Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

KAÇAK KAMIŞ ŞEKERİ 2 yılda 7 kat azaldı


Türkiye'ye kaçak yollardan sokulan kamış şekerini belirlemek üzere 2007 yılı sonunda uygulamaya konan 'karbon izotop oranı analizi' ile birlikte kaçak numune sayısı geçen sürede 7 kat azaldı. Elde edilen bu başarı sayesinde pancar ve şekerde yerli üretim ve istihdam kaybının önemli ölçüde önüne geçildiğini, vergi gelirlerinde kayba, haksız rekabete ve kazanca önemli düzeyde engel olunduğunu söyleyen Şeker Kurumu Başkanı Mehmet Azmi Aksu, çalışmalarını Gıda Teknolojisi'ne anlattı. 

Aydın ARICIOĞLU - ANKARA 

Kayıt dışı ve kaçak şekerle mücadelede katedilen mesafe ve bundan sonraki planlarınız konusunda bilgi alabilir miyiz?

Şeker piyasasında kayıt dışı ve kaçak şeker arzının varlığına ve miktarına ilişkin iddialar yaygın olarak dile getiriliyor. Dış piyasalarda şeker fiyatının ülkemizdeki fiyatların altında olmasının kaçak ve kayıt dışı şeker arzını cazip hale getirdiği açıktır. Kayıtdışı/kota dışı arzın etkin tedbirlerle önlenmesi yurtiçinde üretilen şeker satış miktarları ile ülkemiz vergi gelirlerini artıracağı gibi, Şeker Kurumu'na gerek pancar şekeri ve gerekse mısırı hammadde olarak kullanan NBŞ (nişasta bazlı şeker) kotalarını artırma fırsatını da verebilecektir. Kurumumuz kayıt ve kota dışı arz ile bu anlayış çerçevesinde mücadele etmektedir. Şeker Kurumu'nun faaliyete başladığı 2004 yılından bugüne kadar sektörde 165 adet denetim faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Kaçak ve kayıt dışı şeker arzı tespitine yönelik denetim çalışmalarımız AB uygulamalarından çok farklı değil. AB'de denetimler genel olarak üreticilerin kotaya tabi ürünler olan şeker ve izoglukozun üretim kayıtlarının doğruluğunun tespiti, şeker ve izoglukozun fiziksel olarak kontrol edilmesi ve pazarlama yılının bitiminde stok sayımı şeklinde, izoglukoz kotasının izlenmesi ise kütlesel debimetreler ile yapılmaktadır. Ülkemizde de AB ülkelerinde olduğu gibi sıvı formda şeker üretimi yapan şirketlerin satışa esas noktalarına kütlesel debimetre tesis edilerek satış miktarlarının anlık olarak ölçülmesi ve raporlanması için çalışmalar yapılmaktadır. Bugüne kadar 3 şirkete ait 4 fabrikaya 12 adet kütlesel debimetre tesis edilmiştir ve bunların sonuçları aylık olarak izlenmekte, değerlendirilmektedir. Kayıt dışılıkla mücadele çalışmalarımızın daha etkin ve daha verimli hale getirilmesi amacıyla Kurumumuz başvurusunun kabul edilmesi sonucu, 5 Şubat 2009 tarihli Resmi Gazete'de Başbakanlık Genelgesi olarak yayımlanan 'Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı'nda, işbirliği yapılacak ve/veya sorumlu kuruluşlar arasına Kurumumuz da dâhil edilmiştir. Bu çerçevede oluşturulan “Kayıt Dışı Eylem Planı”na göre; 2010 yılı sonuna kadar yurt çapında tüm NBŞ fabrikalarına kütlesel debimetre tesis edilecektir. Böylelikle kayıt ve kota dışı üretim yapılması ve bu şekerlerin yurtiçinde pazarlanma olasılığının ortadan kaldırıl-ması amaçlanmaktadır. Ayrıca debimetre verilerinin bilgisayar ortamında Kurumumuza anlık olarak iletilmesi, raporlanması ve bu bilgilerin muhafazası için altyapı tesis edilmiş olup, ileriki yıllarda uygulamaya alınması planlanmaktadır. Şeker sektöründe faaliyet gösteren şirketler nezdindeki denetim faaliyetlerimizde her türlü ihbar ve şikâyet değerlendirilmekte, bunlarla ilgili hususların yerinde incelenmesi yoluyla denetim çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Kurumumuz denetim elemanlarınca yerinde yapılacak fiili stok tespitlerinde - özellikle sıvı formdaki şeker miktarının saptanmasında - karşılaşılan sorunların giderilmesi amacıyla bir adet ultrasonik seviye ölçer satın alınmış, stok miktarlarının ultrasonik seviye ölçer ile tespiti uygulamasına 2008 yılı içerisinde başlanmıştır. Öte yandan, sıvı formda şeker üreten şirketlerin depolarına giren ve çıkan tüm mal ve malzemelerin kaydına mahsus “Ambar Kayıt Defteri” nin her türlü emtia ve malzeme taşıyan araçların plakaları, taşıdığı mal/malzeme cinsi, miktarı ile işletmeye giriş ve çıkış tarih ve saatlerinin kaydedildiği “Araç Giriş-Çıkış Kayıt Defteri” nin ve işletmece satın alınan veya satılan malların tartılmalarından elde edilen fişlerin, müteselsil sıra numarası ile muhafazasına yarayan “Kantar Fişleri Dosyası”nın şirketlerce tutulması Kurumumuzca zorunlu kılınmıştır.

Kurumunuzca başlatılan ve kamış şekerinden üretilmiş kaçak şeker ile Türkiye'de üretilen pancar şekerinin ayrımını sağlayan 'karbon izotop oranı analizi' kaçakçılıkla mücadeleye ne ölçüde katkı yaptı?

Yurt içinde üretilen şeker ile yurt dışında üretilen şekerin fiyatının yurt dışında üretilen şeker lehine farklı olması, söz konusu şekerlerin özelliklerinin aynı olması ve mevcut analiz yöntemleriyle ayırt edilememesi gibi faktörler ülkemize kaçak şeker girişlerini cazip hale getirmekteydi. Kurumumuzca 2007 yılı sonunda kaçak şekerin bilimsel analiz yolu ile saptanması için bir çalışma başlatıldı. Kaçak yollarla ülkemize giren kamış şekeri ile ülkemizde üretilen pancar şekerinin ayırt edilmesini sağlayacak bir analiz yönteminin ilgili kamu kurum ve kuruluşları olan Valilikler, Cumhuriyet Başsavcılıkları, TÜBİTAK, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın İl Müdürlükleri ve Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü, Gümrük Müsteşarlığı, Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün işbirliğiyle uygulanması sonucunda ülkemize kaçak yollarla şeker girişlerinin önlenmesinde önemli başarı elde edildiğini söyleyebilirim. Uygulamanın başlangıcında kaçak şüphesiyle Kurumumuza gelen ve kaçak olduğu tespit edilen numune sayısının, iki yıllık süreç sonunda yedi kat azalması kaçak şekerle mücadeledeki başarının göstergesidir.

'Marker' projesi rafa kalktı

Akaryakıtta kullanılan “marker” sistemin şekerdeki kaçağı önlemek ve şeker satışlarını takip etmek amacıyla uygulanıp uygulanamayacağı da TÜ- BİTAK-Ulusal Metroloji Enstitüsü ile ortak çalışmanızda araştırma konusu olmuştu. Bu konuda gelinen son nokta nedir? Kurumumuzca, şekere katılabilen ve kalite özelliklerini bozmayan, sağlığa zarar vermeyen ve Türk Gıda Kodeksi Şeker Tebliği'ne uygun bir işaretleyici (marker) elde edilmesi ve uygulanmasına yönelik olarak çeşitli girişim ve çalışmalarda bulunulmuştur. Kaçak beyaz (kristal/küp) şeker ile mücadelede Kurumumuzca uygulamaya konmuş olan sistemin başarılı olması nedeniyle marker uygulaması için öncelikle sıvı formda piyasaya arz edilen NBŞ'ler düşünülmüş ve belirtilen özelliklerdeki bir işaretleyicinin (marker) elde edilmesi ve uygulamasının başarılı olması halinde; piyasada mevcut olan nişasta bazlı şekerlerin kota kapsamında üretilip üretilmediğinin kolaylıkla tespit edilebileceği, C şekerinin yurt içine satışının ve yurt dışından kaçak ve kayıt dışı NBŞ girişlerinin önlenebileceği öngörülmüştür. Ancak, marker uygulamasının fizibilite etüdü sonucunda; Karbon İzotop Oranı Analizi: Türkiye'nin literatüre katkısı Türkiye'ye kaçak yollardan sokulan kamış şekerini belirlemek üzere Şeker Kurumu'nun 2007 yılında uygulamaya koyduğu analiz yöntemi uluslararası literatüre de girdi. Şeker sektörüne yönelik saygın bir uluslararası dergi olan 'Sugar Industry'nin 20 Ekim 2009 tarihli sayısında, “şekerin menşeinin karbon izotop yöntemiyle belirlenmesine dayalı yöntem", Kurum Genel Sekreteri Jale Leblebici'nin kaleminden ayrıntılarıyla aktarılıyor... Bu analiz yöntemi şöyle işlemekte: İlk olarak Türkiye'deki pancar şekeri üreten 33 fabrikadan her yarım saatte bir alınarak biriktirilmiş numunelerin ortalama karbon izotop oranları belirleniyor. Belirlenen bu değerler, şüpheli şekerlerin karbon izotop analiz sonuçları ve ambalaj bilgileri ile birlikte değerlendirmeye alınarak şekerin yurtiçinde üretilip üretilmediği saptanıyor.

*Sadece nişasta bazlı ve sıvı formdaki şekerler için geliştirilecek ve uygulanabilecek ulusal markerin yıllık uygulama maliyetinin çok yüksek düzeyde olduğu,

*Gerek beyaz (kristal/küp) şekerin, gerekse nişasta bazlı şekerin insan tüketimine sunulan gıdalar arasında Türk Gıda Kodeksine göre en yüksek saflığa sahip ürünlerden biri olduğu ve bu nedenle, şekerin insan tüketimine sunulabilirliğini etkilemeyecek türde bir marker'in üretilme olasılığının düşüklüğü,

*Böyle bir marker'in elde edilmesi ve saf bir gıda olan şekere eklenmesi gündeme geldiğinde, şekerin yüksek saflığını bozmamak için eklenmesi gereken marker miktarının çok düşük seviyelerde (milyon/milyarda bir seviyelerinde) tutulması gerekeceği, bunun ise marker'in analiz yoluyla tespitini zorlaştıracağı ve tespitlerdeki kabul limitlerini genişleterek marker uygulamasını işlevsiz hale getireceği,

*Ülkemizde ilk kez bir gıdaya marker eklenecek olması nedeniyle şekere marker katılmasının tüketicilerde ve kamuoyunda olumsuz tepkiler yaratabileceği,

*Markere ait bilgilerin ve markerin kendisinin güvenliğinin sağlanmasının başlı başına bir sorun olduğu ve uygulama için hukuki alt yapının yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenlerle, marker uygulaması ile ilgili çalışmalara bu aşamada devam edilmemektedir.

 

Elektronik Veri İşleme Sistemi (EVIS) projesinde hizmet alımı için ihaleye çıkılmış ama sonuçlandırılamamıştı. Bu konuda bir ilerleme oldu mu?

Şeker Kanunu kapsamında üretim yapmakta olan şirketlerin ürünlerinin (öncelikle sıvı formdaki ve ambalajlanmış şekerlerin) tekrar etmeyen numaralarla, firma ve ürün hakkında yeterli bilgileri depolayan ve denetim görevlilerimizin taşıyacağı barkod okuyuculu el terminalleri vasıtasıyla okunacak olan barkodlar sayesinde üreticiden, perakende aşaması da dâhil olmak üzere, tüketiciye kadar ürünlerin izlenebilir olmasını hedefleyen bu sistem, Kurumumuz Elektronik Veri İşleme Sistemi (EVIS) Projesi içerisinde yer almıştır. Projenin satın alınması için 2007 ve 2008 yılları içerisinde yapılan ihalelere yeterli katılım sağlanamadı. NBŞ'lerin %90'ının dökme olarak satış ve sevkinin gerçekleştiriliyor olması ve geçen zaman içerisinde barkod teknolojisinde de yeni ve daha ileri teknolojilerin ortaya çıkmış olması nedeniyle barkod sisteminden daha ileri teknolojilerin uygulanabilirliği konusunda araştırma ve değerlendirmelerimiz sürüyor.

 

Şeker kaçakçılığını kârlı bir faaliyet olmaktan çıkarmaya yönelik olarak, idari ve polisiye önlemler dışında gerekli gördüğünüz başka önlemler var mı? 2010 Yılı Programının, “Sektörde rekabet edebilirliğin artırılması amacıyla tarımsal ürün piyasaları güçlendirilecektir” önceliği kapsamında yürütülecek olan Tedbir 121'de “Şeker sektöründe kurumsal düzenleme tamamlanacak, kota yönetimi ve denetimi etkinleştirilecektir” tedbiri yer almıştır. Bu tedbir ile kota yönetimi ve denetiminin etkinleştirilmesi için AB politikalarındaki değişimleri de gözeten mevzuat düzenlemelerinin sonuçlandırıl-ması planlanmıştır. Bu kapsamda “Şeker Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı” diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının ve üniversitelerin görüşlerine açılmıştır. Tasarı taslağı ile;

*Gıda amacıyla üretilmeyen/pazara verilmeyen şeker, kota kapsamı dışında bırakılarak, şeker piyasasının regüle edilmesi kolaylaştırılmakta, şeker üretiminin artırılması sağlanmakta ve ilaç, kimya ve biyoyakıt sektörü yatırımlarının önündeki olası bazı engeller de kaldırılmaktadır.

*4634 sayılı Şeker Kanunu ile oluşturulan Şeker Kurumu'nun; sektöre katkıları, denetim gücünün artırılması sektörün ihtiyaçları ve Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde sorumlu/ilgili kuruluş olarak üstlendiği görevler göz önünde bulundurularak, personel sayısı arttırılmakta ve Kurumun çalışma kapasitesi ve etkinliğinin artırılması sağlanmış olmaktadır.

*Kayıt dışı ve kaçak şekerle mücadelede Kurul yetkisi genişletilerek, vergi kayıplarının önlenmesi, haksız rekabetin önüne geçilmesi yönünde mesafe alınması hedeflenmektedir.

*Şirket ve fabrikalar nezdinde en az iki yılda bir denetimde bulunma zorunluluğu getirilmekte, kota dışı şekerle mücadelenin etkinliği artırılarak, vergi kayıplarının önlenmesi, haksız rekabetin önüne geçilmesi yönünde mesafe alınması hedeflenmektedir.

*Piyasada rekabeti bozucu kayıt dışı üretim ve ticaretin önüne geçilmesi ve denetim faaliyeti sonuçlarının etkinliğinin artırılması için AB'de olduğu gibi kaynağı belgelenemeyen şekerlere idari para cezası getirilmektedir. Söz konusu taslağın yasalaşması halinde kayıt dışı ve kota dışı arzın önlenmesinde önemli mesafeler kat edilecektir. Önlenen kayıt ve kota dışı miktarı kadar ülkemiz şeker üretiminin/ kotalarının artırılması gerekecektir. Şeker üretiminin ve kapasite kullanım oranlarının artmasına paralel olarak maliyetlerin düşmesi sonucunda yurtiçi şeker fiyatları düşecektir. Düşen fiyatlar nedeniyle, yurt dışı kamış şekeri fiyatları ile olan makas daralacak, böylelikle kaçak şeker girişlerine olan talep daha da azalacaktır. Bu nedenle taslağın yasalaşması tarafımızca önemli bulunmaktadır.



Yorumlar
Yorum Ekle