Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

‘Kutsal Damacana’ formülü Asya Su’ya başarı getirdi

Gülbahar SALIK-İSTANBUL

 

 

Lezzeti ve 19 litrelik dönüşümsüz damacana ürünüyle fark yaratan Asya Su, yapacağı 3 milyon Euro’luk yatırımla küçük boy kategorisinde kurulu kapasitesini 3 katına çıkarmayı hedefliyor. Tüketicilerin, başkasının damacanasını kullanmak istemediğinden hareketle yaşama geçirdikleri ‘dönüşümsüz’ damacana uygulamasıyla önemli bir başarı yakaladıklarını kaydeden Asya Su Genel Müdürü Egemen Döven, su pazarında yakaladıkları başarıyı madensuyu pazarına taşımaya hazırlandıklarını söylüyor.

 

 

Su sektörünün 16 yıllık oyuncusu olan ve 2004 yılında lojistik sektörünün lider şirketlerinden Reysaş tarafından satın alınan Asya Su, Düzce’nin Çilimli ilçesinde bulunan 3 bin 500 metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 14 bin metrekare alan üzerine kurulu tesisinde yılda 100 bin ton üretim yapıyor. 2006 yılına kadar tek ürünü olan ve bugün 9 çeşide ulaştırdıklarını ve 19 litrelik ‘dönüşümsüz’ damacana ürünüyle rakipleri karşısında önemli bir üstünlük elde ettiklerini belirten Asya Su Genel Müdürü Egemen Döven, yeni yatırımlarla sektördeki büyümelerini daha da hızlandıracaklarını söyledi. Suyun gelecek vadeden ancak aynı zamanda hızla artan oyuncu sayısıyla zor bir sektör olduğunu ifade eden Döven, orta ve uzun vadeli hedeflerini Gıda Teknolojisi’ne anlattı.

 

Bir Reysaş kuruluşu olan Asya Su’nun kurulduğu günden bugüne gelişimi su sektöründeki yeri hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’deki Gayri Safi Milli Hâsıla’daki artışa paralel olarak çeşme suyundan ambalajlı suya geçiş yaşanıyor.

Reysaş olarak su sektöründeki bu büyümeyi ve gelişimi görerek girdik. Asya Su, 1994 yılında Düzce’deki yerel müteşebbisler tarafından kurulmuş bir fabrikadır. Reysaş olarak bu fabrikayı 2004 yılında satın aldık. Bizim aldığımız sürece kadar sadece 19 litrelik damacana üretimi yapılan fabrikayı devraldıktan hemen sonra kapalı alanı 900 metrekareden 3 bin 500 metrekareye açık alanı ise 8 bin metrekareden 14 bin metrekareye çıkardık. Yıllık üretim kapasitemizi 100 bin tona yükselttik. Üretim yelpazemizi de hızlı bir şeklide genişleterek, tek ürün çeşidinden 9 farklı ürün yelpazesine ulaştık. Firma olarak ciromuzu 6 yılda 4 kat büyüterek, 10 milyon TL seviyesine çıkardık. Sektörün büyüklüğünün 3 milyar TL seviyelerde olduğunu düşünülürsek Asya Su’nun pazardaki payı binde 3 civarında. Bardağın dolu tarafından bakıp, sektördeki yabancı sermayeli şirketlerle de karşılaştıracak olursak bu payın iyi bir rakam olduğunu düşünüyoruz. Ancak büyümemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

 

Üretim süreciniz ve ürün yelpazenizden söz eder misiniz?

 

Fabrikamız Düzce’nin Çilimli ilçesinde bulunmaktadır. Suyumuz 2000 metreye kadar varan yüksekliğiyle yörenin en yüksek ikinci dağı olan Kaplandede Dağı’ndan çıkmaktadır. Fabrikamız E–5 karayoluna 1, İstanbul-Ankara Otoyoluna ise 2 kilometre uzaklıktadır. Yani iki ana pazara satış yapmak açısından çok önemli bir noktada yer alıyoruz. Oysa birçok firma bu ana noktalara gelmek için kilometrelerce yol kat etmek zorunda kalıyor. Sektörde genelde fabrikalar su kaynağının çıktığı yere yapılıyor. Çok kısa bir ishal hattı çekiliyor. Aslında bu lojistik açıdan düşünüldüğünde çok hatalı bir yöntem. Çünkü herhangi bir fabrikaya gelen onlarca TIR’a çok daha fazla yol kat ettiriliyor. Biz tesisimize 14 kilometrelik bir ishal hattı kurduk. Bu yöntemle navlun fiyatlarını aşağıya çekerek bayilerimize büyük avantaj sağlıyoruz. Ürün yelpazemiz içinde bardak, 0.33 pet, 0,5 pet, 1,5 litre, 3 litre, 3,5 litre, 10 litre ve 19 litre dönüşümsüz damacana gibi çeşitler bulunuyor. Firma olarak 3 litrelik ve 19 litrelik dönüşümsüz damacana ürünlerimizle sektörde fark yaratık. 3 litrelik ürünüz hem daha rahat taşınabiliyor hem de buzdolabına konulabiliyor. Sektörde insanların gelir seviyesinin yükselmesine paralel olarak hijyen de ön plana çıkmaya başladı. Örneğin artık tüketiciler başkasının damacanasını kullanmak istemiyor. 19 litrelik dönüşümsüz ürünümüz bu talep gözetilerek geliştirilen bir ürün. Polietilen denilen pet maddesinden şişirip tek kullanımlık olarak sunulan bu ürünümüz su bittiği zaman yavaş yavaş kendini vakumluyor.

 

Asya Su olarak Türkiye’nin hangi bölgelerinde faaliyet yürütüyorsunuz? Bayilik yapılanmanız hakkında bilgi verir misiniz?

Asya Su olarak ağırlıklı olarak Batı Karadeniz, Doğu Marmara ve Ankara’da faaliyet gösteriyoruz. Ama ayrıca İzmir, Antalya ve Kayseri gibi şehirlerde de bayilerimiz var. İstanbul’da iki tane, Ankara’da da bir tane olmak üzere 3 tane distribütörlerimiz var. Bunların bayileri ve alt bayileri var. Şu anda 82 adet bayiimiz bulunuyor. Ayrıca 3 bayii ile görüşmelerimiz sürüyor ancak bu bayii yapılanması bizim için yeterli değil. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Nakliye maliyetlerini de göz önünde bulundurarak yeni bayi yapılanmalarıyla İstanbul’un Anadolu yakası, Batı Karadeniz ve Ankara bölgelerinde büyümemizi sürdüreceğiz.

 

EN İYİ 3 MARKADAN BİRİYİZ

Ambalajlı su sektöründe bazı firmalar son süreçte pH değerini öne çıkarmaya başladı. pH suyun güvenirliğini kanıtlıyor mu? Asya Su’nun kalite standartları neler?

 

Türkiye’de su hala ekstra bir içecek olarak görülmüyor. Ayrıca çok farklılaştırılacak bir ürün değil. Bu nedenle birçok firma yaptığı reklamlarla tüketiciye farkını anlatmaya çalışıyor. Suyun içinde magnezyum, klorür, sodyum sülfat, mangan ve amonyum gibi birçok madde bulunuyor. Bir de suyun sertliği ve pH değeri var. Sertlik ve pH değeri suyun tadını belirliyor. Sertliği düşük, pH’si yüksek olan su kaliteli sudur. Ancak Türkiye’deki sularda genelde ya ikisi de yüksek oluyor ya da düşük oluyor. Asya Su değerleriyle Türkiye’deki en iyi 3 su markasından biridir. Çünkü sertliği 1,8, pH ise 8, 6’dır. Firma olarak marka bilinirliğimiz, suyun tadındaki kalitemiz, ISO 9001 ve ISO 22001 standardındaki üretimimiz, bayilerle olan iyi ilişkilerimiz, uygun fiyatımız ve zamanında dağıtım ağımızla tercih nedeni olmayı sürdürüyoruz.

 

Asya Su’nun gündemindeki yeni yatırım ve projeler hakkında bilgi verir misiniz?

 

Gündemimizde iki temel proje var. Birinci projemiz uzun yıllardır gündemimizde olan cam şişe. Ancak su sektöründe cam şişenin nakliye maliyeti preformun neredeyse beş katı. Bu nedenle cam şişeyle, hızlı bir büyüme gösteren meyveli maden suyu sektörüne girmeyi düşünüyoruz. Bu projemiz için kaynak arayışındayız. Ankara Kızılcahamam’a yakın bir yerde tesis açmayı planlıyoruz. Eğer yaptığımız görüşmelerde anlaşma sağlayabilirsek 2011 yılında meyveli madensuyu pazarına girmiş olacağız. Sektörde küçük boy olarak adlandırılan 0.33, 0.5, 1,5 litre arası sular için yeni bir yatırım düşünüyoruz. Burada kurulu kapasitemizi 3 kat büyütmeyi planlıyoruz. Bu plan doğrultusunda yaklaşık 3 milyon Euro civarında yatırım yapmayı hedefliyoruz. Böylelikle hem sektördeki büyümemizi hem de ciromuzu çok hızlı bir şekilde artıracağız. Şu an için ihracatı çok düşünmüyoruz. Bazen ihalelere girip Ortadoğu ve Batı Avrupa’ya ihracatımız oluyor ama yurtiçine mal yetiştiremediğimiz için genelde ihracata çok sıcak bakmıyoruz.

 

KUTU

Hızlı büyüyen sektör iştah kabartıyor

Sektöre ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Asya Su Genel Müdürü Egemen Döven, su pazarının hızlı büyüyen bir sektör olduğunu söyledi. 2007 yılında 8,1 milyar litre üretim, 2,5 milyar lira ciroya ulaşan sektörün 2009 yılında bu rakamı 9 milyar litre üretim, 3,1 milyar ciroya yükselttiğini aktaran Döven, sektörün 2010 yılında ise 9,5 milyar litre üretim 3,2 milyar lira ciro hedeflendiğini belirtti. Sektörde dört yıl öncesine kadar 120 olan oyuncu sayısının bugün 600 kadar yükseldiğini anımsatan Döven, bu nedenle üretim ve tüketim artsa da ciroların çok fazla büyümediğini belirtti. Yaşanan sorunlara rağmen su sektörünün geleceğinin çok parlak olduğuna işaret eden Döven, “ Fransa’da yıllık kişi başı tüketimin 142 litre, İtalya’da 176 litre, İspanya’da 143 litre olduğunu, Türkiye’de de herkesin ambalajlı su içtiğini düşünürsek tüketimde yüzde 80’lere varan bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Litre büyüyecek ancak cirolar ne kadar büyüyecek burada bir muamma var. Umarız cirolarda da bir büyüme olur” diye konuştu.



Yorumlar
Yorum Ekle