Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Bakliyat üretimi ve tüketimi neden önemli?

Binlerce yıllık tarım kültürümüzün en kıymetli miraslarından biri olan bakliyat; tarih boyunca anavatanı olan bu topraklarda üretilmiş, buradan dünyaya yayılmış ve sofralarımızda yer bulmuştur. Kültürel mirasımızın bir parçası, emeğin ve bereketin simgesidir. Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü dolayısıyla bakliyatın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.




BakliyatNeden bakliyat üretmeliyiz?
Baklagiller; az su ister ve kuraklığa dayanıklıdır. Toprağa azot bağlayarak, toprak verimini artırır ve sağlığını korur. Kimyasal gübre ihtiyacını azaltarak üretim maliyetlerini düşürür. Ürün rotasyonu ve birlikte ekim uygulamalarıyla, üreticilerin tarımsal verimliliğini ve ürün çeşitliliğini artırmalarına yardımcı olur. Fosfor ve mikro besinler yoluyla toprağın yapısını güçlendirir. Toprak biyolojik çeşitliliğini artırır. İklim değişikliği ile mücadelede etkindir. Bir kilogram sığır eti proteini, baklagillerden elde edilen bir kilogram proteine kıyasla 20 kat daha fazla arazi gerektirmektedir. Ve 20 kat daha fazla sera gazı salımına neden olmaktadır. Bir kilogram sığır eti üretmek için 13 bin litre su gerekirken, bir kilogram mercimek üretmek için 1.250 litre suya ihtiyaç vardır. Dolayısıyla baklagiller, doğal kaynakların korunmasına önemli katkı sunmaktadır.
 
Neden bakliyat tüketmeliyiz?
Baklagiller; yüksek protein içeriği, lifli yapısı, vitamin ve mineral zenginliği sayesinde sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biridir. Yağ içeriği düşüktür ve kolesterol içermez. Obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok kronik rahatsızlıkla mücadelede etkilidir. Glütensiz yapısıyla çölyak hastaları için idealdir. Antiviral özellikleri ve prebiyotik etkisiyle bağışıklık sistemini güçlendirir.
 
Bakliyat, dar gelirli aileler için temel bir besindir. Sağlıklı yaşamı benimseyen bireyler için ise bilinçli bir tercihtir. Uzun raf ömrü ve besin değerini kaybetmeden, kolayca saklanabilmesi sayesinde gıda israfının önlenmesine katkı sağlar. Deyim yerindeyse bakliyat hem insanlık hem de doğa için mucizevi bir ürün grubudur.
 
Abdullah ÖzdemirAncak özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz arasında bakliyat, hâlâ geleneksel veya geçmişe ait bir ürün olarak algılanabilmektedir. Bu noktada FAO’nun (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) 2026 Dünya Bakliyat Günü teması son derece anlamlıdır. Bu yılın küresel sloganı “Pulses of the World: From Modesty to Excellence” olarak belirlenmiştir.
 
Dolayısıyla bu gösterişsiz, sade, geleneksel ürünler artık mükemmel bir geleceğin anahtarlarından biri hâline gelmiştir. Bu nedenle bakliyatı sadece geçmişin alışkanlığı olarak değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir geleceğin vazgeçilmez unsuru olarak değerlendirmeliyiz.
 
Neden bakliyatı teşvik etmeliyiz?
Kanada, ABD ve Avustralya gibi en gelişmiş ülkeler bakliyatı özel ve stratejik bir ürün olarak değerlendirmektedir. Kazakistan, kuzey bölgelerinde mercimek kuşağı üretim alanları oluşturmaktadır. Rusya, son yıllarda yaptığı atılım ile küresel ticaretteki payını artırmaktadır. Bu ülkeler üretim ve ihracatta öne çıkmaktadır.  Ancak, hiçbiri ülkemizdeki gibi köklü bir tüketim kültürüne sahip değildir.
 
1980’li, 1990’lı yıllarda Türkiye; üretimi ile kendine yeten, iç tüketimini karşılayan, ihracat yapan ve dünya pazarlarında rekabet gücü yüksek bir ülkeydi. Bugün ise kendine yetemeyen, dış ticarette net ithalatçı, yaptığı ihracat ise DİR kapsamında ithal ettiği ürünlere dayalı bir konumdadır.
 
Mersin için bakliyatın önemi
Ülkemizin bakliyat dış ticaret hacmi 2,7 milyon ton düzeyindedir.  Bu hacmin yaklaşık yüzde 80’i Mersin üzerinden yapılmaktadır. Dünyada hiçbir şehirde Mersin’deki kadar güçlü bir bakliyat sektörü kümelenmesi yoktur. Ülkemizde bakliyat ürünlerinin işlenmesine dayalı sanayinin yüzde 70’inden fazlası Mersin’dedir. 40 mercimek işleme tesisinde yıllık 2 milyon ton kapasite vardır. 111 eleme, tasnifleme ve paketleme tesisinde yılda 2 milyon ton nohut, kuru fasulye, yeşil mercimek ve bezelye işlenmektedir. Bu kapasiteyle Mersin, ülkemizin mevcut üretim hacmi olan bir milyon tonun dört katını işleyebilecek güce sahiptir.
 
İlimizde 250’yi aşkın firma bu sektörde faaliyet göstermektedir. Bu tesislerin tamamı en ileri teknolojiyle donatılmıştır. Bugün Mersin’de, dünyanın herhangi bir ülkesinde modern bir hububat veya bakliyat tesisi kurabilecek makine ve ekipman üretim kapasitesi mevcuttur.
 
Bakliyat destekleme katsayıları artırılmalıdır
1980’li yıllardaki konuma yeniden ulaşmanın yolu, üretimi ve tüketimi istikrarlı biçimde artırmaktan geçmektedir. Ancak mevcut destekleme sisteminde bakliyat, diğer stratejik ürün grupları olan hububat ve yağlı tohumlara kıyasla oldukça dezavantajlıdır. Destek katsayıları, üreticilerimiz için bakliyat ekimini cazip kılmaktan uzaktır. Beklentimiz, bakliyat destekleme katsayılarının bu dezavantajı giderecek şekilde yeniden düzenlenmesidir. Çünkü bakliyat, yalnızca bugünün değil, geleceğin de gıdasıdır.