımızca İhracat Onay Numarası verilerek ürünlerin ihracatına
müsaade edilecektir. Bu kapsamda, 2006 yılından bu yana AB’nin FVO misyonunun
incelemesi sonucunda süt ve süt ürünleri ihracatı konusunda bazı
işletmelerimizi yerinde incelemek amacıyla birtakım ziyaretler
gerçekleştirmektedir. Süt ve süt ürünleri işleyen süt işletmeleri; yapı,
yerleşim ve ekipman açısından AB ile uyumlu olmakla birlikte, hayvan sağlığı
şartlarının AB mevzuatını karşılamaması nedeniyle ülkemizden AB’ye süt ve süt
ürünleri ihracatı henüz yapılamamaktadır. İhracat yapılabilmesi için
işletmelerin asgari ve teknik hijyenik şartlar açısından, üretimde kullanılacak
çiğ sütün toplam canlı bakteri ile somatik hücre sayısı ile antibiyotik
kalıntısı açısından AB mevzuatına uygun olması gerekmektedir. Ayrıca
işletmelere süt tedarik eden çiftliklerin de ahır hijyeni ve sağım hijyeni
açısından uygun ve hayvan hastalıklarından (tüberküloz ve brusella) ari olması
gerekmektedir.”
Sektördeki irili ufaklı işletmelerin
piyasaya arz ettikleri süt ve süt ürünlerinin kalite ve hijyen özellikleri bakımında
homojen bir yapı göstermediğine işaret eden Doç. Dr. Muzaffer Aydemir, Türkiye’nin
süt hayvanı sayısı bakımından dünya genelinde ön sıralarda yer almasına rağmen,
hayvan başına süt üretim düzeyinin oldukça düşük seviyede bulunduğunu söyledi. Aydemir,
süt üretim işletmelerindeki hayvan sayısının optimum düzeyde bulunmamasının
birim maliyetlerini artırabildiğini ve çiğ süt kalitesini teknik ve hijyenik
açıdan olumsuz etkileyebildiğini, dolayısıyla gıda güvenilirliğini, gıda zincirinin
bu ilk aşamasında sağlamanın güçleştiğine dikkat çekti.
Gıda güvenilirliği politikamız
AB ile tam uyumlu
Tarım ve Köyişleri
Bakanlığınca çiğ süt ve süt ürünlerini ilgilendiren mevzuat çalışmaları
kapsamında, çiğ sütle ilgili olarak ‘Türk Gıda Kodeksi Çiğ Süt ve Isıl İşlem
Görmüş İçme Sütleri Tebliğ (Tebliğ No:2000/6)’ 23964 sayılı Resmi Gazete’de 14 Şubat 2000
tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bugün, çiğ süt kalitesinin, toplam
bakteri ve somatik hücre açısından çiğ süt standartlarını belirleyen bu tebliğ
hükümlerine uygun olması gerekiyor. Süt ve süt ürünlerinin üretiminde
kullanılacak kaliteli çiğ sütlerin, hayvan hastalıkları yönünden ari
çiftliklerden elde edilmesi büyük önem taşıyor. Bu kapsamda geçen yıl Tarım ve
Köyişleri Bakanlığınca, AB mevzuatı ile uyumlu ‘Sığır Tüberkülozu ve Sığır
Brusellozu’ yönetmelikleri yayımlandı. Süt işletmelerinin AB tarafından istenen
hijyenik şartların sağlanması amacıyla işletmelerin HACCP sistemini oluşturup
uygulaması da zorunlu. Ayrıca birçok sektörde olduğu gibi, süt ve süt ürünleri
sektörü için de, ‘Çiğ Süt Üretimi İyi Hijyen Uygulama Rehberi ve Süt ve Süt
Ürünleri İyi Hijyen Uygulamaları Rehberleri’ sektörün hizmetine sunuldu.
Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı’nın temel gıda güvenilirliği politikasının, AB ile tam uyumlu olarak
hazırlanan mevzuat çerçevesinde, ‘Tarladan Sofraya Gıda Güvenilirliği’ kapsamında
sürdürüldüğünü vurgulayan KKGM Genel Müdürü Doç. Dr. Muzaffer Aydemir, KKGM koordinatörlüğünde,
97 adet resmi ve özel gıda kontrol laboratuvarı, Ulusal Referans Laboratuvarı,
81 İl Tarım Müdürlüğü ve yetkilendirilmiş İlçe Tarım Müdürlükleri’nde görevli
toplam 4 bin 630 gıda denetçisiyle gerçekleştirildiğini söyledi. Tüm gıda
denetim ve kontrollerinin, işletmeler ve ürünlere bağlı olarak uygun sıklıkta
ve üretilen gıda maddesinin taşıdığı riskle orantılı olarak yapıldığına dikkat çeken
Aydemir, risk esasına dayalı bu denetim sisteminde; işletmelerin hijyen durumu,
daha önce yapılan kontrollerde edinilen bilgi ve deneyimler ile gıda
işletmecilerinin uyguladıkları otokontrol sonuçları da göz önünde bulundurulduğunu
ve bu kapsamda il tarım müdürlükleri ve il kontrol laboratuvar müdürlükleri
koordinasyonunda il bazında yıllık denetim programları oluşturulduğunu
kaydetti.
Sektörden maksimum işbirliği
bekliyoruz
Bakanlık olarak, gıda
işletmelerinin sorunları hakkında, gıda sektörü ve ilgili sivil toplum
kuruluşlarıyla müzakere ve işbirliği yaptıklarını hatırlatan KKGM Genel Müdürü
Muzaffer Aydemir, geçen yıl süt ürünleri, et ürünleri, meyve sebze gibi tüm
gıda sektörü alanlarını kapsayacak şekilde görüşmeler ve ortak akıl
toplantıları yaptıklarını vurguladı. “Sonuçta, vatandaşlarımızın özellikle
çocuklarımızın beslenmesinde büyük önem arz eden süt ve süt ürünleri sektörüne
yönelik Bakanlığımızca tüketici sağlığının korunması, haksız rekabetin
önlenmesi amacıyla denetim ve kontroller aralıksız sürdürülmektedir” diyen
Aydemir, sektöründen beklentilerini ise, “Çiğ süt kalitesinin artırılmasında ve
üretimde taklit ve tağşişin önlenmesi için Bakanlığımızla işbirliğini azami
ölçüde sürdürmelerini bekliyoruz” sözleriyle açıkladı.
‘Dünyada gıda kontrol,
denetim ve analiz sıklıkları, nüfus bazında 100.000 kişi başına düşen sayı
olarak hesaplandığında; AB’de bu oran 15–45 arasında değişmekte olup
Bakanlığımızın 2009 yılında yaptığı 23.000 analiz sonucunda bu oran ülkemiz
için 32 olarak gerçekleşmiştir. Bu da olması gereken asgari düzeyin 2 katıdır.’
Denetimler aralıksız sürüyor
2008’de süt sektörüne yönelik
olarak toplam 6 bin 743 adet denetim gerçekleştirildi. Bu denetimler sonucunda;
Türk Gıda Mevzuatı’na aykırı faaliyette bulunan ve Türk Gıda Kodeksi’ne uygun
olmayan ürünler üreten işyerlerine yönelik olarak 429 işyerine İdari Para
Cezası verilirken, 104 işyeri hakkında da Cumhuriyet Savcılığı’na suç
duyurusunda bulunuldu. 2009’da yapılan 7 bin 336 adet denetim sonucunda ise 461
işyerine İdari Para Cezası verilirken, 42 işyeri hakkında da Cumhuriyet
Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. 2010’un ilk 4 ayında 1863 denetim yapılırken,
157 adet işyerine İdari Para Cezası uygulandı, 6 işyeri hakkında Cumhuriyet
Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Yapılan planlı denetim ve kontrollere
ilave olarak ihbar, şikâyet ve acil durumlar için de denetim ve kontroller
gerçekleştiriliyor.
Ayrıca; il bazında uygulanan
yıllık gıda denetim programlarının yanı sıra KKGM tarafından ülke genelinde
daha önce yapılan denetim ve kontrollerin sonuçları göz ününde bulundurularak
riskli ürünler bazında numune almayı içeren ‘Bakanlık Yıllık Denetim ve İzleme
Programları’ kapsamında, ‘Süt ve Süt Ürünleri Denetim Programı’ uygulanıyor. Süt
ve süt ürünlerinde yapılabilecek taklit ve tağşişin tespit edilmesi ve bunun
sonucunda sektörde oluşabilecek haksız rekabetin önlenebilmesi ve güvenli süt
ve süt ürünlerinin piyasaya arzının sağlanması amacıyla; Beyaz Peynirde
Mikrobiyolojik Denetim Programı, Yöresel Peynirlerde Mikrobiyolojik Denetim
Programı, Dondurmada Mikrobiyolojik Denetim Programı, Sade Yoğurtta Jelâtin
Aranması Denetim Programı, Süt Ürünlerinde Bitkisel Yağ Aranması Denetim
Programı, Yoğurtta Toplam Spesifik Mikroorganizma Sayısı, Peynirde Karboksi Metil
Selüloz Aranması, Peynirde Sorbat Aranması, Peynirde Nişasta Aranması, Yoğurtta
Natamisin Antibiyotiği Aranması, Yoğurtta Karboksi Metil Selüloz Aranması, Isıl
İşlem Görmüş Sütte Aflatoksin M1 Aranması denetim programları yürütülüyor. Bu
kapsamda da 2 bin 224 adet numune alındı, 2 bin 179 adet numune analiz sonucu
olumlu, 45 analiz sonucu ise olumsuz olarak tespit edildi.