Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Tatilin Ardından


Hemen her yaz birkaç günlüğüne de olsa Çeşme'ye giderim. Çeşme, yazın aşırı sıcaklığında esen rüzgârı ile insanı bunaltmaz. Ayrıca denizi kumdur ve hemen derinleşmez. Benim gibi boyunu aşmayan denizde yüzmek isteyenler için çok uygun bir yerdir. Bu saydıklarımın ötesinde Çeşme, en sevdiğim arkadaşlarımın hemen hepsinin yazlıklarının bulunduğu bir sahil kasabasıdır. Artık geleneksel hale gelen akşam buluşmalarımızda hepimiz hoş vakit geçiririz. Bazen yıllarca görüşmediğimiz eski bir hoca ile karşılaşmak, ya da unuttuğumuz anılarla tekrar o günleri yaşamak insanı mutlu kılıyor. Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünde birlikte çalıştığımız arkadaşlarla o günleri tekrar hatırlar ve neler yaptıklarımızı anlatırız. Onların bir kısmı artık emekli oldular, yeni ve sakin bir yaşamın tadını çıkarıyorlar. Yaşamın tadı derken neyi kastediyoruz? Bu herkese göre değişiyor. Tat duygusu aslında anlıktır. Tadı daha çok tatlı gıdalar tüketirken algılarsınız. Ama o tat damakta kısa süre kalır. İşte yaşamın tadının da anlık süreçlerden oluştuğunu düşünüyorum.


Yaşamın tadında aslında sevmek ve paylaşmak vardır. En mutlu anlarınızı, üzüntülerinizi, acılarınızı ya da başarılarınızı paylaşmadan nasıl bir yaşam olurdu, hiç düşündünüz mü? Her şeyi kendiniz için saklamak, paylaşmamak, nasıl bir içsel duygusu olur, bilemiyorum. Benim yaşam felsefemde, gelincik çiçeklerinden çok etkilendiğimi söylemek isterim. Şunu artık biliyorum. Yapmaktan ya da içinde bulunmaktan hoşlandığım hiçbir şeyi ertelememek. Günün herhangi bir saatinde istediğiniz yerde bulunmak veya kişi/kişilerle birlikte olmak gibi. Belki Sirkeci'de balık ekmek yemek, ya da bir dostla boğazı daha karanlık basmadan Nakkaştepe'den izlemek gibi ya da Üsküdar vapurunda karmaşayı yaşamak gibi. Gelincik çiçekleri açtıktan sonra üç gün yaşarlar. Bu üç gün kısa bir süredir, ama dünü, bugünü ve yarını temsil eder. Tablolarında sadece gelincik resimleri yapan Hikmet Çetinkaya, bu üç günlük gelincik çiçeklerinin yaşamını, insan hayatına adapte ederek şöyle diyor:

Dünü unutmadan, yarına hazırlanarak bugünü iyi yaşamak. Bu nasıl olacak diyorsanız, bu karışık ve türbülanslı yaşamda bunun nasıl olacağını kendinizin belirlemesi gerekiyor. Eğer kendi kendinize “Yaşadığının farkına varmak” duygusunu sık sık hatırlatırsanız, yaşamınıza yeni sevinçler kattığınızı göreceksiniz. Yaşamın tadını veren, gün içindeki birçok küçük güzellik fark edilmeli ve kaçırılmamalı. Biz sevinmek için hep büyük ikramiyeyi kazanmayı bekleyen bir kültüre sahibiz.


Yıllar önce Almanya'da dil öğrenimi gördüğüm sırada Norveçlilerin nasıl küçük şeylere sevindiklerini gördüm. Hoş bir davranış, güzel bir manzara ya da küçük bir hediyenin onları nasıl sevindirdiğini izlemişimdir. Kendimizi ödüllendirmeyi bilmek gerekiyor. Kendinize iyi davranın ve kıymetinizi bilin. İyi şeyleri, kendiniz için çevreniz için ertelemeyiniz. Toplum için iyi çalışmalar yapmak, yardım etmek ve insanları sevmek yine bir yaşam sevinci kaynağı olabilir.


İşte böyle, kısa tatil dönüşü aklıma takılanları sizlerle paylaşmak istedim. Değişmiyor veya değiştiremiyorsanız çevrenizi kabullenmeyi, sağlığın kıymetini bilmeyi, hoşlandığınız ortamlarda ve kişilerle daha çok bir arada bulunmaya, yaşamı olumlu görmeye, küçük şeylere sevinmeye ve yaşadığınızın farkına varmaya davet ediyorum sizi. Gelincik yaşam felsefesini de unutmamanızı öneriyorum.



Yorumlar
Yorum Ekle