Sudan sonra Türkiye başta olmak üzere dünya
genelinde en çok tüketilen içecek olan çayı, yiyecek, sağlık ve güzellik
sektöründe de kullanmaya başlayan ÇAYKUR, ülkemize girmeye devam eden kaçak çayın
önünü kesmek içinse gümrüklerde, narkotik köpekler benzeri 'Çaykotik' köpekleri
kullanmaya başladı. Türkiye pazarındaki payı yüzde 60'a varan ÇAYKUR'un Genel
Müdürü Ekrem
Yüce ile Abu
Dhabi'de düzenlenen SIAL Middle East Fuarı'nda görüştük.
Bir devlet kuruluşu olmasına rağmen özel sektör
firmalarını aratmayan faaliyetleriyle Çaykur'un son dönem faaliyetlerini sizden
dinleyebilir miyiz? Bugün çay dünyada sudan sonra en çok
içilen, sevilen, talep edilen, sanayisi, kültürüyle insanlığın vazgeçemediği içecek
ürünü, bir kültür olarak karşımıza çıkıyor. Kolesterol düşürücü olma özelliğinden
dolayı şifalı içecekler kategorisinde de yerini alan çay, sadece içecek olarak
değil, gıda olarak da tüketilmeye başlandı. Türk insanının vazgeçemediği çay,
hem fakirin hem zenginin hem bürokratın hem de işçinin vazgeçilmezi, öncelikli
ikram aracı olmuştur. Çay, bu özelliğiyle sınıfsal farklılıkları da ortadan
kaldırmıştır. Dünyada her yıl ortalama 3 milyon 600 bin ton civarında üretimi
gerçekleştirilen çay, Türkiye'de her yıl ortalama 215 bin ton seviyesinde
gerçekleşiyor, kaçak ve ithal çayların dışında tüketim de bu düzeyde bulunuyor.
Şehirlerde Çaykur çayı kişi başı 1,5 - 2 kilogram tüketiliyor. Çaykur olarak yılda
115 bin ton çay satışı gerçekleştiriyoruz. Bu da 1 milyar dolarlık işlem hacmi
anlamına geliyor. Bu iş hacmiyle Çaykur, biz devraldığımızda 500 sanayi kuruluşu
arasında 45. sıradayken, 2009 yılında yapmış olduğumuz çalışmalarla 32. sıraya yükseldi.
Çaykur'un 767 bin dekar arazi plantasyonu bulunuyor. Çaykur, yarattığı istihdam
ve diğer sektörler için yarattığı büyüklükle bir sosyal sorumluluk projesi aynı
zamanda.
ORGANİK ÇAYDA DA İDDİALI
Bugün itibariyle 24 ülkeye ihracatımız var. Netice
itibariyle bu hacim içinde çalışmalarımızı her geçen gün artırarak sürdürüyoruz.
Kendimizle yarıştığımız her gün üretim portföyümüzü yenilemeye, artırmaya devam
ediyoruz. Tüketici beklentilerini karşılamak adına 50'ye yakın değişik
harmanlarda çay çeşidimiz bulunuyor. Üç yıllık ön çalışmanın ardından 2010'da
hem hasat olarak hem de 10 milyon TL'lik yatırımla Hemşin bölgesinde kurduğumuz
organik çay fabrikasında ürün olarak organik çay üretimini gerçekleştirdik. Hemşin
Organik Çay, Rize Organik Çay ve de Organik Zümrüt Yeşil Çay olarak üç ürünle
tüketicimizin beğenisine sunduk. Bunlarla da yetinmedik. TUBİTAK ile ortak projeye
imza atarak, yeşil çayın çeşitlendirilmesi ve fonksiyonunun, kalitesinin artırılması
amacıyla çalışmalar yapıyoruz. Aynı zamanda bu projede pudra çayı da üretiyoruz.
Pudra çay ile çayı pastane sektörüne taşıyoruz. Yeşil çaylı dondurma, siyah
çaylı dondurma, siyah çaylı kurabiye, yeşil çaylı börek, kraker gibi ürünler
ürettik. Çayın bir de şifa yönü var. Özellikle yeşil çayın hücre yenileme özelliği
var. İki yılı aşkın süredir bu yöndeki çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Bugünlerde
piyasaya sunacağımız, banyo, sağlık ve güzellik çayı konseptli ürünlerimizi hazırladık.
GÜMRÜKLERDE 'ÇAYKOTİK' KÖPEKLER DÖNEMİ
Bazı firmaların Türk çayı adı altında farklı çaylarla
harmanlanmış çay kullandığını söylüyorsunuz…
Doğru. Bunu şiddetle kınıyorum. Özellikle bazı paketlemeci
firmalar, üretimi olmayan, yani müstahsilden yaş yaprak alıp kuru çaya dönüştürmeyen,
sadece piyasadan çay toplayıp paketleme yapan firmaların nerelerden ne tür çay
topladıklarına dikkat etmek lazım. Bunların bir kısmının da yabancı çayı harman
ettiklerini görüyoruz, duyuyoruz. Yabancı çayların bir bölümümün kaçak
yollardan ülkeye girdiğini biliyoruz. Bu firmalar genelde bunları kullanıyor. Ben
de diyorum ki; Türk çayından ne kötülük gördünüz? Türk çayının nesini beğenmiyorsunuz?
Buna neden ihtiyaç duyuyorsunuz? Vatandaşlarımızı da, 'Güvendiğiniz doğal çayı
içmeye ve almaya gayret edin' diyerek uyarıyoruz. Bazı firmaların kaçak
yollardan çay temin ettiklerine dair duyumlar da alıyoruz. Bu nedenle Çaykur
olarak bunun önlemini almak için gümrüklerde bir çalışma yapıyoruz. Son çare
olarak Gümrük Müsteşarımız ve Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanımızın da katkısıyla
Gümrükler Genel Müdürlüğü ile yoğun bir işbirliği başlattık. Çaykur olarak
gümrüklere kendi görevlilerimizi bile veriyoruz. Gümrüklerden farklı beyanlarla
çay geçtiği konusunda birtakım ihbarlar aldık, yakalananlar da oldu. Bir tırda
karbonat yazıyor ama içi çay dolu. Gümrükte tırları tek tek kontrol etme olanağı
olmuyor. Bu nedenle gümrüklerde narkotik köpekler gibi çaykotik köpekler
kullanmaya başladık. Belçika'dan köpek getirttik. Eğitimleri tamamlandı. İskenderun
gümrüğünde göreve başladı bile. Bundan sonra gümrüklerde çaykotik köpeklerle tırları
kontrol edeceğiz.
Çaykur olarak 2011 yılı hedeflerinizi de öğrenebilir
miyiz?
Ana hedef olarak 2011 yılında da müstahsillerimizden
600 bin ton yaş yaprak almayı ve 115 bin ton kuru çay yapmayı hedefliyoruz.
Bunun tamamını dünyaya ve Türkiye'ye satmayı planlıyoruz. Müstahsillere de 9 yıldır
olduğu gibi ödemelerini belirli dönemlerde, belirli bir plan dâhilinde gerçekleştirmeye
devam edeceğiz. Çaykur'da hedefler alım, kalite, satış, müstahsile olan
ödemelerdir. Biz bu dört hedefi ana hedef olarak koyduk. Bugüne kadar bu
hedefleri aksatmadan gerçekleştirdik. Bundan sonra da gerçekleştireceğimizi
söyleyebilirim.