Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Sadık Çelik İYSAD başkanlığına Hazırlanıyor


Toplu Yemek sektörünün deneyimli ismi SADIK ÇELİK, kuruculuğunu yaptığı ve çeşitli dönemlerde yönetiminde bulunduğu; ancak görüş farklılıkları nedeniyle bir süredir ayrı kaldığı İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği'ne başkan olarak dönmeye hazırlanıyor.

 Sektörden gelen yoğun talep üzerine Ocak ayındaki genel kurula başkan adayı olarak girmeye hazırlanan Keyveni Catering Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Çelik açıklamaları ve duruşuyla 'sektörün kurucu iradesi' olmaya devam ediyor. Sektörün öncü firmalarından Keyveni ile birlikte 25 yıldır toplu yemek sektöründe zorlu bir mücadele yürüten Sadık Çelik 1994 yılında kurucuları arasında yer aldığı ve 16 yıl boyunca zaman zaman yönetiminde bulunduğu İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği (İYSAD)'ne bu kez, başkan olma mücadelesi veriyor.

“Sektörün ortak akla ihtiyacı olduğunu düşünen ve sektörü doğru temsil edeceğine inanan arkadaşlarım beni önümüzdeki kongrede aday olmaya ikna ettiler. 'Et kokarsa tuz var, tuz kokarsa ne var' diye bir atasözümüz vardır. Ben de bugüne kadar sektörün tuzu olmayı yeğledim” diyen Keyveni Catering Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Çelik'e kulak veriyoruz:

“Dernek ile 4 yıldır süren bir ayrılığın ardından 2 sene önce bağlarımızı yinelemiştik. Önümüzdeki dönem için arkadaşlarımın desteğiyle başkan seçilirsem sektöre hizmet etme fırsatı yakalamış olacağım. Niçin aday gösterildiğimi ben ve beni aday gösterenler çok iyi biliyor. Bilmeyenlere ise sizin aracılığınızla şunları söylemek isterim: Yıllardan bu yana standart yemek, taban fiyat, lisans uygulaması, büyük kentlerde organize yemek sanayi sitesi kurulması, yemek şirketlerinin yasal statülerinin günün koşullarına göre yeniden düzenlenmesi gibi konuları gündeme getiriyoruz. Bunlar, yapılması gerekenlerden sadece birkaçı. Mevcut sorunların çözümüne yönelik daha başka çok ciddi projelerimiz var. Bu sektör yolgeçen hanı değildir. Her önüne gelen bu iş kolunda at koşturmamalıdır. Biz, bu gidişata dur demek için geliyoruz.”

Toplu yemek sektörü toplum sağlığını çok yakından ilgilendirdiğinden sektöre girişim ve faaliyetlerin yakın plana alınması ve çok titiz bir şekilde denetlenmesi gerektiğini belirten Çelik, “Eczane açmak için eczacılık fakültesini bitirmek, eczacılar odasına kayıtlı olmak gerekiyor; avukat olmak için hukuk fakültesini bitirip baroya kayıtlı olmak gerekiyor. Birçok meslek grubu için bu örnekler çoğaltılabilir. Bizim sektörümüzün de olmazsa olmazı budur. Bu anlamda derneğimizin ve federasyonumuzun yasal düzenlemeler için mücadele vermesi gerekmektedir” şeklinde konuşuyor. Toplu yemek sektörünün 5-6 milyon kişiye hizmet verdiğinin söylendiğini ancak bu rakamın, katma değer açısından bakıldığında 2-3 milyon kişi aralığında olduğuna dikkat çeken Sadık Çelik, sektör hacminin 28 milyon kişi olarak tahmin edildiğini, bu durumda en azından 6-7 katına çıkabilecek bir büyüme potansiyelinin bulunduğunu belirtiyor. Bu durumun, yerli ve yabancı sermaye gruplarının iştahını kabarttığına dikkat çeken Sadık Çelik, “Bunlardan mutluluk duyuyorum ama sektörde Türkiye genelinde 3 bin 500 firma olduğu sanılıyor. Bunların 3 bin 490'ının günlük üretim kapasitesi sektörün yüzde 20'sini oluştururken kalan 10 firma yüzde 80'ine hâkim. Bunun da yüzde 70-80'inde uluslar arası sermaye ağırlığı var. Bu, iktisadi kalkınmamız için sürdürülebilir bir durum değildir. Hayra alamet değil, acı bir gerçek. Yönetime gelirsem ilk işim kurumsal bütünleşmelerin ve kooperatifçiliğin hayata geçirilmesi için çalışmak olacaktır. Fakat söz konusu projelerin hayata geçirilmesi çok kolay bir iş değil. Teşvik ve korumacılık tedbirleriyle sektörün desteklenmesi sağlanabilir. Örneğin tarıma ve hayvancılığa nasıl destek sağlanıyorsa, toplu yemek sektörünün de bu anlamda desteklenmesi gerekir. Çünkü bu alandaki çalışmalar ve üretim kamusal hizmet faaliyeti gibi görev yapmaktadır. Bu fedakârca gerçekleştirilen çabaların Türk ekonomisine ucuz yakıt temin ettiğini söyleyebiliriz” diyor. Kâğıthane'deki üretim tesisinde görüştüğümüz Sadık Çelik, her zamanki gibi çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Tavuk çiftliklerinde üretilen MDM kıyma denilen ürünlerin kilosunu 1-2 liraya satın alan, köfte yapıp müşterisine sunan toplu yemek firmaları var. Bunun gibi son kullanma tarihi yaklaşmış veya geçmiş ürünlerin sektörümüz eliyle tüketildiğini biliyoruz. 2-3 TL'lik yemeği bu tip ürünlerle hazırlayan da satın alan da toplum sağlığıyla oynamaktadır. Kanser vakaları çığ gibi büyüyor. Nedenleri bunlar olsa gerek. Onkolog arkadaşlarımız gıda kaynaklı kanser vakalarında son 10 yılda 100 kat artış görüldüğünü söylüyorlar. Buna bir dur demenin zamanı geldi de geçiyor.”

Üyelik aidatlarını kaldıracağım

İYSAD Başkanlığına seçilmesi durumunda, üyelik aidatlarını kaldırmak istediğini, birçok küçük işletmenin üyelik aidatları nedeniyle derneğe üye olmadığını anlatan Sadık Çelik, “Bunun gönüllülük temelinde yürümesini istiyorum. Aidatı verebilecek firmalar verecek. Bu konuyu sektörümüzün tedarikçileriyle ve gönüllülerle çözeceğim. Derneği bir çekim merkezi haline getireceğim. Maliye ve Tarım Bakanlıkları ile işbirliği yaparak, İYSAD'a üye olunmadan vergi dairesine kayıt olunamaması, Tarım Bakanlığı'ndan ruhsat alınamaması yönünde önlemler talep edeceğiz. Sadece İstanbul içinde 3 bin 500 firma olduğu tahmin edilmekte. Ancak Tarım İl Müdürlüğü'ne kayıtlı firma sayısı 400'ü bulmamaktadır. Aradaki 3 bin firma nerede? Ruhsatsız, kayıt dışı, merdiven altı ekonomi böyle işliyor. Bu işi meslek edinmiş her kim varsa dernek çatısı altına toplayıp eğitim ve rehabilitasyon programlarıyla kooperatif gibi bir kurumsal yapıda ya da gönüllülük temelinde toplulaştırmak istiyoruz. Bu doğrultuda hükümetin de desteğini bekliyoruz. Kısacası uzun soluklu bir mücadeleye başlıyoruz” diye konuşuyor.  



Yorumlar
sakarci 22.12.2011 18:46:53 Çok güzel yazıyorsunuzda, Uygulamada bazı yemek firmaları 20 kişilik firmalara yemek vermediğinden mecburen bu firmalar merdiven altı dediğimiz firmalara mecbur kalıyor bu konuda gerekli hassasiyetlerin gözetilmesi gerektiği kanaatindeyim..
Yorum Ekle