Bu yıl 30. yılını
kutlayan Altıparmak Gıda, 5 yılda yüzde 140 büyüyerek, yıllık 5 bin ton olan
üretimini 12 bin tona çıkarmayı hedefliyor. Türkiye'nin dünya genelinde yüzde
95'e varan oranlarda tek üretici olduğu çam balında çok önemli ihracat fırsatına
sahip olduğunu belirten Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak,
atılması gereken adımları Gıda Teknolojisi'ne anlattı.
Binbirçiçek markasını
da bünyesine katan Altıparmak Gıda'nın Türkiye paketli bal sektördeki yeri
hakkında bilgi verir misiniz?
Altıparmak Gıda, 1980 yılında arı ürünleri ambalajlama ve
pazarlama amacıyla kuruldu. Bir dönem bal ve muhtelif gıda ürünlerini
pazarladıktan sonra, 1984 yılında Balparmak markamızı piyasaya sunduk. Bugün,
Avrupa'da bulunan eşdeğer 4 laboratuvar arasında gösterilen laboratuvarımızı
1986 yılında kurduk. O günlerde laboratuvarımızda sadece diyastaz ve HMF
kontrolleri yapabiliyorken bugün, balda toplam 65 parametrede analiz gerçekleştirebiliyor,
tabir yerindeyse balın soyağacını çıkartabiliyoruz.
Kendi alanında Türkiye'nin en büyüğü olan İstanbul Çekmeköy'deki
24 bin ton/yıl paketleme kapasiteli tesislerimize 1994'te taşındık. İlk
ihracatımızı da yine aynı yıl gerçekleştirdik. Ekonomik krize rağmen büyüme ile
girdiğimiz 30. yılımızda, Balparmak ile birlikte 1992 yılından bu yana ekonomik
segmentte tüketicilerimize ulaştırdığımız Balkovan ve geçtiğimiz yıl
portföyümüze dâhil ettiğimiz Binbirçiçek markalarımızla yolumuza daha güçlü bir
şekilde devam ediyoruz. 30. yılımızda, “Dünyanın en mucizevi besini olan balın,
doğallığını ve saflığını korumak ve kaliteli yaşamın vazgeçilmez bir unsuru
haline getirmek; böylece değerini hak ettiği en yüksek düzeye çıkarmak” olarak
ifade ettiğimiz misyonumuzu özellikle arıcılarımıza yönelik yapacağımız
yatırımlarla gerçekleştirmeye daha da yaklaşacağız.
Firma olarak
yürüttüğünüz Ar-Ge çalışmalarınızdan söz eder misiniz?
Altıparmak Gıda olarak Ar-Ge'ye ayırdığımız pay, ciromuzun
ortalama binde 5'i civarında. Ar-Ge'ye önem veriyor, bütçemizdeki payını her
yıl artırmaya çalışıyoruz. Özellikle üniversitesanayi işbirliklerinin
sektörümüzü geliştirme yönünde önemli rol oynayacağına inanıyoruz.
Üniversitelerin yanı sıra, sivil toplum örgütleri, ilgili bakanlıklar ve
TÜBİTAK ile sektöre yönelik çalışmalar ve araştırmalar yapıyor, projeler üretiyoruz.
Projelerimizin aldığı ödüllerin yanı sıra, firma olarak da İSO İnovasyon Jüri
Özel Ödülü'ne layık görüldük. Ülkemizdekilere ek olarak, Avrupa Birliği
nezdinde de çeşitli projeler yürütüyoruz.
İhracat
operasyonlarınızdanız hakkında bilgi verir misiniz?
Dünyanın birçok ülkesinde kalitesiyle aranan uluslararası
bir bal firması olmayı hedefleyen Altıparmak, 1994 yılından bu yana ihracat
yapmaktadır. 2004 yılına değin, başta Almanya olmak üzere İngiltere ve
Fransa'nın da aralarında bulunduğu birçok Avrupa ülkesi ile ABD'ye yüksek
miktarda toptan (varilli) bal ihracatı gerçekleştirdik. Dünyanın en büyük bal
paketleyici firmaları bu anlamda Altıparmak'ın müşterisi durumundadır.
2004 yılından itibaren ise HoneyBunch ve Balparmak markalı
ve paketli ürün ihracatına da başladık. Bugüne dek 3 kıtada 11 ülkeye yaptığımız
ihracata ek olarak son dönemde başta Suudi Arabistan olmak üzere Ortadoğu
ülkeleri ve Azerbaycan'da yeni ihracat pazarlarımız arasında yer almaktadır.
Kuzey Amerika pazarında yeniden yapılanarak bu pazarda güçlü bir oyuncu olmak
kısa vadeli ihracat hedeflerimiz arasında bulunmaktadır.
Türkiye bal
sektörünün bugünkü durumunu hakkında bilgi verir misiniz?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre,
Türkiye'nin 30 milyar dolar seviyesindeki tarım ürünleri pazarında bal sektörü,
yaklaşık 300 milyon dolarlık büyüklüğe sahiptir. Ancak arıların bitkilerin
tozlaşarak üremesine yaptıkları katkılar nedeniyle, arıcılık sektörünün gıda sanayine
katkısı tartışılmaz büyüklüktedir. Türkiye'de yılda 35-40 bin ton civarında bal
üretilmektedir. Hemen hepsi iç pazarda tüketilmektedir. Bu miktarın içinde
çiçek balı yüzde 70, çam balı yüzde 30 paya sahiptir. Ayrıca Türkiye, bal
üretimine uygunluk bakımından, yüksek seviyede endemik bitki çeşitliliğine
sahip zengin florası ile dikkat çekmektedir. Dünya ülkeleriyle bir kıyaslama
yaptığınızda Türkiye bal sektörü açısından nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? Arıcılık,
dünyada yapılan en yaygın tarımsal faaliyetler arasında sayılmaktadır. Günümüzde,
dünyada yaklaşık 56 milyon arı kovanı bulunmakta ve bunlardan yaklaşık 1,3
milyon ton bal üretilmektedir. Üretilen balın 1/3'ü ticarete aktarılmakta ve
bal ihracatının yüzde 90'ı 20 dolayındaki bal üreticisi ülkeden yapılmaktadır.
Kovan başına bal üretimi Çin'de 33, Arjantin'de 40, Meksika'da
27, Kanada'da 64, Avustralya'da 55, Macaristan'da 40 ve Türkiye'de 16-17
kilogram civarındadır. Bu ülkeler aynı zamanda, dünyanın en çok bal ihraç eden
ülkeleridir. Dünyada en çok bal ithal eden ülkeler ise; Almanya, ABD, Japonya,
İngiltere, İtalya, İsviçre, Fransa, Avusturya ve diğer Avrupa ülkeleridir. Bu
ülkelerden Almanya, yalnız başına Türkiye'nin bal üretiminden daha fazla bal
ithal etmektedir. Çam orman alanları bakımından zengin olan ülkemizde üretilen
çam balları, başta Almanya olmak üzere, AB ülkelerine ihraç edilmektedir.
İhracat miktarı 2009'da yaklaşık 1000 tondur. Bunun 575 tonu süzme baldır.
Türkiye dünyada yaklaşık yüzde 95 oranlarında tek üretici olduğu çam balı ile
ihracatta büyük bir fırsata sahiptir. Türkiye arı nüfusu (koloni sayısı) olarak
dünyada ilk 10 arasındadır. İhracat rakamlarımız doğrudan rekolteye bağlı.
Türkiye, bir bal ülkesi olarak ihracatta yeteri kadar etkin
değil. Bunun da en büyük nedeni verimsiz üretimlerden dolayı yüksek maliyetlerin
oluşmasıdır. Bu yüzden, dünyada düşük maliyetli ucuz üretim yapan Çin ve
Arjantin gibi ülkelerle rekabet etme şansımız oldukça düşmektedir.
Sektörün en önemli
sorunlarından verim düşüklüğü olduğu biliniyor. Bu soruna yönelik çözüm önerileriniz
neler?
Kişi başına bal tüketimi Avrupa'da yılda 1,5 kilogram civarında
iken Türkiye'de yılda 600 gram dolaylarında. Bu rakamlardan da anlaşılacağı
üzere zengin florası, topraklarında yetişen endemik bitki oranının yüksekliği
ve çam balı açısından dünyada neredeyse tek üretici konumu ile bir bal ülkesi
olan Türkiye'de, bal tüketimi düşük seviyelerdedir. Kovan sayısı bakımından
dünyanın önemli ülkeleri arasında olan ülkemiz, hem 17 kilogram seviyelerinde olan
kovan başı verimlilik hem de tüketim açısından yeterli düzeyde değildir. Türkiye'de
ortalama kovan başı üretim 40 kilogramlara çıkarılabilir. Bu da ancak, arıcılarımızın
öncelikle modern arıcılık teknikleri konusunda eğitilmesi ve böylelikle
arıcılığın geliştirilmesiyle mümkündür.