Geleneksel Lezzetlerden Vazgeçilmiyor
Sektöre sıvı toz aromalar, ekstrude aromalar, sos ve meyve preparatları, karamelize şeker, karamel renklendiriciler ve doğal ekstraktlar sunan Aromsa, premium ürünler için doğal aroma ve ekstrakt çeşitliliğini artırıyor. Üreticilere sert şeker, yumuşak şeker, jelly, marshmallow, sakız ve çikolata grupları için de aroma sağlayan ve özel talepleri ürün geliştirme çalışmalarıyla yanıtlayan Aromsa’nın İş Geliştirme ve Satış Müdürü Gülnara Uzun Seçgün ile trendleri konuştuk.
Türkiye ile Avrupa'yı karşılaştıracak olursak, öne çıkan trendler hakkında ne söylersiniz?
Çikolatada aroma kullanımı söz konusu değil; aroma çalışmalarımızı bu nedenle dolgulu çikolataların dolgu kısmında, kokolin, krem çikolata ve diğer çikolata / kokolin kaplamalı ürünlerde yoğunlaştırıyoruz. Bu çeşitlerde tercih edilen çeşitler, Fındık, Karamel, Badem, Portakal, Çilek, Vanilya, Kahve, Ahududu, Süt, Fıstık, Kakao, Nane, Vişne, Hindistan Cevizi ve Bisküvi aromaları olarak ön plana çıkıyor.
Son yıllarda öne çıkan yenilikçi aromalar ise, baharatlı & acılı tatlar, Papaya, Mango, Passion Fruit gibi egzotik aromalar, Kayısı & Yoğurt gibi birbirine zıt tatlar, çiçek notları, Nar ve Vişne gibi antioksidan meyve içerikli çeşitler, Ceviz, Badem, Fındık gibi karışık kuruyemiş tatları, yüksek kakao içerikli çeşitler, ‘Dulce de leche’ ve kondense süt gibi yenilikçi süt lezzetleri çeşitleri sayılabilir. Her ne kadar yenilikçi ürünler pazara belli bir hareket katsalar da, temel tüketim geleneksel lezzetlerde devam ediyor.
Gelişmekte olan ülkelerde ve ülkemizde şekerleme fiyatları çikolata fiyatlarına göre daha düşük olduğu için bu ürün grupları özellikle dar gelirli ailelerde daha fazla tüketilmekte ve çocukların tercihi olmaktadır. Bu ürün grubunda temel lezzetin aromadan geliyor olması, sektörün aroma sarfının yüksek olmasına ve bu alandaki Ar-Ge çalışmalarının da bu alanda yoğunlaşmasına yol açıyor.
Sakız ve jelli şekerlerin satışlarında lezzet tercihleri bölgelere göre değişiklik gösteriyor. Özellikle Almanya ve Belçika gibi Avrupa ülkeleri ve Avustralya’da tüketicilerin tercihlerinde ulusal tatlar hala en büyük rolü oynarken, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’nın aroma tercihleri birbirine yakın olduğu gözlemleniyor. Bu bölgelerdeki en popüler aromalar, Çikolata, Vişne, Çilek, Elma, Portakal, Üzüm ve Karpuz olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de ise Çilek, Portakal, Vişne, Elma, Limon, Muz, Kavun, Karpuz, Nane, Karamel, Ahududu, Şeftali, Kayısı, Tutti Frutti, Mango, Böğürtlen ve Kahve çeşitleri ön plandaki yerini koruyan klasik tatlar olarak göze çarpıyor.
Yenilik arayışlarında, tüketicinin klasik tatlara yatkınlığı göz önünde bulundurularak bu tatlardan çeşitli kombinasyonlar hazırlamak takip edilen diğer bir ürün geliştirme alternatifidir. Özellikle şeker ve sakız çeşitlerinde 2’li ve 3’lü aroma kombinasyonlarında çalışmalar yoğunlaşmakta, bu kombinasyonların bir kısmı tüketiciyi yeni tatlara alıştırmak için yenilikçi aromalarla yapılırken, büyük bir kısmı da daha önce belirttiğimiz klasik lezzet kombinasyonlarında tüketici beğenisine sunulmaktadır. Fark yaratan aroma kombinasyonları, Karpuz, Açai, Nar, Mandalina gibi öne çıkan meyve tatları, Nane, Mentol, Mastik gibi klasik tatlar, Limon-Melisa, kırmızı meyveler, orman meyvesi gibi sağlıklı ve yenilikçi kombinasyonlardır. İkili lezzetlerde aroma algısını farklı zaman aralıklarına yayan ekstrude aromalar, mikromisket aromalarının da kullanıma alınmasıyla ürün çeşitleri artırılabilmektedir.
Ar-Ge ve dolayısıyla ürün geliştirmeye önem veren bir şirket olduğunuzu biliyoruz. Bu alandaki çalışmalarınızdan söz eder misiniz?
Ar-Ge ekibimiz, yurt dışındaki yeni aroma ve ürün trendlerini yakından takip edip, bu aroma ve ürünleri Türk pazarına uygun olarak geliştirerek, aroma çeşitliliğimizi artırıyor. Geliştirdiğimiz aromaları müşterilerimizin Ar-Ge ve üretim koşullarına göre düzenlenmiş Uygulama Laboratuarlarımız ve pilot tesislerimizde nihai ürün reçetelerinde deniyor, iç panelimizde beğenilen numuneleri müşterilerimizle paylaşıyoruz. Bu şekilde hem müşterilerimizin Ar-Ge yükünü azaltıyor hem de müşteri tesislerinde aylar süren aroma değerlendirme sonucu hakkında ilk sunum sırasında ön fikir sahibi olabiliyoruz. Elbette ilk beğeni son karar anlamına gelmiyor; bitmiş üründe başarılı bulunan aromalarımız, müşterilerimiz tarafından kendi tesislerinde deneniyor ve çeşitli panellerle ve alternatiflerle birlikte değerlendirildikten sonra son onay alınıyor. Genel olarak ilk tadımda beğenisi yüksek aromalarla yapılan projeleri kazanma olasılığımız oldukça yüksek oluyor, bu durumu verilen hizmetin geri dönüşü olarak değerlendiriyoruz.
Avrupa’da satılamayan ürünler ülkemize girmemeli
Avrupa Birliği’nde uygulamaya başlanan yeni aroma yönetmeliğinin Türkiye'deki yansıması ne oldu?
Avrupa Birliği’nin 31 Aralık 2008’de yayınladığı ve 20 Ocak 2011’de uygulamaya geçtiği yeni aroma yönetmeliği, üyesi olduğumuz Avrupa Aroma Derneği’nin (European Flavour Association - EFFA) Yönetim Kurulu ve Uzmanlar Kurulundaki hazırlık aşamasında görüşlerimizi ilettik. Yönetmelik yayınlanmadan önce gıda endüstrisini nelerin beklediğini biliyorduk. Bu aşamada hem seminerler düzenleyerek hem de broşürler hazırlayarak Avrupa Birliği’ne ihracat yapan müşterilerimizi, yeni yönetmelikle gelen değişikliklerden haberdar ettik, bize gelen tüm soruları tüm detaylarıyla yanıtladık. Diğer yandan aromalarımızı ve aromalarımıza ait spesifikasyon ve etiket gibi dokümanları yeni yönetmeliğe uygun hale getirmek için gerekli çalışmaları yaptık. 20 Ocak 2011 günü geldiğinde Aromsa olarak hiçbir sıkıntı yaşamadık. Ayrıca eş zamanlı olarak Türk Gıda Kodeksi Aroma Tebliği’nin oluşturulması için kurulan çalışma grubunda yer alarak konuyla ilgili bilgi birikimimizi aktardık. Aroma tebliğ taslağı, temmuz ayında görüşe açıldı. Taslağın en kısa sürede yayınlanarak aromalarla ilgili yasal düzenlemelerimizin güncellenmesini, yeni yönetmeliğe uygun olmadığı için Avrupa pazarında satılamayan ürünlerin ülkemize girişinin engellenmesini istiyoruz.