Necdet Buzbaş
TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı
Sigara sektörünün büyüklüğü ve satışlarının bakkal ağırlıklı olması nedeniyle sigara dışarıda bırakılarak; gıda, içecek, şekerleme, kişisel bakım, ev bakım ve diğer (oda parfümleri, pil, streç film, alüminyum folyo, sinek - böcek ilaçları) ürün kategorilerine genel olarak hızlı tüketim ürünleri adı veriliyor. Hızlı tüketim ürünleri satışları iki satış kanalında gerçekleştirilmektedir. Geleneksel kanal dediğimiz bakkal ağırlıklı satışlar ve organize perakende kanal dediğimiz zincir marketler. Kırsaldan kente göç, sanayi toplumu olmaya yöneliş, hızlı şehirleşme ve artan hane sayısı gibi nedenlerle değişen tüketim ve alışveriş alışkanlıkları giderek hızlı tüketim ürünleri içinde organize perakendenin payını artırmaktadır. 2004 yıllarında %30 olan organize perakendenin payı 2010 yılında %46 düzeyine ulaşmıştır. Türkiye'de perakende pazar oldukça fragmente olup geleneksel kanal halen ağırlığını sürdürmektedir. Organize perakende içinde en hızlı büyüyen kanal, indirim mağazacılığı (discount) perakende zincirleridir. Yakın geçmişte yaşanan ekonomik krizler nedeniyle halkın satın alma gücündeki olumsuz gelişmeler alışveriş eğilimlerini de etkilemekte indirim mağazaları, geleneksel kanal hatta semt pazarları şeklinde yönelim değişikliği görülmektedir. Görülen o ki hızlı tüketim ürünleri cirosu ve karlılığı bakımından indirim mağazaları diğer zincirleri kısa sürede geçecek ve büyümelerini devam ettireceklerdir. Organize perakende kanalında yerel perakendecilerin gelişme gösterdikleri ve sektör içindeki paylarını artırdıkları gözlenmektedir. 2010 yılında yerel zincirler %11 civarında büyüme göstermelerine rağmen İstanbul ve Ankara gibi illere sıkışmış olmaları tüm ülkede yapılandıklarında büyümenin katlanacağını vaat etmektedir. Toplum dinamiklerinin çok hızlı değiştiği günümüzde, küreselleşmenin getirdiği ve zorladığı yapılanmaları zamanında ve ülkeye uygun kurallara bağlamak gerekmektedir. Tarafların menfaat çatışması yaşayacağı önceden bilinen her sahada kurallar konmalı işe böyle başlanmalıdır. Aksi halde sorunlar artar, kartopu gibi büyür, konulan kurallar bile işlemez hale gelebilir. Nitekim organize perakende kanalda da perakendecilerle (zincir marketler) tedarikçiler arasında kuralsızlığın getirdiği haksızlık olarak nitelendirilebilecek uygulamalar gözlemlenmektedir. Bu uygulamaları şöyle sıralayabiliriz;
1.Tedarikçiden talep edilen listeleme bedeli, raf bedeli, teşhir alanı bedeli, insert bedeli, promosyona katılım bedeli ve kasa önü teşhir bedeli. Bu grup talepler ticari teamüller içinde arz talep etkileşimiyle makul karşılanabilecek talepler olarak nitelendirilebilir. Ancak fırsatçılığa şans tanımayan önceden belirlenmiş değerlerle hareket edilmeli, sözleşmelere sadakat, vazgeçilmez olmalıdır.
2.Tedarikçiden talep edilen mağaza açılış bedelleri, yıldönümü bedelleri, yılsonu iskontosu gibi gerekçesi hiçbir şekilde ticaretin dinamiğiyle bağdaştırılamayacak talepler. Örneğin; bir zincir yılda 20 mağaza açtı ise 1000 Euro X 20 = 20 bin Euro'yu tedarikçiden talep edebilmektedir.
3.Konsinye satışlar ve geç ödemeler: Bazı organize kanal perakendecileri tedarikçilerden aldığı ürünlere hiçbir ödeme yapmadan satıldıkça ödeme şeklini benimsemektedirler. Nakit sıkıntısı olan, sermayesi küçük tedarikçi firmaların bu şekilde çalışmaları mümkün olmamaktadır.
4.Özel markalı ürünler (private label); kurallarla miktar ve ciro olarak perakende toplam satışlar içindeki yeri belirlenmelidir. Ülkemizde özel markalı ürünler, ulusal zincirlerde %8 - 9 civarında iken indirim mağazacılığında bu oran %65 dolayındadır. İspanya'da %40, İngiltere'de %47'ler civarındaki oranlar bile geride bırakılmıştır. Sonuç olarak; değişen yaşam şartları nedeniyle organize perakende satış kanalında büyük bir gelişme izleniyor. Bu gelişmeyi kurallar içinde yönetmek zorunlu hale gelmiştir. Aksi halde farklı çıkar gruplarının çelişkileri kuruluşlar kadar sektöre de zarar verebilecektir. Tedarikçi - perakendeci ticari ilişkileri yazılı sözleşmelerle bağlantılı yürütülmelidir. Sözleşme dışı, geçmişe dönük faturalar yoluyla para tahsilâtına gitme eylemleri, ticari mahkemelerde bir hafta gibi kısa sürede çözümlenecek kurallara bağlanmalıdır. Perakendeci, tedarikçi ve tüketici üçgeninde rekabeti kısıtlayıcı eylemlerle hak kayıplarına yol açan uygulamaların ortadan kaldırılması için Rekabet Kurumu da özgün yöntemler bulmak ve uygulamak sorumluluğundadır.