Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Ustalığı kolej ruhuyla birleştiren gelenek LİDER ÇİKOLATA


Bugün sektörün önde gelen dondurma ve bisküvi şirketlerine, pastanelere, otellere ve restoranlara yarı mamul ve hammadde temin eden, Meşhur Beyoğlu Çikolatası’nın yaratıcısı, 57 yıllık bir marka olan Lider Çikolata’nın Genel Müdürü Hakan Sakarya ile markanın doğuşunu ve bugüne gelişini konuştuk.

 

 

1954 yılında Ganapulos Ailesi’nin İstanbul Bomonti’de kurduğu Lider Çikolata, 1968’e kadar çikolata atölyesi şeklinde çalıştıktan sonra, Doktor Danapulo’nun İngiltere’de gördüğü eğitim sonrasında fabrikasyon üretime geçiyor. Bundan sonrasını, Lider Çikolata Genel Müdürü Hakan Sakarya’dan dinliyoruz:

“Söz konusu yıllarda Türkiye’de sanayiye yönelik çikolata üretiminin uzmanlık dalı değildi ve Rum vatandaşların mesleki bilgi ve uzmanlığıyla şekerleme ve çikolata aynı fabrikalarda üretiliyordu. Lider Çikolata fabrikası, gelişmeye başlayan pastacılık sektörünün etkisiyle çikolata konusundaki uzmanlığını ve sanayi üretimine önem verdi. 1980’e gelindiğinde ise, ülkedeki ithalat zorlukları ve sosyal krizlerden dolayı değerli Rum çikolata fabrika kurucu ve sahipleri yurt dışına göç ettiler. İşte tam bu dönemde, 1980 yılında, Lider Çikolata’nın yönetimine Tuncay Sakarya ve ailesi geçerek çikolatada ilklere imza atma görevine başladı.”

 

Sektörde, kuvertür, kakaolu fındık ezmesi (pralin), Maskot, Ganaş, toz kakao, damla drop, parka çikolata, mat fıstık, vermicelli, boncuk şekeri ve çikolatalı draje çeşitleriyle bulunan ve bu ürünlere gösterdiği hassasiyetle, hijyen ve kaliteli üretim yapan fabrikalar arasındaki yerini korumaya devam eden Lider Çikolata, 2011 ve 2012’de de büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Yeni ürün çeşitleri ile usta şeflerin ihtiyaçlarını karşılamaya devam edeceklerini söyleyen Hakan Sakarya, şunları söylüyor:

“Hammadde seçiminde gösterdiğimiz hassasiyet, muhafaza ve özellikle ambalaja,  eğitime ve uzmanlaşmaya verdiğimiz önemle, müşteri ve piyasa ihtiyaçlarını göz önüne alarak sanayi tipi ürünler geliştirmeyi ön plana alıyoruz. Lider Çikolata, yeni çeşitleriyle hep ilklere imza atmıştır. Maskot, Ganaş ve Meşhur Beyoğlu çikolatası bu ilklerden sadece birkaçıdır. Fabrikamız çikolata sektöründe; değerli ustaların bilgi ve uzmanlığına ek olarak araştırma ve geliştirme faaliyetleriyle kolej ruhunda çalışmaya devam ediyor.”


Tüm bu geleneksel değerlere sahip çıkarken, teknolojinin nimetlerinden de yararlandıklarını kaydeden Sakarya, “Ürünlerimizin dayanıklılığını sağlayan özel bir ambalaj kullanıyoruz. Ambalajlarımız, açılıp kapanabilen kilitli sistem sayesinde ürünlerimizin daima taze kalmasını sağlarken, ürünlerin kokusu veya aroması kaybolmuyor, dış kokulardan da korunuyor. Alüminyum, metalize quadro lamine torba ise, ürünlerimizi rutubetten ve güneş ışınlarından korurken, ürünlerimizin raf ömrünü uzatıyor ve böylelikle stoklama avantajı sağlıyor” diyor.

 

 

‘Usta şeflerin pişirdikleri yemekler onların sanatıdır ve bu sanat kapsamında hataya yer yoktur. Kusursuz ürünler ortaya konarken kullandıkları ürünlerin de mükemmel olması çok önemlidir.’

 

 

Lider Çikolata’yı konuşurken Meşhur Beyoğlu Çikolatası’nı konuşmamak olmaz diyor ve soruyoruz: Yılların eskitemediği bir ürün olan Beyoğlu Çikolatası’nın sırrı nedir? Cevap, yine Hakan Sakarya’dan geliyor:

“Üretime ilk başlandığı yıllarda, ülkemizdeki kakao ithalatındaki zorluklardan dolayı kakao fiyatının yüksek, fındığın ise ucuz olması nedeniyle fındık, çikolatanın içinde daha fazla kullanılmaya başlandı. Bu şekilde yeni yapılan formüldeki çikolata, Türk damak tadına daha çok uyduğu için halk tarafından ve özellikle İstiklal Caddesi çevresinde bulunan konsolosluk çalışanları tarafından büyük beğeni topladı. Zaman içinde şehir ve yurt dışına giden kişiler tarafından istenmeye başlandı. Müşterilerimizin özellikle bize Beyoğlu’nda olan bol fındıklı çikolatadan bahsetmeleri sonucunda, Lider Çikolata olarak ürünümüzü, Beyoğlu Çikolatası ismiyle paketlemeye başladık. Zaman içinde rekabetten dolayı bazı firmaların aynı ürünü yapmaya ve aynı isimde adlandırmaya başlamaları sonucunda 2000 yılında bu ismi Türk Patent Enstitüsü’nde tescilledik. Beyoğlu Çikolatası’nın içinde dünyanın en iyi fındığı olan Giresun bölgemizin fındıklarını kullanıyoruz. Sadece bitter veya sütlü çikolata değil, özel olarak o yıllarda fındık ile eşsiz uyum sağlaması amacıyla Rum ustalar tarafından geliştirilmiş özel bir formülü kullanıyoruz. Zaman içinde çikolata ve çikolatalı ürünlerin bakkal ve market raflarını süslemeye başlamasıyla, Beyoğlu çikolatası unutulmaya başlandı. Biz de müşterilerimizin istekleri doğrultusunda ürün çeşitliliğini artırarak, Badem ve Antep fıstıklı lezzetleriyle başardık.”

 

 

Çikolatanın bilinmeyen yönleri

  • Bir parça çikolata günlük kalsiyum ihtiyacını karşılıyor.
  • Vücudun ihtiyaç duyduğu magnezyum ve demir gibi mineralleri içeriyor
  • 50 gr çikolatada bulunan antioksidan kalp ve beyin sağlığını koruyamaya yardımcı oluyor.
  • Çikolata içinde bulunan kakao, beyindeki bazı kimyasal maddeleri harekete geçiriyor.
  • Bilimsel çalışmaların bazıları çikolatanın cildi güzelleştirdiğini gösteriyor.
  • Sakinleştirici özelliğinden dolayı hormonların ve enzimlerin düzgün çalışmasını sağlayan çikolata bağışıklık sistemine de yararlı oluyor.
  • Çikolatanın dayanılmaz kokusu insanı baştan çıkarıyor. Bu da rahatlatmayı sağlayan mutluluk hormonu (endorfin), seratonin ve noradrenalin salgılanmasını sağlıyor.

 

 

Çikolatayla ilk deneyim:

Yıl: 1693, Yer: İzmir

 

Lider Çikolata Genel Müdürü Hakan Sakarya, çikolatanın ülkemizde ilk kez kullanımıyla ilgili ilginç bilgiler aktarıyor:

“İtalyan maceraperest Gemelli Careri, Avrupa’yı toplu ulaşım araçlarıyla gezen ilk gezgin olarak tarihe geçmiştir. Gezisi sırasında Osmanlı topraklarına da uğrayan Careri’nin, çikolatayı Türkiye’ye getiren ilk insan olduğunu bilen ise pek azdır. 1693 yılında İzmir’de dostlarına ikram ettiği sıcak çikolata, Osmanlı topraklarındaki bilinen ilk çikolata deneyimidir. Benzer bireysel tadımları saymazsak, Osmanlı’nın son zamanlarına kadar halkın çikolatadan haberdar olduğunu söylemek pek mümkün değil. Uzun süre, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi, sadece sarayın ve saraya yakın seçkin kişilerin tadını bildikleri Amerika kökenli bu lezzet, Pera'da lüks oteller ve kafelerde sıcak çikolatanın sunulmasıyla tanınmaya başlanmıştır.”

 

Türkiye’deki ilk çikolata fabrikasının ise yabancı sermayeli olarak 1927 yılında Feriköy’de kurulduğunu, Avrupa’da 1860’larda üretimine başlanan çikolatanın ülkemize gelişinin ise 100 yıl aldığını anlatan Sakarya, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Ayrıca Osmanlı mutfağının ve geleneksel tatlı kültürümüzün çok baskın olması nedeniyle çikolatanın o yıllardaki tüketimi de daha ziyade elit bir tabaka ile sınırlı kalmıştır. Türkiye’de endüstriyel çikolata üretimi 1970’li yıllarda başlamıştır. 1970-1980 yılları arasında yaşanan döviz sıkıntısı nedeniyle üretim kapasiteleri kısıtlı kalmıştır. Döviz sıkıntısı yaşanan bu dönemde yatırımlara devam edilmiş, yapılan yatırımların çalıştırılması 80’lerden sonra hızlanmış, bu tarihten sonra hammadde teminindeki zorluklar aşılmış, hatta kakao çekirdeğinden gümrük dahi kaldırılmıştır. Önceleri lüks ürünler kapsamında olan çikolatalı mamuller sektöründe gümrüklerin de sıfırlanmasıyla 1980’den sonra çok hızlı bir gelişme yaşamıştır. Bu arada şekerlemeye yatırım yapılmamış, tüm yatırımlar çikolataya yönelmiştir. Bu önemli bir stratejik karardır. Peş peşe fabrikalar kurulmuş ve çikolatalı mamullerde gelişme ön planda tutulmuştur.”



Yorumlar
Yorum Ekle