Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Sokak sütü mü? Pastörize/UHT süt mü?

Gıda Yük. Müh. Funda Şentürk / Saniter Gıda Çevre Bilimi Ltd. Şti.

Zaman zaman gazetelerin magazin sayfalarında veya internet ortamında gıdalarımızı ve dolayısıyla sağlığımızı ilgilendiren yanlış bilgilerin pervasızca yayınlandığını ve tüketicilerde soru işareti uyandırdığını  blog veya forumlara yazılan yazılardan görüyoruz. Süt gibi çok önemli ve her yaşta tüketilmesi gereken bir ürünün doğru teknoloji kullanılarak sağlıklı bir şekilde üretilmesini yaygınlaştırmak ve tavsiye etmek yerine, doğal ve sağlıklı tüketim adına, köylü pazarlarında veya sokak sütçüleri tarafından satılan çiğ sütlerin satın alınması konusunda, gazete sütunlarında konuyla mesleki hiçbir bağlantısı ve eğitimi bulunmayan veya farklı alanlardaki akademik unvanlarını kullanan kişilerin yayınlarıyla karşılaşıyoruz.

Bilimsel olarak doğruluğu deney veya saha çalışmaları ile kanıtlanmış veriler ve etik değerler çerçevesinde çalışmayı ilke edinmiş bir gıda mühendisi olarak, pazarlarda veya sokak sütçüsü olarak tabir ettiğimiz kişiler tarafından satılan sütlerin alınıp, pişirildikten sonra tüketilmesi taraftarı değilim.

Ülkemizde süt hayvancılığının büyük bir yüzdesi (min.%80) amatör düzeyde küçük aile işletmelerinde oldukça zor ekonomik koşullarda yapılmaya çalışılıyor. Bu işletmelerin gerek hijyen gerekse altyapı koşullarının son derece yetersiz olduğu, kırsal kesimlerden geçerken gördüğümüz otlamaya bırakılan ineklerin üzerine yapışmış dışkılardan da kolayca anlaşılabilir. Bu nedenle köy pazarı, yöresel pazar veya sokaklarda güğüm içinde veya pet şişelere konularak satılan sütlerin gündüz otlamaya bırakılan, üzerinde sinek ve dışkıların bulunduğu ineklerden sağılması, doğal beslenmek isteyen tüketicilerimizin gözardı etmemesi gereken önemli bir nokta olmalıdır. Sağlık açısından özellikle mikrobiyolojik (brucella, listeria, staphylococcus ve diğerleri) ve kimyasal kirleticiler (antibiyotik kalıntıları, soda-kostik gibi asitlik düzenleyiciler) nedeni ile sokak sütlerinin tüketilmesinin oldukça sakıncalı olduğu, bu konu üzerine yapılan lisans, yüksek lisans veya doktora tezlerinde gözler önüne serilmektedir. Süt, insanlar için iyi bir besin kaynağı olmasına karşın mikroorganizmaların gelişmesi için de iyi bir ortamdır. Hijyenik şartlarda sağılan çiğ sütte 1000–10,000/ml mikroorganizma bulunurken, bu sayı ülkemizde 40–50 milyon/ml’ye kadar yükselmektedir.

Çiğ süt sağımdan sonra hızlıca soğutulup işlenmelidir. Aksi durumlarda sütün uygun olmayan sıcaklıklarda taşınması veya depolanması ile çiğ sütte bulunan mikroorganizmaların üremesi hızlanarak sütün pH’ı düşer. Düşük pH’lı süt ısıl işlem görürse sütte kesilme meydana gelir. Maalesef bu durumu engellemek yani sütün pH’ını yükseltmek için kostik, soda ve sütteki mikroorganizmaların gelişimini azaltmak için hidrojen peroksit gibi kimyasal maddeler katılarak sütler tağşiş edilmektedir.

Evde pişirilen çiğ süt, kaynama başladıktan sonra en az 10–15 dakika sonra mikrobiyolojik açıdan güvenli hale gelir ve evde pişirilen sütler üzerine yapılan çalışmalarda besin değerlerindeki kayıpların proses edilen sütlere göre %60’dan fazla olduğu çeşitli literatürlerde yer almaktadır.  Çiğ sütün mikroorganizmalardan arındırılması ve tüketime hazır hale getirilmesi için ısıl işlem uygulaması yapılır. Süte uygulanan ısıl işlemler genel olarak pastörizasyon ve sterilizasyon olarak adlandırılır.

 

Pastörizasyon:

-Düşük sıcaklıkta uzun süre pastörizasyon (63-65 0C’de 30 dakika)

-Yüksek sıcaklıkta kısa süre pastörizasyon (71-74 0C’de 40-45 saniye)

-Çok yüksek sıcaklıkta pastörizasyon (85-90 0C’de 8-15 saniye)

 

Sterilizasyon:

-Klasik sterilizasyon (110-120 0C’de 20-40 saniye)

-UHT yöntemiyle sterilizasyon ( 135-150 0C’de 2-6 saniye)

 

Sütün ısıl işlem görmesi ve depolanması sırasında lezzetinde, renginde, tekstüründe ve besin değerinde değişiklikler meydana gelir. Ancak, uzun ömürlü sütlere (UHT) uygulanan ısıl işlem 135–150 0C civarında 2–5 saniye sürdüğünden besin değerlerindeki kayıplar çiğ sütün evde pişirilmesine göre son derece azdır. Bu sıcaklıkta gerek sütün bozulmasını sağlayan gerekse hastalık yapıcı tüm mikroorganizmalar öldüğünden sütün uzun süre depolanmasını sağlayacak koruyucu katkı maddelerinin katılmasına da gerek yoktur. Ancak, içindeki natamisin gibi antibiyotik kalıntıları nedeniyle yoğurt ve peynir yapımına uygun olmayan veya kostik, soda, hidrojen peroksit vb. kimyasal kirleticiler ile tağşiş edilen sütlerin UHT veya pastörize süt olarak işlendiği de bir gerçektir. Yoğurt-peynir gibi fermente süt ürünleri asidik yapıda olup, hastalık yapıcı birçok mikroorganizmanın büyük bölümünü öldürebilir veya çoğalmalarını engelleyebilir ama tam bir güvenlik sağlamaz. Brucella gibi bakteriler asitli ortamlarda faaliyetlerini devam ettirebildiğinden, çiğ sütten üretilmiş peynirleri tüketen kişilerin hastalanma riski de oldukça yüksektir. Uygun hijyenik koşullarda doğal yemler ile beslenen, sağlık taramaları düzenli olarak yapılan hayvanlardan hijyenik ortam ve koşullarda el değmeden otomatik makinelerle sağılan sütler, en doğal ve sağlıklı sütler olup, çiğ olarak bile tüketilmesinde sakınca olmayabilir. Hayvancılığımızın gitgide yok olduğunu ve sütlere yapılan hileleri bilen, sokak sütünü saf, taze ve doğal olduğu yanılgısıyla tercih etmeyen, etiket bilgilerini okuyan, gazetelerde veya reklamlarda görülen kişi, vakıf, dernek ve grupların söylediklerini sorgulayan akıl-fikir sahibi kullanıcı-tüketicilerimizin artması dileğiyle…

 



Yorumlar
Yorum Ekle