Sektörü 3 markanızla adeta domine ediyorsunuz. 2010 yılının bir değerlendirmesiyle birlikte 2011 ve orta vadeli hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?
Altıparmak olarak bu yıl 30. yılımızı kutluyoruz. 30. yılımızda, “Dünyanın en mucizevi besini olan balın, doğallığını ve saflığını korumak ve kaliteli yaşamın vazgeçilmez bir unsuru haline getirmek; böylece değerini hak ettiği en yüksek düzeye çıkarmak” olarak ifade ettiğimiz misyonumuzu, özellikle arıcılarımıza yönelik yapacağımız yatırımlarla gerçekleştirmeye daha da yaklaştık, bu konudaki çalışmalarımıza ilk günlerini yaşadığımız 2011 yılında da hız kesmeden devam edeceğiz. Bu yıl ayrıca Binbirçiçek markamızın ambalajlarını değiştirdik ve üç yıl süren titiz, kapsamlı araştırmalar, bilimsel analizler sonucunda hangi yöre ve hangi çiçeklerden elde edildiği doğrulukla saptanan ve sonrasında seçkin market ve şarküterilerde tüketime sunulan Balparmak Yöresel Ballar serimizi piyasaya sürdük. Her iki lansmanın da sektöre ciddi anlamda ivme kazandırdığı inancındayız. Yılın son çeyreğinde hayata geçirdiğimiz, 'Hayatın Işığı' reklam kampanyamızla da doğanın mucizevi besini olan balın değerini göstermeye odaklanıp, tüketicilerimize balın önemini hatırlatma misyonunu üstleniyoruz. Yıl boyunca aldığımız pek çok ulusal ve uluslararası ödülle de başarılarımızı taçlandırdık. Tüm bu faktörleri göz önüne aldığımızda 2010'un Altıparmak ailesi için son derece verimli ve başarılı geçtiğini söyleyebiliriz. Altıparmak Gıda olarak önümüzdeki 5 yıl içinde, bugün 5 bin tonu geçen satışımızı, %140'lık bir büyümeyle 12 bin tonun üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. Kurumsal yapımızı bu hızlı ve agresif hedefe uygun hale getirmek amacıyla geçtiğimiz sene ciddi bir yeniden yapılanma süreci yaşadık, çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Markalarımız ve markalarımızın altında oluşturacağımız farklı lezzetlerle, mucizevi besin bal daha çok tüketiciye farklı damak tatları ile ulaşacak.
Ülkemizdeki en önemli sorun kovan başı verimlilik gibi görünüyor. Bal üretiminde yaşanan en önemli sorunlar nelerdir? Üreticinin yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?
Kişi başına bal tüketimi Avrupa'da yılda 1,5 kilogram civarında iken Türkiye'de yılda 650 gram dolaylarındadır. Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere, zengin florası, topraklarında yetişen endemik bitki oranının yüksekliği ve çam balı açısından dünyada neredeyse tek üretici (%95) konumu ile bir bal ülkesi olan Türkiye'de, bal tüketimi düşük seviyelerdedir. Öte yandan kovan sayısı bakımından dünyanın önemli ülkeleri arasında yer alan ülkemizde ne yazık ki kovan başı verimlilik 17 kilogram seviyesindedir. Bu değer Çin'de 33, Arjantin'de 40, Meksika'da 27, Kanada'da 64, Avustralya'da 55 ve Macaristan'da 40 kilogramdır. Türkiye'de ortalama kovan başı üretim, 40 kilograma çıkabilir. Bu da ancak, arıcılarımızın öncelikle modern arıcılık teknikleri konusunda eğitilmesi ve böylelikle arıcılığın geliştirilmesiyle mümkündür.
Balın kalitesi 3 aşamalı kontrol sistemiyle garanti altında
Her yıl bal sezonunda, Türkiye'nin her bölgesinde bulunan Altıparmak tedarikçileri aracılığı ile arıcıların ürünlerinden ön numuneler alınmaktadır. Alınan bu numuneler, Altıparmak kalite kontrol laboratuvarına gelmektedir. Her numune, bal üretimi esnasında arıcının yapmış olabileceği uygulamalar (Arıcının arıya şeker yedirip yedirmediği, bala herhangi bir şurup katkısı olup olmadığı ya da arıcının arıya veteriner ilacı verip vermediği vb.) açısından analize tabi tutulur. Tüm analizlerde balın tamamen doğal ve sağlıklı olduğu tespit edildiğinde, tedarikçiler, doğru üretim yapan arıcılardan ballarını alır. Alınan ürünler, daha önce gönderilen ön numunelerle uyumları açısından tekrar aynı analizlere tabi tutulur ve eğer olumsuz bir fark tespit edilirse geri gönderilir. Altıparmak deposuna giren her bal partisi, ambalajlanıp piyasaya sunulmadan önce tekrar analize tabi tutulur ve her parti ürünün analiz neticeleri, yani içeriği tam anlamıyla belgelenmiş olur. Dolayısıyla Altıparmak ürünleri tüketiciye sunulmadan önce, üç aşamada analize tabi tutulmakta ve kalitesi garanti altına alınmaktadır.
Türkiye'deki bal trendleri hakkında neler söylersiniz? Balın katma değerinin artırılması için yeni ürünler ve kategoriler oluşturulması yönünde çalışmalarınız var mı?
Yenilik anlamında geldiğimiz en son noktada, tüketicilerimize Balparmak Yöresel Ballar Serisi'ni sunduk. Şemdinli, Bingöl, Muş, Yüksekova ve Kayseri olmak üzere Türkiye'nin 5 ayrı yöresinin ballarından derlediğimiz Balparmak Yöresel Ballar Serisi ile seçici damaklara hitap ediyoruz. Üç yıl süren titiz, kapsamlı araştırmalar, bilimsel analizler sonucunda hangi yöre ve hangi çiçeklerden elde edildiği doğrulukla saptanan ve sonrasında seçkin market ve şarküterilerde tüketime sunulan Balparmak Yöresel Balları'nın her biri farklı lezzetler taşıyor. Bununla birlikte ambalaj konusunda yaptığımız inovasyonlarla da sektöre öncülük etmeye devam ediyoruz. Balın servisini kolaylaştıran “Balparmak Çıt Kapak” ambalajımız 2010 senesinde TSE (Türk Standartları Enstitüsü) tarafından düzenlenen 23. Altın Ambalaj Yarışması'nda 'Altın Ambalaj Ödülü'nün sahibi oldu. Binbirçiçek markamız ise şimdi yeni ambalajında tüketicilerimizle buluşturuyoruz. Geçtiğimiz günlerde Binbirçiçek, yenilenen ambalajı ile Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri 2010'da 'Üstün Tasarım' ödülüne layık görüldü. Öte yandan bal, çocuk gelişimi ve beslenmesinde önemli bir yer tutuyor. Çocuklara balı sevdiren 'Honeybana' markamızla da sektörde fark yaratmaya devam ediyoruz.
Kalıntıyı %0000000,1 oranında bile olsa buluyor