Gulfood Gıda ve İçecek Fuarını izlemek ve bir meyve suyu seminerine katılmak için Dubai'ye gidiyoruz. Bu kez THY yerine zamanlaması nedeniyle Emirates Hava Yollarını seçiyoruz. Boing'in büyük gövdeli 777-300 uçağı oldukça rahat, uçuş boyunca hiç sallanmadık. Büyük uçaklarda hava türbülansını az hissediyorsunuz. Emirates'in yemekleri THY kadar iyi ve lezzetli değil. THY'nin son dönemde atak yapmasında yemek seçimi, zenginliği ve kalitesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Dubai'ye inişe geçtiğinizde, şehrin göz alıcı parlak ışıkları, zenginliğin ve modernliğin işareti gibi duruyor insanın karşısında. Soğuk bir İstanbul havasından sonra Dubai'e indiğimizde, sıcak havanın kıymetini anlıyoruz.
Dubai ekonomik krizi atlatmış gibi. Şehirde eskisi kadar olmasa da yine büyük bina inşaatlarını görüyorsunuz. Bunlara yoğun talep yok, birçok apartman dairesi kiracısını bekliyor. Dairelerin ve kiraların hala ucuz olduğu söyleniyor.
Dubai'ye gelirken Arap dünyasındaki başkaldırının acaba burada da olup olmayacağını düşündüm. Ancak Dubai'de (Birleşik Arap Emirlikleri) böyle bir olasılık gözükmüyor. Çünkü burada yaşayan Araplar en azından iyi yaşama koşullarına sahipler. Ekonomik durum ve rahat yaşama imkânları insanları pasifleştirmekte ve politikaya karşı ilgilerini azaltmaktadır. Arap dünyasındaki başkaldırışın, paylaşımın çok adaletsiz olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bir yandan her türlü güç ve imkân, öte yandan fakirlik ve çaresizlik. Bu dengesizlik demek ki uzun süre ayakta kalamıyor. Paylaşmasını bilmek gerekli.
Dubai'de Arap görmek pek mümkün değil. Dört milyon toplam nüfusun ancak %10'u Arap, %60'ı Hint göçmeni. Pakistan, Çin, İngiliz ve diğer uluslardan da önemli sayıda insan yaşıyor Dubai'de. Araplar esas olarak resmi devlet dairelerinde çalışıyorlar ya da şirket, kira gelirleriyle yaşıyorlar. Hemen her yerde hizmet sektörü Hintli ve Güneydoğu Asya kökenli insanlara ihale edilmiş durumda. Örneğin kaldığım süre içerisinde bindiğim taksilerin şoförlerinin tamamı Hintliydi. Bu yüzden de “The best Indian City is Dubai” (en iyi Hint şehri Dubai'dir) diyorlar.
Dubai'de her şey insan yapısı, doğal olarak deniz ve kum var. Şehir sanki yüksek bina mimarlarının sergi alanı. Mimari yapısı çeşitli ve de şaşırtıcı binalar her yere yayılmış, yüksek binalarda 30-40 kat normal görülüyor.
Bu arada dünyanın en yüksek binası olan Burj Khalifa'nın 168 katlı ve yüksekliğinin de 806 metre olduğunu söylemeliyim. Nasıl Eyfel Kulesi Paris'in simgesi olduysa Burj Khalifa'da Dubai'nin simgesi haline gelmiş. Şehrin Marina bölgesi ile en atraktif bölgesi. Geniş bir tabanı olan binanın altında çeşitli restoranlar ve vakit geçirecek alanlar yapılmış. Bu gerçekten yüksek binanın 124. katına Dubai'yi kuşbakışı izlemek için önceden bilet alınarak çıkılabiliyor. Binaya güvenlik kontrolünden geçilerek giriliyor. Binanın asansörü çok hızlı ama çıkış hızını hissetmiyorsunuz. 124. kata tam bir dakikada ulaşılıyor. Burj Khalifa'nın aşağıdan gözüken inceliği ve yüksekliği insanda bir tür güvensizlik duygusu uyandırıyor. Ancak bu duygu bina içinde özellikle de 124. katın terasında kayboluyor. Tüm Dubai'yi kuşbakışı görüyorsunuz. Aşağıdaki 30-40 katlı binalar sanki oyuncak binalar gibi duruyor. Akşam yemeğini Burj Khalifa kompleksinin hemen karşısında, göl kenarındaki Palas Otel'de yiyeceğiz. Ancak önce otelin terasından bu sentetik gölde akşamları her yarım saatte bir tekrarlanan su gösterisini izleyeceğiz. Oldukça büyük bir gölün içine yerleştirilmiş güçlü fıskiyelerin gösterisine tanık oluyoruz. Suyun çeşitli figürlerle 30-40 metreye kadar yükseltilmesi (fırlatılması) gerçekten görülmeye değer diyorum.
Gulfood Gıda ve İçecek fuarı Ortadoğu, Afrika ve İran, Hindistan ve Türkiye'yi de içine alan bölgenin en önemli fuarlarından birisi. Fuara 130 civarında Türk firmasının katıldığını öğreniyorum. Çoğunun önemli bir ziyaretçisi olduğunu ve belli bir ilginin olduğunu gördüm. Türk ürünlerinin özellikle Ortadoğu'da ve Afrika'da ilgi görmesine seviniyorum. Türkiye'nin artık bir gelişmiş ülke haline geldiğini söyleyen birçok yabancı ile karşılaştım.
Türkiye'nin birlik içinde olması, demokrasiye ve insana saygılı bir sistemle daha çok ileriye gideceğine inanıyorum. Kendi sahip olduğumuz değerlerin ve sistemimizin ne kadar önemli olduğunun hepimiz farkında olmalıyız.