Zeytin ve zeytinyağı üreticileri, sanayicileri, birlikler,
dernekler, kooperatifler ile araştırma ve eğitim kurumları ve meslek odalarından
oluşan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK)'nin Başkanı Dr. Mustafa Tan,
ilk kez bir Bakanlığın bu konuda hedef belirlediğini ve sistemli olarak Türkiye
zeytinciliğini dünya ikinciliğine taşıma kararı verildiğini söyledi.
Türkiye'deki güncel zeytin ağacı sayısı (meyve veren vermeyen),
zeytin ve zeytinyağı üretim, ihracat ve ithalat rakamlarını öğrenebilir miyiz?
En kaliteli zeytin ve zeytinyağı çeşidi ile yöresi diye bir kavram var mıdır?
2009 yılı rekoltesi nedir? Fiyatlar ne durumda ve üreticiyi tatmin ediyor mu? Bildiğiniz
gibi, Konseyimizce 2009/2010 üretim sezonu ile ilgili zeytin ve zeytinyağı
rekoltesi ulusal resmi tespit heyeti kuruldu ve bu heyetin çalışmalarına göre;
Ülkemizde 107 milyon 620 bin 97 adet meyve veren, 43 milyon 131 bin 398 adet
meyve vermeyen ağaç mevcut olup, ağaç başına ortalama 10,5 kilogram zeytin
verimi ile 1 milyon 126 bin 363 ton zeytin danesi alınacağı, bunun 389 bin 120
tonunun sofralık zeytine, 737 bin 244 tonunun yağlığa ayrılacağı, bundan da
ortalama 1/5 randıman ile 147 bin 491 ton zeytinyağı elde edileceği tahmin
edilmiştir. Dünyada yaşanan ekonomik kriz göz önünde tutulduğunda ülkemizde oluşan
zeytin ve zeytinyağı fiyatları makul bir seviyededir. Tariş, Marmarabirlik ve
diğer fiyat belirleyiciler devlet adına alım yapılan yılların
alışkanlıklarından vazgeçmek zorunda kaldılar ve gerek iç gerekse dış piyasa fiyatlarını
göz önünde tutarak fiyat oluşturuyorlar. Esasen dünya fiyatları piyasa
fiyatları göz önünde tutularak fiyat oluşumu gerçekleşiyor. Üretim maliyetini
düşürmedikçe bir başka deyimle üretim de verimliliği artırmadıkça üretici
hiçbir zaman fiyatlardan tam anlamıyla memnun olamaz tabii bunda bir diğer
önemli unsur da zeytinyağına verilen prim ya da Avrupa Birliği'ndeki üretim
yardımı seviyesidir. Türkiye, zeytin ve zeytinyağı üretimi ve tüketimi
konusunda dünya ve AB ile kıyaslandığında ne durumda? Türkiye'nin bir zeytin
envanteri ya da bu konuda bir çalışma var mı? Türkiye zeytinyağı üretiminde AB'den
sonra Tunus ile yarışıyor. Son iki yılda zeytinyağı üretimimiz ortalama 138 bin
ton seviyesinde. Tüketimde ise AB ülkelerine göre oldukça geride; İspanya ve
İtalya'da kişi başına zeytinyağı tüketimi 10-12, Yunanistan'da 21 kilogram
iken, ülkemizde yaklaşık 1,2 kilogram seviyesinde. Evet, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığınca da talep edildiği üzere, Konseyimizce içinde bulunduğumuz yıldan
itibaren zeytin ve zeytinyağı rekoltesi konusunda resmi tespit heyeti
oluşturduk ve envanter çalışmaları Konseyimiz koordinasyonunda ilgili tüm kurum
ve kuruluşlarca ortaklaşa çalışmalarla yürütülüyor. Ancak envanter öyle kolay
bir iş değil. Coğrafi Bilgi Sistemi (ÇBS) oluşturmak için AB'deki çalışmalara
bir göz atmak ve orada ayrılan ödeneklere bakmak gerek. Nitekim AB zeytin ve
zeytinyağı mevzuat uyumu konusunda en büyük bütçe kalemini de bu husus
oluşturmuştur. Zeytin üreticilerine verilen destekleri yeterli buluyor musunuz?
Bu doğrultuda son yıllarda zeytin ve dolayısıyla zeytinyağı üretiminde gözle
görülür bir artış yaşanıyor mu? Zeytin ve zeytinyağı üreticisine hâlihazırda yapılmakta
olan destekler; Zeytinyağı Primi, Sertifikalı Fidan, Mazot ve Gübre Destekleri,
Ürün İşleme, Paket ve Ambalajlama, Depolama Yatırımlarında % 50 Hibe
Destekleri, ARGE Destekleri ve Düşük Faizli Kredi desteği şeklinde
sıralanabilir. Bu destek kalemlerine baktığımızda AB'deki uygulamalarla
örtüşüyor ancak miktar anlamında aynı başarı maalesef yakalanamıyor. Tabii ki
bunda da AB'nin zeytin ve zeytinyağına ayırdığı bütçe ile Türkiye'de ayrılan
bütçe kıyaslamasını doğru yapmak gerekir. Örneğin; iki yıl önce 11 kuruş olan
zeytinyağı primi önce 18,9 kuruşa, şimdi de 30 kuruşa çıkarıldı. Bu artışlar
ülkemiz koşullarında anlamlı görülmekle birlikte AB ile mukayesede geri kalmış
bir tablo oluşturmaya devam ediyor. Ancak hadiseyi sadece prime bağlamak doğru
olmaz. Özellikle Ar-Ge destekleri ve yukarıda sayılan diğer destek kalemlerinde
gerek miktar gerekse çeşitlilik artışı çok etkili olabilir. Özellikle fidan
dikimine yapılan yardımlar son 6 yılda yaklaşık 50 milyon yeni fidanın ülkemiz
zeytinliklerine dâhil edilmesini sağladı. Gelecek 3-5 yıl içinde zeytinyağı
üretimimizde çok anlamlı bir üretim artışı olacağını beklemekteyiz. Türkiye'nin
önemli bir ürünü olan zeytin ve zeytinyağında markalaşma çalışmaları ne
düzeyde? Katma değerli ürünlerin miktarı yeterli mi? Sektörde kaç firma
bulunuyor? Kayıt dışı oranı nedir? Hükümetimizce markalı ve ambalajlı zeytin ve
zeytinyağı ihracatına yapılan ve tonda 500 doları bulan ihracat iadeleri ve
diğer teşvikler, birçok yeni firmanın dünya pazarlarına girmesini sağladı.
Tabii ki katma değerli ürünlerimizin miktarı yeterli değil ama gün geçtikçe de
oranı yükseliyor. Ülkemiz gelecek yıllarda bu rüzgârı arkasına alarak ihracat
kanallarını arttıracak ve derinleştirecektir. Bir başka ifadeyle, dökme zeytinyağı
satan ya da AB'nin tedarikçisi olan ülke olmaktan çıkıp kendi markaları ile
dünya pazarlarında daha fazla boy gösteren firmalarımızın çoğalması en büyük
hedefimiz. Bu konuda Dış Ticaret Müsteşarlığı ve diğer Bakanlık- larımız da
bizimle aynı görüşte. Sektöre yüzlerce yeni firma katıldı diyebiliriz.
Özellikle son yıllarda özellikle şişeli, kutulu ambalajlama ve sunum konusunda
AB'li rakiplerimizle boy ölçüşecek duruma geldik diyebiliriz. Primimizin olması
gereken 1-1,5 TL seviyelerine çıkması şu an için anlamlı oranda olan kayıt
dışılığın engellenmesinde en etkili faktör olduğu belirgin bir gerçektir. Sektördeki
sorunlar ve çözüm önerilerinizi alabilir miyiz? Maliyet ve satış fiyatı
arasındaki dengesizliği neye bağlıyorsunuz? Ağaç altı ve üstünden toplanan
zeytinlerin birlikte sıkılmasıyla ortaya çıkan kalite sorunu nasıl aşılabilir? Tabii
ki ülkemiz zeytincilik sektöründe tüm dünya zeytinci ülkelerinde görülen benzer
sorunlar var. Yani üretim fiyatlarına yapılmak istenen baskılar, artan girdi
maliyetleri, taklit, tağşiş, ihracat ve iç tüketimde yetersizlikler ve daha
birçok unsur. Ancak sevindirici olan bir şey var ki; ilk kez bir Tarım
Bakanlığı zeytincilik için hedef belirlemiş ve ülkemiz zeytinciliğini bir
sistem dâhilinde AB üyelik sürecinde dünya ikinciliğine taşımayı
kararlaştırmıştır. Tabii ki en önemli sorunlardan biri de sizin de
belirttiğiniz maliyetlere satış fiyatları konusu. Ülkemizde zeytinlikler genellikle
meyilli marjinal alanlarda. Burada özellikle mekanizasyon, bilhassa da hasat ve
toprak işleme maliyeti yüksek. Bu durum doğal olarak üreticiyi önce yüksek
fiyat ve prim beklentisine itiyor. Ancak son yıllarda düz alanlarda dikilen
yaklaşık 50 milyon zeytin fidanı üretim maliyetleri üzerinde dengeleyici unsur
olacaktır. Marjinal alanlar ise hükümet önlemleri ile korunmuş coğrafi alanlar
ve kaliteli ürünler bölgesi olarak sürdürülebilirlik mücadelesini yürütecektir.
Ülkemiz zeytinciliği AB zeytincilik sektörü kadar desteklenmemiş ve uzun yıllar
kaderine terk edilmiştir. Ancak salt desteklerle de Yunanistan örneğinde olduğu
gibi kriz ortamından çıkmak mümkün olamamaktadır. Ağaç altına dökülen dip
zeytinlerle ağaç üstünden toplanan ve 'silkim' tabir edilen zeytinlerin
birbiriyle karıştırılmaması, en basit yöntemiyle üretici ve zeytin sıkma tesisi
sanayici eğitimi ile aşılabilecek bir durumdur. Tabii ki AB'de son yıllarda
kalite stratejisi ortaya konuldu ve zeytinyağında sızmalaşma hareketi başlatıldı.
Bu çerçevede kaliteli zeytinyağı üretimine özel önlemler alındı ve ambalaj
büyülüğü azami 5 kilogramla sınırlandırıldı. Sızma zeytinyağı asitliği de 1
asitten, 0,8 asit seviyesine indirildi. Ayrıca rafinajlık zeytinyağı üst sınırı
d 3,3 asitten 2 aside indirildi. Dolayısıyla ülkemizde bu hususlarda
karşılaştırma yapmak ve tam üyelik beklenmeden bu ve benzeri konularda
uyumlaşmayı sağlamak durumundadır. Yaklaşık 12 yıl süren çabalarımız meyvelerini
vermiş ve ülkemiz Uluslararası Zeytin Konseyi'ne 20 Şubat 2010 tarihinde
yeniden üyeliğini gerçekleştirmiştir. Bundan sonra üretim verimliliğinden
teknolojiye, standartlara ve diğer tüm konularda daha kolay gelişmeler
gösterebileceğiz. Üretimin büyük bölümünü karşılayan Ege, Marmara ve Güneydoğu
Anadolu'daki ağaç başına ortalama zeytin verimi nedir? Bu rakamları İspanya ya da
diğer üreticilerle karşılaştırdığımızda nasıl bir sonuç ortaya çıkıyor? İçinde
bulunduğumuz yıl, ülkemizde ağaç başına verim 10,5 kilogram civarında
gerçekleşti. Bu AB'nin yaklaşık üçte biri olmasına rağmen gelecek yıllarda yeni
fidanların devreye girmesi ile verimlilik oranı lehimize değişecektir. Zira
birçok yöremizde tesis edilen yeni nesil zeytin bahçelerimizde kısa sürede AB
verim ortalamasının üzerinde ürün alınmaya başlamıştır. n Dünya zeytin
alanlarının %95'i Akdeniz havzasında yer almaktadır. n İspanya, İtalya, Tunus,
Yunanistan ve Suriye önemli üretici ülkelerdir. n Ülkemiz, yıllara göre
değişmekle birlikte dünyada sofralık zeytin üretiminde ikinci, zeytinyağı
üretiminde ise dördüncü sırada yer almaktadır. n Ülkemizde 774 bin ha olan
zeytin alanı ile toplam tarım arazileri içindeki payı %3,5'dir. n Üretilen
zeytinin %67'si yağlık çeşitlerden oluşmaktadır. n Üretiminin %50'si Ege
Bölgesi’nde yapılmakta ve bunun da %65'i yağlık zeytin olarak
değerlendirilmektedir. n Marmara Bölgesindeki üretimin ise %58'si sofralık
zeytindir.