Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Devlet sürekli 'faullü' oynayanlara KIRMIZI KART göstermeli!


İSO 500 listesinde 36'ncı sıraya yükselerek, istikrarlı çıkışını sürdüren Konya Şeker, ezber bozmaya devam ediyor. Çikolata ve şekerleme gurubunda ‘Torku’ üst markasıyla sektörde önemli bir ivme yakaladıklarını söyleyen Konya Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk ile 'oyun'u ve 'kurallarını' konuştuk.  

Türkiye'nin toplam şeker üretimi, tüketimi, kullanım alanları ve ihracat miktarları ile Konya Şeker'in bu pazardaki payını öğrenebilir miyiz?

Şeker sanayi kendisinden beklenen her katkıyı fazlasıyla vermiştir ve vermeye de devam etmektedir. Şeker sektörünün bugün başka oyuncuları da var. Yani pazarda pancar şekeri artık tek değil. Pazardaki bu yeni ürünlerin ülkemizdeki sanayisinin kuruluşu, pancar şekeri sanayisinin kuruluşuyla farklılık arz etmiştir. Bu farklılık üretimden kopuk bir sermaye girişimi olarak ortaya çıkışları ile de sınırlı değildir. En önemli fark bu sanayinin sosyo-ekonomik boyutunun olmamasıdır. Bu tespiti yapmak zorundayım çünkü pazardaki her yeni ürün pancar şekerinin rakibidir ve pancar şekeri kotasında yaşanan her daralma binlerce üreticiyi etkilemektedir. Bugün ülkemizin 2010/11 pazarlama yılı için planlanan pancar şekeri kotası 2 milyon 228 bin tondur. Bu şekeri üretmek için yaklaşık 15-16 milyon ton pancar üretimi yapılacak. Türkiye'de kayıtlı 1 milyon 672 bin pancar kooperatifi üyesi üretici var. Her 100 bin tonluk kota daralması yaklaşık 20 bin tarım işçisinin üretimden çekilmesi anlamına geliyor. Pancar şekerine alternatif ürün olan NBŞ'ler (Nişasta Bazlı Şeker) ve kimyasal tatlandırıcılar da pazarda önemli bir yere sahip günümüzde. 4634 sayılı Şeker Kanunu'nun temel amacı, yurt içi talebin yurt içi üretimle karşılanmasını sağlamak. Bu kanunun uygulayıcısı olan Şeker Kurumu da bu amacın gerçekleştirilmesi için öncelikle yurt içi talep miktarını tespit edip, bu miktarı karşılayacak miktarda üretimi, şirketlere kota tahsisatı suretiyle dağıtmaktadır. Yani üretiminiz kota ile sınırlıdır. Peki, bu herkes için geçerli mi? Şunu söyleyebilirim; pancar şekerinde tarımsal üretim ayağında, üretici ile yapılan sözleşmelerden, ürün bedeli ödeme miktarlarına, sanayi ayağı da hammadde miktarından şekerin depodan çıkışına kadar her süreç kayıt altındakural pancar şekeri üreticileri için kati surette geçerlidir.

Kaçakçılık ve merdivenaltı üretim kota kaybına yol açıyor

Şeker Kurumu Başkanının geçmiş dönemlerde açıklamaları oldu. Yaptıkları incelemelerde ülkemizde kamış şekeri üretilmemesine rağmen kesme şekerlerde yüksek oranda kamış şekeri tespit ettiklerini, kimyasal tatlandırıcı girişinde dikkate değer artış olduğunu ifade ettiler. Sınırlarımızdan kaçak şeker girişi, yurt içinde kayıt dışı alternatif ürün üretimi ve arzı, kimyasal tatlandırıcı kullanımı ve ithalatının gereğinden fazla yapılması ve bavul ticareti yoluyla kaçak olarak yurda sokulmasının pazardaki etkisinin her yıl yüz binlerce tonluk şeker kotası kaybına neden olduğu tahmin ediliyor.

Konya Şeker’in üretimi 500 bin tona ulaştı

Bu pazarın kaçak girişler hariç üretim miktarları ise 2008/2009 üretim yılı için 2 milyon 152 bin tonu pancar şekeri, 418 bin tonu NBŞ olmak üzere toplam 2 milyon 560 bin tondur. Bu üretim miktarlarından, 185 bin ton pancar şekeri C şekeridir, yani yurt dışı satış için üretilen şekerdir. NBŞ'lerde ise bu miktar 83 bin tondur. Dolayısıyla ülkemizin kayıtlı tüketimi pancar şekerinde 1 milyon 828 bin ton, NBŞ'de ise 333 bin ton olmak üzere 2 milyon 161 bin tondur. Yalnız dikkat buyurun, bunların hepsi kayıtlı tüketim ve üretim miktarlarıdır. Bunun en azından %10- 20'si kadar bir kayıt dışı tüketiminin yapıldığı sanılıyor. Bu resmi üretim ve tüketim verilerine göre Konya Şeker iki fabrikasıyla 25 fabrikalı Türkşeker'den sonra en büyük üretici. Bizim 2008/09 pazarlama yılındaki üretimimiz 456 bin 300 ton. 2009/10 pazarlama yılındaki üretimimiz ise 496 bin 350 ton olarak gerçekleşmiştir. Şekerin tüketimi, evsel tüketim ve sanayi tüketimi olmak üzere iki şekilde gerçekleşiyor. Bireysel tüketici diyabetik hastalar hariç tamamen doğal pancar şekerini kullanıyor. Ancak sanayi ayağında durum böyle değil. Doğal pancar şekerinin dışında NBŞ ve özellikle merdivenaltı imalathanelerde kimyasal tatlandırıcılar kullanılıyor. Pancar şekeri sanayi olarak biz birincisine yönelik alternatif ürünümüzü geliştirdik ve gıda sanayinde kullanılmak üzere pazara sunduk. Bu sağlıklı ve doğal ürün, yani sıvı şeker, piyasada da karşılık buldu ve başta içecek sektörü olmak üzere tüm gıda sanayinde kullanımı hızla yaygınlaşıyor. 2009 yılında 5100 ton şeker ihraç edildi ancak 4300 ton da şeker ithal edildi. Bu resmen ve Şeker Kurumu'nun izniyle ithal ettiği şekerin de tamamını özel amaçlı kullanım için ithal etti. Bu özel amaçlı kullanım ilaç üretimi ve laboratuarların ihtiyacı içindi. İthalat izninin gerekçesi ise yurt içinde üretimin yapılamamasıydı. Biz bu meseleye de çare ürettik. Gerekli yatırımımızı yaptık, Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsatımızı ve ilaç imalatında kullanımı için uygunluk belgesini aldık, üretime başladık. Gelecek yıllarda miktarı az ancak şeker sanayimiz açısından anlamı derin olan o ithalat kaleminin sıfırlandığını da göreceksiniz.

Endişe duyuyoruz

Halk sağlığını da tehdit eden kimyasal tatlandırıcıların, gıda sanayinde kullanımı konusunda ve onlara karşı sektör içinden çözüm üretme anlamında ciddi sıkıntılarımız ve endişelerimiz var. Bu endişe sadece şeker sektörünün korunmasıyla ilgili bir endişe değildir. Endişemiz, çocuklarımızın gelecekte ciddi sağlık problemleriyle karşılaşabilecek olmasından kaynaklanmaktadır. Ve bu konuda en önemli görev ise kaÇikolatamuya düşmektedir. Biz sektör olarak ve sektörde özel bir yere sahip Konya Şeker olarak üstümüze düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz, bizim devletimizden beklentimiz faullü oynayanlara kırmızı kartını göstermesidir. Bize ve şeker sektörüne yapabileceği en anlamlı destek budur.

Konya Şeker'in başarısının altında ne yatıyor? Bu noktada şeker fabrikalarının özelleştirilmesine bakışınızı öğrenebilir miyiz?

Tek cümleyle, ‘ürettirebilmek için üretim’. Çünkü biz ne kadar çok üretirsek, çiftçi de o kadar çok üretiyor. Ve bir üretici kuruluşu olarak bizim sorumluluğumuz üreticiye karşı. Hedefimizi de her yıl bir öncekinden daha çok üreterek gerçekleştiriyoruz. Biz, şeker pancarının münavebe ürünlerinin de sanayisini yaparak alanı genişletiyoruz. Çikolata, yem, biyoetanol gibi şeker sanayi ile bağlantılı ürünlerin üretimiyle de katma değerli ürünler üreterek üretim portföyümüzü sürekli genişletiyoruz. Yaklaşımımız bu olunca da başarı kendiliğinden geliyor. Hedeflerimizi birer birer gerçekleştirince, İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı listede Konya Şeker'in istikrarlı bir şekilde üst sıralara tırmanması doğal bir sonuçtur. Bizimle birlikte ilk 36'da yer alan kuruluşlardan 5'i kamu kuruluşu, diğerleri özel sektör. İçlerinde yakın zamanda özelleştirilenler var. Bu kuruluşlar İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve İzmir'de yer alıyor. Bu büyük sanayi illeri ve bölgelerinin dışında Anadolu'dan sadece Konya Şeker var. Bu önemli bir ayrıntıdır, sanayinin kümelendiği belli bölge ve iller dışında da büyük sanayi kuruluşlarının başarılı olabileceğinin ispatıdır bu tablo. Bu fotoğrafta başka dikkat çekici unsurlar da vardır. Mesela Türkiye'nin 36'ncı sanayi devi bir üretici kuruluşudur. Bir kooperatif şirkettir. Çok ortaklı şirketlere karşı yanlış bazı önyargıları Konya Şeker'in gösterdiği performans yerle bir etmiştir. Bizimle birlikte Kayseri ve Amasya şeker fabrikalarının da sanayi devleri arasında yer almasının, şeker sektörü ve kooperatifçilik açısından iftihar vesilesi olduğunu düşünüyoruz. Şeker özelleştirmesinde hep, “Bu özelleştirme diğer özelleştirmelere benzemez, bu özelleştirmenin içinde üretici mutlaka olmalıdır. Bunun en sağlıklı yolu da şeker sanayi çalışanları ile pancar üreticisinin içinde yer alacağı bir şekilde bu fabrikaların işletme devrinin yapılmasıdır” demiştik. Aynı görüşümüzde ısrarcıyız, bu fabrikalara talibiz. O nedenle ‘Arif’e tarif gerekmez’ diyor, arif olanların anlayışını beklediğimizi ifade ediyorum.

Ülkemizdeki şeker fiyat ve maliyetinin dünya fiyatlarının çok üzerinde olduğu yıllardır öne sürülen bir görüş. İmalatçı-ihracatçılara dünya fiyatının üzerinde bir fiyatla şeker satışı yapılması nedeniyle küresel piyasalarla eşit şartlarda rekabet edilemediği yönünde ifadeler görüyoruz. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

 Şeker sanayine yöneltilebilecek en haksız ve insafsız eleştiri imalatçı-ihracatçıların dünya pazarında rekabetçi yapımızı olumsuz etkilediği eleştirisidir. Devlet, imalatçı-ihracatçılara Dâhilde İşleme Rejimi kapsamında borsa fiyatlarıyla aynı fiyattan şeker veriyor. C şekerini Dâhilde İşleme Rejimi kapsamında imalatçı-ihracatçılar rakipleriyle aynı fiyattan kullanabiliyor. Mesela 2008 - 2009 pazarlama yılında 185 bin ton C şekeri üretilmiş bunun yaklaşık 5 bin tonu ihraç edilmiş, yaklaşık 157 bin tonu Dâhilde İşleme Rejimi kapsamında imalatçı-ihracatçılara Şeker Borsası fiyatlarından verilmiş, 23 bin tonu da kullanılamadığı için stoklanmıştır. Yani yakınmalar için doğru adres bir kere pancar şekeri sanayi değildir. Madem üretmek istiyorsun, talebin de var, 23 bin ton daha şeker dünya borsa fiyatlarından orada bekliyor. Niye kullanmıyorsun diye sorarlar adama. Ha kafanın arkasında başka düşünceler varsa onu bilemem. Varsa onları açıkça söylerler, onlar da tartışılır. İkincisi ise ülkemizdeki şeker fiyatları öyle iddia edildiği gibi dünya fiyatlarının üstünde değildir. Londra Borsası’nda oluşan fiyata kimse aldanmasın. O fiyat, içinde vergilerin ve navlun bedellerinin olmadığı fiyattır ve dünyanın hiçbir ülkesinde tüketim o fiyat üzerinden olmamaktadır. Çağımız iletişim çağı ve bilgiye ulaşmak herkes için artık kolay. Dünyada en pahalı şekeri Zimbabweliler tüketiyor, şekere perakendede ton başına 3744 $ ödüyorlar. Elbette biz kendimizi Zimbabwe'nin durumuyla karşılaştırmayacağız. Biz muadillerimize ya da içinde yer almak istediğimiz ekonomik topluluğa bakacağız. Orada da durum şu: Fransızlar şekere ton başına ortalama (KDV hariç) 1916 $, Finliler 1828 $, Norveçliler 1740 $, Almanlar ve Avusturyalılar 1586 $, İsveçliler 1564 $, Belçikalılar 1476 $ ödüyorlar. Japonların şekere ton başına yaptığı harcama ise 1806 Amerikan Doları. Ülkemizde ise tüketici ton başına ortalama (KDV hariç) 1330 dolar ile 1385 dolar arasında fiyat ödüyor. Yani yıllardır şeker sektörüyle ilgili tekrarlanan ezber laflar boş laflardır.

Şeker sektörünün en önemli güncel veya köklü sorunu ile bu soruna yönelik çözümlerinizi alabilir miyiz?

Birinci sorun sektörün aleyhine işleyen kayıt dışı tüketimdir. Yani kaçak şeker ve tatlandırıcı girişi, kota dışı alternatif ürün üretimi ve bunların merdivenaltı imalathanelerde kullanımıdır. Bu, aynı zamanda genel bir gıda güvenilirliği ve sağlık sorunudur. İkincisi tarımsal üretim ayağında yaşanan yüksek girdi maliyetleridir. Biraz önce fiyat meselesini konuşmuştuk, şeker fiyatlarının Avrupa'daki bazı ülkelere göre düşük fiyatla tüketimine rağmen şeker pancarı maliyetimizi asıl artıran husus, girdi maliyetleridir. Bizim dekara şeker pancarı verimliliğinde Avrupa ve şeker pancarı üreticisi diğer ülkelerle kıyaslanmamamızda bir sorun yok. Dekar başına verimde ilk sıralardayız ancak maliyete gelince sorun yaşıyoruz. Bunun nedenlerinden en önemlisi mazot, gübre, enerji gibi temel girdilerin fiyatlarının rekabet ettiğimiz ülkelere göre 2-3 kat yüksek olması. Tarımsal altyapı sorunlarımıza yani işletme büyüklüklerine, sulama imkânlarımıza değinmiyorum bile. Sadece girdiyle ilgili sorunun çözülmesi bile hammaddedeki maliyet sorununu çözmeye yetecektir. Beklentimiz sadece piyasa düzenleyicilerin ve hakem konumunda olması gerekenlerin oyunun kurallarını bazılarının lehine etkilememesidir.



Yorumlar
Yorum Ekle