Türkiye'nin pastacılık ürünleri ihracatı 2,8 milyar dolara ulaştı
09/03/2026 - 23:13:00
Orta Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Avşin Kaşıkcı, unlu mamuller ve pastacılık ürünleri sektörünün 2025 performasını Gıda Teknolojisi Dergisi’ne değerlendirdi. Türkiye’nin geçtiğimiz yıl 2,3 milyon ton buğday unu ihracatı gerçekleştirerek dünyada zirvedeki yerini koruduğunu açıklayan Kaşıkcı, “2025’te pastacılık ürünleri ihracatımız ise bir önceki yıla göre %3,5 artış göstererek 2,8 milyar dolar seviyesine ulaştı” dedi.
Röportaj: Özgür Çilek / Gıda Teknolojisi Dergisi
* Bu röportaj, Gıda Teknolojisi Dergisi'nin Ocak - Şubat 2026 sayısında yayımlanmıştır.
Avşin Bey merhaba. 2025 yılı itibarıyla dünyada un ve unlu mamuller ticaretinin genel görünümü hakkında değerlendirmeler yaparak, Türkiye’nin üretim ve küresel ticarette dünyadaki konumundan söz edebilir misiniz?
2025 yılının son çeyrek verileri açıklanmadığından değirmencilik ve un için net global ticaret rakamlarına erişim sağlayamıyoruz. Geçtiğimiz yılın Ocak-Eylül dönemine baktığımızda değirmencilik ürünleri ihracatı değer bazında 16,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Almanya, Belçika, Hollanda, Fransa ve Türkiye bu dönemde en çok ihracat yapan ülkeler arasında yer almaktadır. İlgili döneme miktar bazında baktığımızda yaklaşık 22 milyon ton ihracat yapılmıştır. Türkiye, Tayland, Belçika, Kazakistan ve Fransa Ocak-Eylül 2025 dönemi miktar bazında en fazla ihracat yapan ülkeler arasında yer almışlardır. Un özelinde baktığımızda ise 2025 yılında ülkemiz miktar bazında 2,34 milyon ton, değer bazında 873 milyon dolarlık bir ihracat yapmıştır. Ülkemiz, buğday unu ihracatında dünyada birinci sıradaki liderliğini uzun yıllardır sürdürmekte olup, bu yıl da zirvedeki konumunu korumuştur.
“YILLIK BUĞDAY TÜKETİMİMİZ 19,4 MİLYON TON"
Ülkemizde un ve unlu mamuller sektörünün cirosal büyüklüğü, sektörde faaliyet gösteren üretici ve perakende satış yapan firma sayısı ve fabrika sayısı, sektörün yıllık üretim kapasitesi – kapasite kullanım oranı, yarattığı istihdamı gibi ve sektörün yapısına ilişkin diğer detayları aktarabilir misiniz?
Türkiye genelinde faaliyet gösteren 374 adet un üreticisi bulunmaktadır. Bu tesislerin toplam kapasitesi yıllık 28,3 milyon ton seviyesindedir ve sektör doğrudan yaklaşık 22 bin kişiye istihdam sağlamaktadır. Yıllık gıdalık buğday tüketimimiz 19,4 milyon ton düzeyinde. Mevcut üretim alt yapımız dikkate alındığında, sektörümüzde kapasite kullanım oranı yaklaşık %44 seviyesindedir. Bu durum, Türkiye’nin güçlü ve yüksek kapasiteli bir üretim alt yapısına sahip olduğunu, aynı zamanda hem iç piyasa hem de ihracat açısından önemli bir potansiyel barındırdığını göstermektedir.
Un ve unlu mamuller denince bu kategoriyi oluşturan ürünlerin 2025 yılı üretim ve tüketim miktarlarından bahsedebilir misiniz?
Un ve unlu mamuller; başta ekmek olmak üzere, kültürel olarak sofralarımızın vazgeçilmez bir parçası olup temel gıda niteliği taşımaktadır. Türkiye, dünya genelinde ekmek ve unlu mamuller tüketiminde üst sıralarda yer almakta ve bu ürünler günlük beslenmede kritik bir rol oynamaktadır. Sektörün üretim ve tüketim dengesi, iç piyasadaki talebi rahatlıkla karşılayacak düzeydedir. Un ve unlu mamuller, hane halkının temel gıda ihtiyacını karşılamakta ve günlük beslenmenin ayrılmaz bir parçası olarak sofralarımızda yerini korumaktadır.
2025 yılı itibariyle ülkemizde buğday, arpa ve tahıl üretim rekolteleri ne miktarda gerçekleşti?
TÜİK verilerine göre 2025 yılı buğday üretimi 17,9 milyon ton, arpa üretimi 6 milyon ton, çavdar üretimi yaklaşık 203 bin ton, yulaf üretimi 288 bin ton, mısır üretimi ise 8,5 milyon ton olmuştur.
161 ÜLKEYE BUĞDAY UNU İHRACATI
Geride bıraktığımız yıl Türkiye’nin un ve unlu mamuller ihracatı nasıl bir seyir izledi? Kaç ülkeye un ve unlu mamul satıyoruz? İhracatta başı çeken ürünler hangileri? İhracatta odaklandığınız pazarları ve 2026 sonu hedeflerinizi paylaşabilir misiniz?
Türkiye, uzun yıllardır buğday unu ihracatında dünya liderliğini sürdürmektedir. 2025 yılında da bu liderliğimizi koruyarak 2,34 milyon ton buğday unu ihracatı gerçekleştirdik. Aynı yıl içerisinde toplam 161 ülkeye buğday unu sattık. Türkiye’nin buğday ununda öne çıkan ana pazarları ise Suriye, Irak, Somali, Gana ve Küba olarak sıralanmaktadır. 2026 yılında da buğday unu ihracatımızın güçlü seyrini devam ettireceğine ve küresel pazardaki konumumuzu daha da pekiştireceğine inanıyoruz.
İhracat stratejimizde, Ticaret Bakanlığımız’ın Uzak Ülkeler Stratejisi doğrultusunda Asya ve Latin Amerika başta olmak üzere yeni ve potansiyeli yüksek pazarlara özel bir önem veriyoruz. Yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğum Orta Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ile Tayland ve Şili’de düzenlenen prestijli gıda fuarlarında milli katılım organizasyonlarını başarıyla gerçekleştiriyor; bunun yanı sıra Japonya, Tayland ve Rusya gibi önemli pazarlarda düzenlediğimiz sektörel ticaret heyetleriyle ihracatçılarımızı doğrudan alıcılarla buluşturuyoruz. Bu kapsamda hedefimiz; söz konusu pazarlarda kalıcı ticari ilişkiler kurmak, ihracatçı firmalarımızın pazar çeşitliliğini artırmak ve Türk ürünlerinin bu pazarlardaki görünürlüğünü ve payını istikrarlı bir şekilde yükseltmektir.
UNLU MAMULLER SEKTÖRÜNÜN TEMEL SORUNLARI NELER?
Sektör olarak yaşadığınız sorunları ve çözüm önerilerinizi maddeler halinde açıklayabilir misiniz?
Küresel ölçekte yaşanan hızlı değişimler, ihracatın artık ülkeler için bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini açıkça gösteriyor. Un ve unlu mamuller sektörü olarak biz de bu dönüşümün tam merkezindeyiz. Artan küresel rekabet, maliyet baskıları ve fiyat odaklı ticaret anlayışı sektörümüzün temel sorunları arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra dünyada hızla değişen tüketici alışkanlıkları ve yükselen kalite beklentileri, üretim süreçlerimizi ve ürün portföyümüzü geliştirmemizi gerektiriyor.
Bu noktada çözümün; sürdürülebilir büyümeyi esas alan, yenilikçi ve katma değeri yüksek üretim modellerinden geçtiğine inanıyoruz. Uluslararası pazarlarda kalıcı olabilmenin yolu yalnızca fiyatla rekabet etmekten değil, kalite, güvenilirlik ve marka değeriyle öne çıkmaktan geçiyor. Türkiye Markası’nı güçlendirmek ve dünya ticaret sahnesinde daha görünür hale getirmek, sektörümüz açısından stratejik bir öncelik olarak öne çıkıyor.
Önceliğimiz, mevcut ihracat pazarlarımızdaki konumumuzu daha da güçlendirmek ve yenilikçi, yüksek katma değerli ürünlerle rekabet gücümüzü artırmaktır. Bu süreçte kalite ve güvenilirlik unsurlarını temel önceliklerimiz arasında konumlandırıyoruz. Anadolu’nun köklü üretim geleneğinden ve güçlü tarımsal alt yapısından aldığımız güçle, Türkiye’yi un ve unlu mamuller sektöründe küresel ölçekte öncelikli olarak tercih edilen bir merkez haline getirmeyi amaçlıyoruz. Sektörümüzün sahip olduğu potansiyeli en verimli şekilde değerlendirerek, ülkemizin büyüme hedeflerine güçlü bir katkı sunmayı hedefliyoruz.
“ULUSLARARASI STANDARTLARDA ÜRETİM YAPIYORUZ"
Her sektörde olduğu gibi unlu mamuller sektöründe de zaman zaman münferit uygunsuzluklar yaşanabilmektedir ancak bunlar sektörün geneline mal edilemeyecek istisnai durumlar. Unlu mamuller sektörü, Türkiye’de hem üretim kapasitesi hem de kalite standartları açısından oldukça gelişmiş bir noktadadır. Firmalarımızın önemli bir bölümü; ISO 9001 kalite yönetim sistemi, ISO 22000 gıda güvenliği yönetim sistemiyle birlikte ISO 14001 çevre yönetim sistemi ve ISO 27001 bilgi güvenliği yönetim sistemi belgelerine sahiptir ve üretimlerini uluslararası standartlara uygun şekilde gerçekleştirmektedir.