Necdet BUZBAŞ
TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı
23 Temmuz 2010 tarihinde Ulusal Basında “22 bin gıdadan
1171'i sağlığa aykırı bulundu” haberi yer aldı. Bazı gazeteler 1171 rakamını
olumsuz örnek olarak nitelerken, bazıları tüketici sağlığına kasıt olarak
konunun peşine takıldılar. Tüketici şaşkın, hele iki gün sonra Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı'nın bebek mamalarıyla ilgili yaptığı düzeltici açıklama bu şaşkınlığı
bir kat daha artırdı.
Öncelikle belirtelim ki, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
tüketicinin korunmasına yönelik risk esasına dayalı denetimler yanında, ürün
bazında denetim ve izleme programları da yürütüyor. Dolayısıyla haberin konusu
olan çalışma, rutin bir uygulama olup sonuçları kamuoyu ile şeffaflık ölçüsünde
paylaşılmıştır. Burada yapılan analizlerin sonuçlarının kritik edilmesinden
çok, tüketicinin merakını çeken, olumsuz örnek sahibi firmaların adlarının
neden açıklanamayacağı sorusuna yanıt vermeye çalışacağım.
Tam üyelik tarihi ucu açık olsa da, bir modernleşme-dönüşüm
projesi olarak nitelendirebileceğimiz Avrupa Birliği müktesebatı gıda güvenirliğine
nasıl bakıyor? AB'de temel ilke “Gıda ile ilgili her alanda insan sağlığının ve
tüketici çıkarlarının en yüksek düzeyde korunmasının temini” olarak belirlenmiş.
Gıda üretim sürecinin uzun, meşakkatli ve zor olduğu göz ardı edilmeden
sorumluluk, birincil üretim ile ikincil üretim aşamasında yer alan gerçek ve
tüzel kişilere verilmiş. 13 Haziran 2010 tarihinde 'Veteriner Hizmetleri, Bitki
Sağlığı, Gıda ve Yem' adlı 5966 sayılı kanun yürürlüğe girdi. Bu kanun, gıda
güvenliği konusunda AB müktesebatına tam uyum sağlayacak şekilde hazırlandı.
Yayım tarihinden itibaren 6 ay sonra uygulanmaya başlanacak.
Yazımıza konu olan olumsuz örnek sahibi firmaların isimlerinin
neden açıklanmadığına olan yaklaşımımız, 5966 sayılı kanun maddeleri ile ortaya
konulmaya çalışılacaktır. Bu arada konuyla ilgili yeni kanunun getirdiği, şimdiye
kadar uygulanmamış usullerden de bahsedilecektir. Zira bu usullerin sağladığı
fayda olumsuz örneklerin önceden belirlenip bertaraf edilmesine olanak sağlayacaktır.
Gıda ve yem işletmecisi ürettiği, işlediği, ithal ettiği, satışını ve dağıtımını
yaptığı bir ürünün, gıda ve yem güvenirliliği şartlarına uymadığını değerlendirdiği
veya tespit ettiğinde, ürünü kendi kontrolünden çıktığı aşamadan başlamak üzere
toplanması için gerekli işlemleri derhal başlatmak zorundadır.
Geri çağırma olarak adlandırılan bu işlemde üretici,
toplanma nedeni hakkında tüketiciyi doğru ve etkin olarak bilgilendirmek ve
gerekli hallerde tüketiciye ürünün iadesi için çağrıda bulunmak zorundadır. İster
geri çağırma işlemi için ister tüketicinin merakının giderilmesi için olsun
piyasaya arz edilen gıdanın, izlenebilirlik amacıyla etiketlemek veya Bakanlıkça
belirlenecek bilgi ve belgelerle uygun şekilde tanımlanması zorunludur.
Böylelikle örneğin, bir et ürününde gıdanın elde edildiği hayvanın takibinin
yapılabilmesi olanaklı olacaktır. Gıda ile ilgili işlemlerde, insan varlığı ve
yaşamının en üst düzeyde korunmasının sağlanabilmesi için, risk analizine dayanılması
zorunludur. Bu değerlendirmeyi uzman kişilerden oluşan bağımsız komisyonlar
gerçekleştirmektedir. Avrupa Birliği gıda güvenliği organizasyonundaki EFSA bu
işi yapmaktadır. Bu değerlendirme sonuçları ve bilimsel veriler ihtiyatlılık
ilkesi dikkate alınarak Bakanlık tarafından açıklanır. Bir başka deyişle, riski
önlemek, azaltmak veya yok etmek için alınan önlemlerin kamuoyu ile paylaşılması
panik yaratmadan gerçekleştirilmelidir. 5996 sayılı kanunun 7. kısmı resmi kontrolleri
içeriyor: 'Resmi kontroller, uygun sıklıkta, tarafsız, şeffaf ve mesleki gizlilik
ilkelerine uygun olarak risk esasına göre gerçekleştirilir' diyor. Bu
kontroller, izleme, gözetim, doğrulama, tetkik, denetim, numune alma ve analiz
uygulamalarını kapsar.
Üretimin kaynağında yapıldığı için de tüketicinin önceden
korunması yönünde etkilidir. Kanunun 31. maddesinin 6. fıkrası çok önemli bir
cevabın altını çiziyor: “Bakanlık uygun gördüğü hallerde yapılan kontroller
sonucunda sahip olduğu bilgileri kamuoyu bilgisine sunabilir. Ancak, iç hukuk
ve uluslararası hukuk ile güvence altına alınan, gizli soruşturma ve sürmekte
olan adli ve idari işlemler, kişisel bilgiler, meslek sırları, gizli
müzakereler, uluslararası ilişkiler ve ulusal savunma ile ilgili bilgiler kamuoyuna
sunulamaz” deniliyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı piyasadan aldığı örneklerden
yaptığı analiz sonucu olumsuz bulunan 1171 ürüne ne işlem uygulanmıştır? Aslında
sadece cezai uygulama değil, insan tüketimine uygun olmayan gıdaların piyasadan
hemen toplatılması ve mülkiyetlerinin kamuya geçirilmesi şeklinde bir uygulama yapılmış
ve kamuoyu ile paylaşılmış olsaydı büyük bir güven sağlanırdı. Gıda güvenliği
zor ama olmazsa olmaz bir süreç. Tarladan başlayıp tüketicinin damağına kadar
uzanıyor. Bu geniş yelpazede tüm aktörlerin rolleri var, herkes yasal sınırlar
içinde en iyisini yapmak zorunda. Hatırlanacağı gibi, 30 Haziran 2010 tarihinde
Avrupa Birliği ile 12. başlık görüşmelerine başlanacağı kararı çıktı. Bir başka
deyişle,”Gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikası” başlığı açıldı.
Bu Avrupa Birliği müktesebatıyla bizin mevzuatımızın belirli sürede uyumlaştırılması
anlamını taşımaktadır. Olumsuzluklar gittikçe azalacak, sorunların paylaşılması
sade ve şeffaf olacak, güven verecektir.