Bakliyat ve bitkisel yağlar konularını ele aldığımız bu sayımızda, sizlere basit bir domino etkisinden söz edeceğim. Bildiğiniz gibi, dünya genelinde artan bitkisel ürün fiyatları ve buna bağlı olarak artan gıda fiyatları hemen herkesi endişelendiriyor. Herkes, haklı olarak 'yeni bir gıda krizi ile mi karşı karşıyayız? diye sormaktan kendini alamıyor. Dünya gıda ve tarım örgütü FAO tarafından düzenlenen ve 2002- 2004 yılları ortalaması 100 olan endekse göre; şeker fiyatları 420'ler, yağlar 270'ler, tahıllar 240'ler, süt ürünleri 220'ler, etler 160'lar seviyelerine ulaştı.
Son olarak en büyük tahıl tüketicisi olan Çin'den gelen kuraklık haberi piyasaları bir kez daha sarstı. Bu haberle dünya borsalarında buğday, mısır ve yağlı tohumların fiyatları yükselmeye başladı. Bir tarım ülkesi olan Türkiye'nin son yıllarda pek çok üründe ithalatçı konuma gelmesi nedeniyle dünya fiyatları bizleri her zamankinden daha çok ilgilendiriyor. TÜİK verilerine göre; ayçiçeğinin %54'ünü, kolza tohumunun %60'ını, soya fasulyesinin %97'sini, kırmızı mercimeğin %55'ini, yeşil mercimeğin %35'ini, kuru fasulyenin %17'sini ithal ediyoruz. Buğday fiyatındaki artış, ekmeğin ve daha pek çok gıda ürünün, mısırdaki fiyat artışı yem, dolayısıyla beyaz ve kırmızı et, yağlı tohum fiyatındaki artış sıvı yağ, dolayısıyla yağlı gıda maddeleri fiyatını artırıyor. Hükümetin tarım ve hayvancılığa verdiği desteklere, yeni politikalar üretmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.
Zararl
ı ürünleri üreten firmalar açıklanabilir!
Bildi
ğiniz gibi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, yıl boyunca yaptığı denetimleri ve bu denetimlerin sonuçlarını sadece ürün grupları ve rakamlar düzeyinde açıklıyor. Geçen yıl da konuyla ilgili tartışmalar yaşanmış ve Bakanlık, yasaların, ürün ve firma isimlerinin açıklanmasının önünde engel teşkil ettiğini açıklamıştı. Kısa bir süre önce sağlığa zararlı olduğu belirlenen gıda ürünleri ve bunları üreten firmalar hakkında 'Bilgi Edinme Hakkı' kapsamında Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) aracılığıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan bilgi talep eden bir avukatın talebi, bu bilgilerin 'ticari sır' olduğu gerekçesiyle reddedilmişti. Aynı avukatın açtığı davada ise, Ankara 6. İdare Mahkemesi, denetim sonucunda olumsuzluk belirlenen firmaların listesinin açıklanmamasının, halk sağlığı açısından olumsuz sonuçları olması nedeniyle ticari sır sayılamayacağına karar verdi ve yürürlüğü durdurdu. Bu, çok önemli bir gelişme. Avukat, yasal sürecin ardından Bakanlığın söz konusu bilgileri kendisiyle paylaşması durumunda bu bilgileri kamuoyuyla paylaşacağını söylüyor. Gelişmeleri merakla bekliyoruz.
Un ve unlu mamuller sektörünü ele alaca
ğımız Nisan sayımızda görüşmek
dile
ğiyle…