Bu ay içinde geçireceği denetim ile gıda laboratuvarını akreditasyon kapsamına alacak olan SGS, 2011'i 'atılım yılı' olarak belirledi. “Akreditasyon sürecinin tamamlanması hızla yeni analiz planlarımızı gerçekleştirmemiz için bir katalizör görevi üstlenecek” diyen SGS Türkiye Tüketici Ürünleri Bölümü Gıda Laboratuvarı Müdürü Dr. Gülay Yıldırımile SGS'nin sektördeki önemini konuştuk.
SGS Türkiye'nin gıda sektörüne yönelik sunduğu gözetim, denetim, test ve belgelendirme hizmetleri hakkında bilgi verir misiniz? 2010'da atılım yaparak Gıda Laboratuvarı olarak hizmete başladınız bu süreci ve sağladığınız hizmetleri aktarır mısınız? SGS Türkiye, gıda sektörüne uzun süredir teknik denetimler, kurumsal sosyal sorumluluk denetimleri, bilgilendirme eğitimleri, gizli müşteri ve tedarikçi denetimleri konularında hizmet vermekteydi. 2010 yılında hizmete giren gıda laboratuvarı sayesinde bu hizmetlere, şirket olarak çok önem verdiğimiz ürün testlerini de ekledik. Detaylı olarak değinmek gerekirse, mevcut durumda, gıda laboratuvarımızda enerji testleri, etiket kontrolü, yaş kimya analizleri, yağ asitleri bileşimi, aflatoksin, T-2 toksini gibi mikotoksin testleri, ağır metal testleri, mineral testleri ve tüm gıda mikrobiyolojisi testleri ile hizmet vermekteyiz.
İyi bir gıda laboratuvarının standartları nelerdir? Türkiye'deki gıda laboratuvarlarını analiz çeşitliliği, hizmet kalitesi, teknolojik altyapı vb. kriterler açısından AB ülkeleriyle kıyasladığınızda nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
TS EN ISO/IEC 17025 'Deney ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının Yeterliliği için Genel Şartlar' standardı bir gıda laboratuvarının kalite sistemi ile teknik yapının nasıl olması gerektiğini anlatan gerekli bütün şartları içermektedir. Buna göre laboratuvarın teknik yeterliliği, laboratuvar personelinin yetkinliği, laboratuvar için gerekli teknolojik alt yapı ve kalibrasyon, numune alma metotlarının uygunluğu, geçerli deney metotlarının laboratuvarda kullanılabilirliği, izlenebilirlik, kayıt ve rapor sisteminin etkinliği gibi maddeleri kapsamaktadır. TS EN ISO/IEC 17025 standardına göre akredite olmuş birçok kamu ve özel gıda laboratuvarı bulunmaktadır. Son 10 yılda gıda laboratuvarı sektörü büyük ivme kazanmıştır. Birçok laboratuvar hizmet kalitesi, cihazları ve bilgi düzeyiyle yurt dışındaki laboratuvarlarla boy ölçüşecek duruma gelmiştir. Gözlemime göre, yurt dışındaki laboratuvarlar ile ülkemizdeki laboratuvarlar arasında artık sadece konum açısından farklılıklar bulunmakta. Açmak gerekirse, Avrupa'daki laboratuvarlar daha çok şehir merkezi dışında çevresi güvenlik sınırı ile çevrilmiş ve laboratuvarın genel ihtiyaçlarına göre kanalizasyon, elektrik vb. altyapısı oluşturulmuş konumdayken, Türkiye'de maalesef çoğu laboratuvar şehir merkezlerinde konumlandırılmış olduğu için bir takım altyapı sorunları yaşamaktadır. Altyapı sıkıntılarına ek olarak işin bir de hammadde tedariği konusunda kısmi de olsa sıkıntılar yaşanmakta. Acil bir durumda bile hammadde ya da standart ithalatı ciddi zaman almakta ve bu yanında belirli sıkıntılar getirmekte. Örneğin; geçen yıl süttozunda melamin olayı ile karşılaşıldığında uygulanacak analiz metodu kısa zamanda bulundu ancak metot oturtmak için melamin standardı beklenmişti.
Türkiye'de gıda üreticilerine yönelik yapılan denetimlerin yeterli ve etkili olduğunu düşünüyor musunuz? Yapılan denetimlerin amacına ulaşması için hangi yöntemlere başvurulması gerekiyor?
Geçmişle kıyaslandığında denetim bilincinin gün geçtikçe arttığını görüyoruz. Eskiden tedarikçilerini denetleyen firmaların sayısı oldukça sınırlı iken bugün üreticiler sadece tedarikçilerini değil depolarını, satış alanlarını denetlettiriyorlar. Ayrıca denetim çeşitliliği de zaman içinde artıyor. Teknik denetimler ile birlikte artık etik denetimler olarak adlandırdığımız kurumsal sosyal sorumluluk denetimleri ve gizli müşteri denetimleri de günümüzde oldukça sıklıkla yapılan denetimlerdir. Diğer taraftan, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da denetimlere ciddi şekilde önem veriyor. Bakanlık tarafından kurulan online şikayet hattı ile de sorun odaklı denetimler yapılması olanağı yaratılmıştır.
Gıda laboratuvarlarının sayısı giderek artsa da hizmet taleplerini karşılamada zaman zaman sıkıntı yaşanabiliyor. Bu kapsamda sektörünüzde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileriniz neler?
Biz SGS olarak müşterilerimize en kaliteli hizmeti en kısa sürede vermeyi hedefliyoruz. Sistemimizi kurarken yaptığımız yatırımlarda bu iki öğeye özellikle dikkat ettik. Ancak rutin dışı, araştırma ve metot geliştirme gerektiren testler için zaman problemi yaşanabilmekte. Örneğin; ülkemizde gıda tağşişleri çok sıklıkla görülüyor, özellikle bize has, tahin helvası gibi ürünlerle ilgili uluslararası analiz metotları bulunmuyor. Bu gibi durumlarda Ulusal Referans Gıda Laboratuvarı'nın (URGL) bu çalışmaları yaparak sektöre öncülük etmesi gerektiği kanısındayım.