Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Abalıoğlu yatırıma doymuyor!


 

Bundan tam 42 yıl önce Denizli'de kurduğu tesisle Türkiye'nin ilk özel sektör yem kuruluşu olan Abalıoğlu Grubu, 1993'te Denizli'de ülkenin en büyük ve modern çiftliğini kurarak, sofralık yumurta üretimine başladı. Bir yıl sonra, 1994'te damızlık civciv üretimiyle gıda entegrasyonunun temellerini atan şirket, gıda sektöründeki markalaşmasını ise 2006 yılında kurduğu Lezita Et Entegre Tesisi ile gerçekleştirdi. Abalıoğlu Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Ender Abalıoğlu ile Lezita markasını ve gelecek yıllara ilişkin hedeflerini konuştuk.

 

 

Tüketicilere 4 kategoride ürünler sunan Lezita'nın Ar-Ge faaliyetlerinden söz eder misiniz? Yeni ürün çalışmalarınızda hangi unsurlar belirleyici oluyor? Entegre tesisinizdeki üretim süreçleri ve teknoloji hakkında da bilgi verir misiniz?

Yaşam kalitesini yükseltici, hijyenik ve sağlığa uygun ürünler üretmek Lezita'nın temel misyonudur. Bu bakımdan Lezita'da Ar-Ge ve kalite çalışmalarına büyük önem ve öncelik veriliyor. Gerek yurt dışı gerekse yurt içindeki danışmanlardan destek alan Lezita'nın Ar-Ge birimi, dünyadaki gelişmeleri yakından izlemekte ve pratik, sağlıklı, doğal ve lezzetli ürünler geliştirmek amacıyla yoğun çalışmalar yürütüyor.Lezita Et Entegre Tesisi, toplam 100 bin metrekarelik alanıyla ülkemizin en büyük, son teknolojilere sahip ve en hijyenik et entegre tesislerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Taze ve dondurulmuş piliç etinden şarküteri ve köfte ürünlerine, modern kaplamalı ürünlerden döner gibi geleneksel ürünlere kadar zengin bir ürün çeşitliliği sunan Lezita'da, uluslararası standartta üretim yapılıyor ve biyogüvenlik önlemleri en yüksek noktada uygulanıyor. Lezita, sektörün genç, yenilikçi ve dinamik oyuncusu olarak önümüzdeki 5 yılda sektördeki ilk 3 marka arasında yer almayı hedefliyor. 2010 yılında, hem piliç eti hem de ileri işlenmiş üretim hatlarında kapasite artırma yatırımlarına başlandı. Bu yatırımlarla Lezita, kapasitesini piliç etinde 2 katına, ileri işlenmiş ürünlerde de 4 katına çıkarmayı hedefliyor. Lezita'nın rakiplerine göre artı yönlerinden biri de hava soğutma sistemi. Piliçlerin, kuru ve strelize edilmiş havayla soğutulmuş özel hava koridorlarında 3 saat boyunca bekletilerek, sıcaklıklarının 0 ila 4°C'ye düşürülmesi sağlanıyor. Böylece piliç karkasların birbiriyle temas etmesi ve piliç etinin neminin yükselmesi engellenerek hijyen sağlanıyor. Piliçler havayla soğutulduğu için suyla soğutulanlara göre %2-3 daha az pişirme firesi veriyor.

 

 

Kalite, gıda güvenliği ve izlenebilirlik gibi konularda sürdürdüğünüz çalışmalar için neler söylersiniz? Lezita ürünlerini rakiplerinden ayıran özellikleri nelerdir?

 Gıda güvenliği Lezita için en önemli konuların başında geliyor. Veteriner hekimler tarafından sağlık kontrolleri yapılıp onaylanan piliçler fabrikadan içeri girebiliyor. Çeşitli aşamalardan, uluslararası yeterlilik testlerinden ve Lezita Laboratuvarları'nda çalışan yetkili uzmanların analizlerinden geçen piliçler üretim bandına alınıyor. Lezita aynı zamanda, ISO 9001: 2008 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 22000: 2005 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi ve BRC Kalite ve Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikalarına sahip bir tesis olarak, A'dan Z'ye tüm ürünlerinin, bu sistemlerin gerektirdiği yürürlükler çerçevesinde uy  gulandığı ve güvenilir bir şekilde tüketiciye sunulduğunu belgeliyor.

 

 

Türkiye'de yem fiyatları başta olmak üzere yumurta ve ürün fiyatlarına etki eden başlıca faktörler nelerdir? Bu doğrultuda s e k t ö r ü n sorunlarını ve beklentilerinizi öğrenebilir miyiz?

Hammadde ve özellikle silaj ve yonca gibi kaba yem fiyatları hasat zamanına göre %70'e varan oranda fiyat artışı göstermiş olup, 1 litre süt veya et üretim maliyeti benzer oranda yükselmiştir. GDO ile ilgili yayınlanan yönetmelikle yem üreticilerinin önemli girdilerinden olan ithal mısır ve yan ürünleri gibi hammaddelerin ithalatı yasaklandı. Bunun sonucunda yerli hammaddelere talep aynı oranda artış göstermiş olup, bu ürünlerin fiyatlarında da yükselişe neden oldu. Aynı tarihlerde dünya borsalarında da hammadde fiyatlarının yükselişte olması nedeniyle alternatif ithal ürünler yerli ürünlerin fiyatlarını kompanse etmekte pek etkili olamadı. Bunun sonucunda da yem fiyatları son yılların en yüksek seviyesine geldi. Önümüzdeki aylarda hububat hasatlarının başlayacak olmasının, bir nebze de olsa fiyat artışlarını kompanse edeceğini umut ediyoruz.

 

 

Lezita'nın kısa bir 2010 yılı performans değerlendirmesiyle birlikte 2011 yılına dair hedef ve yatırım planlarını öğrenebilir miyiz?

 

Son derece gelişmeye ve büyümeye açık bir piliç eti sektörü var. Önümüzdeki 3 yıl da geçmişte olduğu gibi Türkiye piliç eti sektörünün düzenli olarak büyümesi bekleniyor. 1 milyon 400 bin olarak gerçekleşen 2010 yılı üretiminin %39 büyüyerek 2013 yılında 1 milyon 900 bin tona ulaşması tahmin ediliyor. Biz de, Lezita olarak, sektör sıralamasındaki 7. firma konumuzla sahip olduğumuz %6'lık payı ciddi oranda artırmak ve önümüzdeki 3 yıl içinde, Türkiye piliç eti pazarının ilk 3 firmasından biri olmak hedefine hızla koşuyoruz. Bu anlamda yeni yatırımlarımızın devreye girmesiyle beraber piliç eti satışında 2010 yılında 91 bin 600 ton olan satışımızı, önümüzdeki 3 yılın sonunda %78 oranında artırarak, 160 bin ton satışa ulaşmayı hedefliyoruz. 2010 yılında 200 milyon adet olarak gerçekleşen yumurta satışlarımızın, yeni yatırımlarımızın devreye alınmasıyla birlikte 2013 yılında 350 milyon adede ulaşmasını planlıyoruz. 2011 yılının ilk 4 ayı faaliyetlerimizde miktarsal ve cirosal anlamda beklediğimiz büyümeyi yakaladık. Yem satışlarımız önceki yıla oranla %19, yumurta satışlarımız ise %8 arttı. Lezita markasının önemli ürün gruplarından birisi olan pratik ve şarküteri ürün gruplarında da geçmişten gelen büyüme ivmesini aynı tempoyla sürdürerek, 6 bin 600 tonlarda gerçekleşen 2010 yılı satışlarımızı 2013 yılının sonunda %172 oranında artırarak 18 bin tona ulaştırmayı hedefliyoruz. Sofralık yumurtada da hedeflerimize paralel olarak 2010 yılında 200 milyon adet olarak gerçekleşen satışlarımızı, yeni yatırımlarımızın devreye alınmasıyla birlikte 2013 yılında 350 milyon adede ulaştırmayı hedefliyoruz. Ayrıca, yem sektöründeki lider ve öncü konumumuz ve tüm hedeflerimiz dâhilinde 2011 yılının ilk çeyreğinde 6. Fabrikamız olan Samsun ve 7. fabrikamız olan İzmir yem fabrikamızın temelleri atıldı. 2012 yılının ilk çeyreğinde her ikisinin de üretime başlamasını hedefliyoruz. Gıda alanında geçen yıl başlayan kapasite yatırımlarımız bu yıl Eylül ayında tamamlanacak; piliç eti kesim kapasitemiz saatte 12.000'den 24.000 adede ulaşacak. İleri işlenmiş ürünlerde yeni yatırımla beraber üretim kapasitemiz aylık 900 tondan 3000 tona ulaşacak. Abalıoğlu Grubu olarak, tam 42 yıldır pazar lideri olduğumuz yem sektöründe ilkleri gerçekleştiren, yatırımlar ve her bölgede farklı iş kollarıyla istihdam yaratarak ülke ekonomisine sürekli katkıda bulunan bir kuruluşuz. Liderliği birlikte başardığımız değerli iş ortaklarımız ve ekip arkadaşlarımız ile böyle bir kuruluşun çatısı altında olmaktan gurur duyuyoruz. Köklü geçmişimizden aldığımız güç ve yenilikçiliğe dönük yüzümüz ile yeni başarılara koşmaya ve liderliğimizi sağlamlaştırırken, adım attığımız her yeni sektörde ve iş kolunda, adım adım zirveye doğru tırmanmanın ve orada sapasağlam durmanın gururunu birlikte paylaşmaya devam edeceğiz. Bu yaklaşım, markamızı ve kurumumuzu iş ortaklarımız ile birlikte büyütürken, sektörümüzün de gelişmesi ve ülke ekonomisine de katma değer yaratılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Başarının, hayatın ve liderlik yolunun lezzetinde buluşmaya devam... 



Yorumlar
Yorum Ekle