Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
GKGM Dr. Ersin Dilber: “Gıda mevzuatımıza ilişkin önemli düzenlemeler yolda”

Gıda Teknolojisi Dergisi olarak Ekim sayımızda T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü (GKGM) Dr. Ersin Dilber ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Gıda ve gıda güvenliği konularında önemli değerlendirmelerde bulunan Dilber, önümüzdeki dönemde Türk Gıda Kodeksi mevzuatında bazı düzenlemeler yapılacağını belirtirken; gıda güvenilirliğinin sağlanması noktasında gıda sanayine, bilim dünyasına ve tüketicilere iş birliği çağrısı yaptı. 
 
Röportaj: Özgür Çilek / Gıda Teknolojisi Dergisi 
 
* Bu röportaj, Gıda Teknolojisi Dergisi'nin Ekim sayısında yayımlanmıştır. 




Ersin DilberSayın Dilber öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Gıda ve Kontrol Müdürlüğü’nün teşkilat yapısı ve faaliyetleri hakkında da kısaca bilgi verebilir misiniz?
1979 yılında Giresun’un Tirebolu ilçesinde doğdum. Aslen Ordu’nun Perşembe ilçesindenim. Lisans eğitimimi 2003 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü’nde tamamladım. Yüksek lisansımı Kafkas Üniversitesi’nde botanik, doktoramı ise Ankara Üniversitesinde tarla bitkileri alanında tamamladım. Kamu görevime 1998 yılında Giresun’un Doğankent ilçesinde başladım. Bakanlığımızın Kars ve Ordu’daki taşra teşkilatlarında görev yaptıktan sonra 2011 yılında Tarım ve Orman Uzmanı olarak merkez teşkilatında görev almaya başladım. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nde Bitki Besleme ve Teknoloji Geliştirme Daire Başkanlığı ile Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nde Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanlığı görevlerini yürüttüm. Temmuz 2023’ten bu yana Gıda ve Kontrol Genel Müdürü olarak görev yapıyorum.
 
2010 yılında yayımlanan 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında ülkemizde gıda güvenilirliğinden sorumlu kamu otoritesi Tarım ve Orman Bakanlığı’dır. Bakanlığımızın bu alandaki çalışmalarının merkezi düzeyde sevk ve idaresinden ise Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğümüz sorumludur. Genel Müdürlüğümüz; gıda ve yem güvenilirliği, bitki sağlığı ve karantina, bitki koruma ürünleri, risk değerlendirme, laboratuvar hizmetleri ve sınır kontrolleri gibi birçok alanda faaliyet yürütüyor. Merkez teşkilatımızda 8 Daire Başkanlığı ve 4 Genel Müdür Yardımcılığı ile çalışmalarımızı sürdürüyor; taşrada ise 40 kamu gıda kontrol laboratuvarı ve 14 Zirai Karantina Müdürlüğünün yanı sıra il ve ilçe müdürlüklerimiz ile sınır kontrol noktalarımızdaki ilgili faaliyetleri koordine ediyoruz.
 
Tarladan sofraya uzanan gıda arz zincirinin her aşamasında resmi kontroller gerçekleştiriyor, numune ve analizlerle olası riskleri ve uygunsuzlukları tespit ederek gerekli tedbirleri alıyoruz. Bilimsel risk değerlendirmeleriyle karar süreçlerimizi destekliyor, mevzuat, planlama ve koordinasyon çalışmalarımızı il ve ilçe müdürlüklerimiz ile laboratuvarlarımızın sahadaki faaliyetleriyle tamamlıyoruz. Temel önceliğimiz, gıda güvenilirliğini üretimden tüketime kadar bütüncül bir anlayışla ele almak, riskleri kaynağında önlemek ve vatandaşlarımızın güvenilir gıdaya erişimini güvence altına almaktır.
 
Gıda denetimleriİLK 9 AYDA 984 BİNDEN FAZLA GIDA DENETİMİ 
Bakanlık olarak 2026 yılının ilk 9 aylık döneminde gerçekleştirdiğiniz gıda denetimlerine ilişkin verileri bizimle paylaşır mısınız? Denetimlerde gıda güvenliğine aykırı hareket eden firma ve işletmelere hangi yaptırımlar uygulandı? Söz konusu veriler geçmiş yıllarda nasıldı?
2026 yılının ilk dokuz ayında, 81 ilimizde toplam 984 bin 206 gıda denetimi gerçekleştirdik. Bu denetimler kapsamında 22 bin 792 idari para cezası uyguladık. İdari para cezalarının toplam tutarı 2 milyar 145 milyon 908 bin 368 lira oldu. Ayrıca 359 işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduk. 2025 yılının tümünde toplam 1 milyon 365 bin 585 denetim gerçekleştirdik. Bu denetimlerde 33 bin 680 uygunsuzluk tespit ettik; toplam 2,7 milyar lira idari para cezası uyguladık ve 593 olay hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduk. 2024’te ise toplam 1 milyon 329 bin 758 yurt içi gıda resmi kontrolü gerçekleştirilmiş, gıda işletmelerine 26 bin 263 adet idari para cezası uygulanmış, 610 adet savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. İdari para cezalarının toplam tutarı 1,3 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Geçmiş yıllarda olduğu gibi 2026 yılında da denetimlerimizi aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın güvenilir gıdaya ulaşması ve kurallara uygun çalışan işletmelerin haksız rekabetten korunması için üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde kontrollerimize devam ediyoruz.
 
TAĞŞİŞ VE TAKLİTTE ET VE SÜT ÜRÜNLERİ ZİRVEDE
Bu 9 aylık dönemde gerçekleştirdiğiniz gıda denetimlerinde en çok taklit ve tağşiş yapılan gıda gruplarını ve bunlara ilişkin verileri aktarabilir misiniz? 
Sayın Bakanımız İbrahim Yumaklı’nın tanıtımını yaptığı ve 2024 yılı Ekim ayında hizmete alınan Gıda Kamuoyu Duyuru Sistemi ile taklit ve tağşiş yapan veya insan sağlığını tehlikeye düşüren gıda işletmelerine ilişkin kamuoyu duyuruları anlık elektronik ortamda yayımlanmaya başlanmıştır. Tüketicilerimiz, “guvenilirgida.tarimorman.gov.tr” internet adresi üzerinden güvenilir ve güncel bilgilere anlık olarak erişebilmektedir. 2026 yılının ilk 9 aylık döneminde 630 parti ürünün taklit veya tağşiş, 108 parti ürünün ise insan sağlığını tehlikeye düşürebilecek nitelikte olduğu tespit edilmiş ve toplam 738 parti ürün kamuoyuna açıklanmıştır. Duyuruların ürün gruplarına göre dağılımında 265 duyuruyla et ve et ürünleri, 216 duyuruyla süt ve süt ürünleri, 93 duyuruyla bitkisel yağlar ilk üç sırada yer almıştır.
 
Gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş uygulamalarına başvurulmasının temelinde, daha düşük maliyetli bileşenler kullanılarak haksız kazanç elde edilmesi bulunmaktadır. Bazı ürün gruplarında bu tür uygulamaların daha sık tespit edilmesinde ise ürünlerin tüketiciler tarafından yaygın olarak tüketilmesi ve yüksek talep görmesi, ekonomik değerlerinin yüksek olması, farklı ham maddeler arasındaki maliyet farkları ve ürünlerin bileşim özellikleri gibi çeşitli unsurların etkili olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra, tüketicilerin bir ürünün içeriğindeki bazı değişiklikleri yalnızca görünüş, koku veya tat gibi duyusal özellikler üzerinden her zaman tespit edememesi de bu tür uygulamaların ortaya çıkmasını kolaylaştırabilmektedir. Bu nedenle Bakanlığımızca tarladan sofraya kararlılıkla yürütülen resmi kontroller, gıda kontrol laboratuvarlarımızda gerçekleştirilen analizler, izlenebilirlik kontrolleri ve kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesi, taklit ve tağşişle mücadelemizin önemli unsurlarını oluşturmaktadır. Yürüttüğümüz tüm bu faaliyetlerle bir yandan tüketicilerimizin sağlığını ve ekonomik çıkarlarını korumayı, diğer yandan mevzuata uygun üretim yapan işletmelerimizin haksız rekabetten korunmasını amaçlıyoruz.
 
“KONTROL GÖREVLİSİ SAYIMIZ VE LABORATUVAR AĞIMIZ YETERLİ” 
Gıda denetimlerinde görev yapan Bakanlık çalışanlarının ve analiz hizmeti veren kamu – özel gıda laboratuvarı sayısından bahsedebilir misiniz? Türkiye’de gıda sektörünün büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda, gıda denetim görevlisi ve laboratuvarların sayısı, kapasitesi ve teknolojik alt yapısı ihtiyacı karşılamak için yeterli mi?
Piyasa gözetimi ve resmi kontrollerimizi, üretimden satış ve toplu tüketim yerlerine kadar gıda zincirinin tüm aşamalarını kapsayacak şekilde, risk esaslı bir yaklaşımla yürütüyoruz. Denetimlerin planlanması ve uygulanmasında ürün ve gıda işletmelerinin özelliklerinin yanı sıra geçmiş denetim sonuçları, risk durumu ve tüketici bildirimlerini de dikkate alıyoruz. Bu kapsamda işletmelerin hijyen koşullarını, ürünlerin muhafaza şartlarını, etiket bilgilerini ve izlenebilirlik kayıtlarını kontrol ediyor, gerekli durumlarda numune alarak laboratuvar analizleri gerçekleştiriyoruz. Ülke genelinde 8 bin 370 kontrol görevlimiz bu çalışmalarda görev yapıyor. Analiz hizmetlerimiz ise 40 Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü ve 1 Ulusal Gıda Referans Laboratuvar Müdürlüğünden oluşan 41 kamu laboratuvarı ile 95 özel gıda kontrol laboratuvarından oluşan toplam 135 laboratuvarlık bir ağ tarafından destekleniyor. Kamu laboratuvarlarımızın 39’u, özel gıda kontrol laboratuvarlarının ise 90’ı akredite olarak hizmet veriyor. Yurt içi resmi kontroller kapsamındaki analizler kamu laboratuvarlarımız tarafından gerçekleştirilirken, gıda ürünlerinin ihracat ve ithalatında ihtiyaç duyulan analizler, kamu laboratuvarlarımızın yanı sıra yetkilendirilmiş özel gıda kontrol laboratuvarlarının katkısıyla yürütülüyor.
 
Türkiye’nin gıda üretim kapasitesi ve ürün çeşitliliği, güçlü ve sürdürülebilir bir resmi kontrol kapasitesini gerekli kılıyor. Mevcut kontrol görevlilerimiz ve laboratuvar ağımız, ülke genelinde resmi kontrollerin etkin bir şekilde yürütülmesi için önemli bir kapasite sağlıyor. Bununla birlikte, bu kapasitenin yeterliliğini yalnızca personel veya laboratuvar sayısıyla değerlendirmiyoruz. Resmi kontrollerimizin etkinliği, analiz kapsamımızın genişliği, sonuç alma süreleri, cihaz ve teknolojik alt yapı ile personelimizin uzmanlığı da en az sayısal kapasite kadar önem taşıyor. Bu doğrultuda ihtiyaçlarımızı bölgesel yoğunluklar, üretim ve tüketim yapısıyla ortaya çıkan ve gelişen riskler doğrultusunda sürekli değerlendiriyoruz. Personelimizin mesleki gelişimine ve eğitimine, analiz yöntemlerimizin geliştirilmesine, laboratuvarlarımızın teknolojik alt yapısının güçlendirilmesine ve yeni analiz kapasitesinin oluşturulmasına önem veriyoruz. Amacımız, değişen üretim koşulları ve ortaya çıkan yeni gıda güvenilirliği riskleri karşısında etkin denetim gerçekleştiren, hızlı sonuç üreten ve bilimsel açıdan güvenilir bir resmi kontrol sistemi oluşturmak ve bu sistemi sürekli geliştirmektir.
 
“KALINTIYI KAYNAĞINDA ÖNLEMEYE YÖNELİK ADIMLAR ATIYORUZ” 
Son dönemde toplumda pestisitlere karşı önemli bir endişe arttı. Bazı büyük market zincirleri pestisit analizi yaptıklarını deklere ediyorlar. Bu konuda Bakanlık olarak nasıl denetimler yapıyorsunuz? Pazarlarda, manavlarda ve süpermarketlerde özellikle meyve sebzelerde pestisit kalıntı analizleri hakkında bir durum tespiti yapar mısınız?
Pestisit kalıntısıyla mücadelemiz üretim alanında başlıyor. 2012 yılından bu yana 81 ilimizde hasat öncesi pestisit denetimleri yapıyoruz. Üretim yoğunluğu, ürün özellikleri ve pestisit kullanım durumu gibi ölçütlere göre hazırladığımız risk esaslı programlarla tarla, bağ, bahçe ve seralardan numune alıyoruz. Laboratuvar analizlerinde uygunsuzluk tespit edildiğinde, durumun niteliğine göre hasadı geciktirme veya ürün imhası gibi tedbirler alıyor, üreticilere idari para cezası uyguluyoruz.
Hasat sonrasında da hal girişleri, paketleme tesisleri, pazarlar, manavlar ve süpermarketler dâhil olmak üzere toptan ve perakende satış noktalarında kontrollerimizi sürdürüyoruz. Alınan numuneleri pestisit kalıntıları yönünden analiz ediyoruz. Uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda, izlenebilirlik kayıtları üzerinden ürünün kaynağına ulaşarak sorumlular hakkında gerekli işlemleri tesis ediyoruz. RASFF bildirimlerinde yıllar itibarıyla görülen düşüşler de risk esaslı ve çok aşamalı olarak kararlılıkla yürüttüğümüz kontrol programlarımızın etkinliğini ortaya koyan önemli göstergeler arasında yer alıyor.
 
Kalıntıyı kaynağında önlemeye yönelik önemli adımlarımızdan biri de 1 Temmuz 2026’da 81 ilde uygulamaya başladığımız B-Reçete Sistemi. Bu sistemle bitki koruma ürünlerinin reçetelendirilmesi, satışı ve kullanımıyla ilgili kayıtları dijital ortamda takip ediyor, izlenebilirliği güçlendiriyoruz. Sistem kapsamında, risk esasına göre belirlediğimiz beş etken maddeyi tek başına veya karışım hâlinde içeren bitki koruma ürünleri yalnızca reçeteyle satılıyor. Ayrıca belirlenen 27 bitkisel ürünü yetiştiren üreticilerimizin, hangi bitki koruma ürününü ne zaman uyguladıklarını üretici kayıt defterine kaydetmeleri gerekiyor. Böylece hangi üründe, hangi bitki koruma ürününün, ne zaman uygulandığını kayıt altına alarak denetimlerimizi güçlendiriyoruz. Temel amacımız, bitki koruma ürünlerinin doğru kullanılmasını, son uygulama ile hasat arasındaki süreye uyulmasını ve kalıntıya yol açan hataların önlenmesini sağlamak.
 
“KURU İNCİR VE ANTEP FISTIĞI YAKIN TAKİBE ALINDI” 
İhracatta karşılaşılan kalıntı, bulaşan ve mikrobiyolojik uygunsuzluklardan üretim sistemine nasıl geri bildirim veriyorsunuz? Sorunları kaynağında azaltmak için hangi kurumların birlikte çalışması gerekiyor?
Ülkemizden ihraç edilen gıda ürünlerinde tespit edilen uygunsuzluğu, tüketicilerimizin gıda güvenilirliği için üretim sürecinde sorunun kaynağını belirlemek ve tekrarını önlemek için değerlendiriyoruz. Avrupa Birliği’nin Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden gelen bildirimleri inceleyerek ilgili birimlerimiz aracılığıyla bildirime konu olan gıda işletmesinde takip ve izlenebilirlik denetimlerini başlatıyoruz. Ürünün üreticisine ve tedarik zincirine ulaşarak uygunsuzluğun hangi aşamadan kaynaklandığını araştırıyor, güvenilir olmadığı tespit edilen gıdaların piyasadan toplatılması dahil gerekli tüm tedbirleri alıyoruz. Elde ettiğimiz bulguları üretici ve işletmelere yönelik bilgilendirme ve eğitim çalışmalarına aktarıyoruz. Pestisit kalıntısında doğru bitki koruma ürünü kullanımı ve hasat öncesi bekleme süresi; aflatoksin gibi bulaşanlarda üretim, kurutma ve depolama koşulları; mikrobiyolojik uygunsuzluklarda ise hijyen ve ürünün muhafaza koşulları üzerinde duruyoruz. Böylece tespit edilen sorunun giderilmesini ve sonraki üretimlerde aynı hatanın önlenmesini amaçlıyoruz.
 
Bu süreçte Bakanlığımızın ilgili genel müdürlükleri, il ve ilçe müdürlükleri, laboratuvarlar ve araştırma enstitülerinin, Ticaret Bakanlığı’yla koordinasyon içinde çalışması önem taşıyor. Üniversitelerin bilimsel katkısına, üretici örgütleri ve ihracatçı birliklerinin de bilgiyi sahaya taşımasına ihtiyaç duyuyoruz. Nitekim Eylül 2026’da kuru incir ve Antep fıstığına yönelik Avrupa Komisyonu misyonu kapsamında, ilgili kamu kurumlarımız, araştırma enstitülerimiz ve laboratuvarlarımızla üretimden ihracata uzanan kontrol süreçlerini birlikte ele aldık. Sorunları kaynağında azaltmak için bu iş birliğini ve sahayla bilgi paylaşımını önemsiyoruz.
 
Bisküvi üretim hattı“MEVZUATTA ÇOK SAYIDA DÜZENLEME ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ” 
Gıda mevzuatında sanayinin en çok açıklığa ihtiyaç duyduğu konular hangileri? Önümüzdeki bir yılda hangi düzenlemeler önceliğiniz olacak?
Gıda mevzuatında düzenlemelerin açık, anlaşılır ve uygulamada farklı yorumlara yol açmayacak şekilde oluşturulması esastır. Bunun yanı sıra, özellikle ihracat yapan sektörler açısından Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlanması, uluslararası standartlar ile ihracat yapılan ülkelerin mevzuat ve ülke gerekliliklerinin dikkate alınması da önem taşımaktadır. Bakanlığımızca; gıda güvenilirliğinin ve tüketicilerin korunmasının yanı sıra, ülkemiz gıda sektörünün uluslararası ticarette karşılaştığı mevzuat gerekliliklerine uyumunun desteklenmesi amacıyla gıda mevzuatı, güncel bilimsel ve teknik gelişmeler, Avrupa Birliği mevzuatı ve uluslararası uygulamalar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçirilmektedir. Önümüzdeki dönemde de bu doğrultudaki çalışmalarımız devam edecektir. 2026-2027 yıllarında yayımlanması planlanan Türk Gıda Kodeksi mevzuatı kapsamında çok sayıda düzenleme üzerinde çalışmalar yürütülmektedir. Öne çıkan düzenlemeler şunlardır:
 
· AB mevzuatındaki değişiklikler dikkate alınarak, bulaşanlar, gıda katkı maddeleri, pestisit ve veteriner ilaç kalıntılar, gıda ile temas eden madde malzemeler mevzuatında güncellemelerin yapılması planlanmaktadır.
· Alkolsüz İçecekler Tebliği Taslağında güncelleme yaparak ürün çeşitliliğini arttıracak, özellikle sütlü, bitkisel, çay, kahve, malt, şerbet ve vitaminli/aromalı içecekler için daha ayrıntılı hükümler oluşturulmaktadır. Ayrıca aromalı/vitaminli suların içme suyu ile karıştırılmasını veya içme suyu olarak algılanmasını önlemeye yönelik yeni kurallar getirilmektedir.
· Bitkiler, mantarlar, algler ve likenler hakkında mevzuat yayınlayarak, ülkemizde yaygın olarak tüketilen bitki mantar alg ve likenler ve bunlardan elde edilen preperatların gıdalarda kullanım koşullarını düzenleyen yönetmelik hazırlanmaktadır. 
· Meyve Suyu Tebliği AB ile uyumlu olarak değiştirilerek doğasından gelen şekeri azaltılmış meyve suyu ve benzeri ürünlerin tanımlanacaktır.
· Reçel, Jöle, Marmelat Tebliği AB ile uyumlu olarak güncellenerek, reçel ve ekstra reçelde meyve oranları artırılacaktır.
· Peynir Tebliğinde değişiklik yapılarak geleneksel peynirlerimiz korunacak, eritme peynirlerinin yanıltıcı isim ve şekillerle üretilmesi ve satılması önlenecektir.
· Ekmek ve Buğday Unu Tebliği değiştirilerek tüketicinin yanıltılmasının önlenmesi ve tam buğday ekmeği tüketiminin amacına uygun şekilde teşvik edilmesi amacıyla, kavrulmuş malt unu ve benzer maddelerin ekmeklerde kullanımı yasaklanacaktır.
 
Ayrıca şu an için 8 ilimizde devam eden Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma kampanyasını ülke geneline yaymayı hedefliyoruz.
 
Fonksiyonel gıdalar ve içeceklerde yeniliği desteklerken sağlık beyanları konusunda Sağlık Bakanlığı ile ortak bir değerlendirme mekanizması öngörüyor musunuz?
Bakanlığımızın görevi, güvenilir gıdanın piyasaya arz edilmesini sağlayarak tüketici sağlığının ve menfaatlerinin korunmasını güvence altına almaktır. Bu çerçevede, yeni geliştirilerek piyasaya arz edilecek ürünler için tüketici sağlığı ile inovasyon arasındaki dengeyi kuracak mevzuat alt yapımız mevcuttur. Bu gıdaların vücut fonksiyonları üzerine olumlu etkilerinin olduğunu ifade eden sağlık beyanlarının kullanımına ilişkin izin ve denetim yetkisi ise mevzuat kapsamında Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na aittir. Bu nedenle sağlık beyanları konusunda değerlendirme ve uygulamalar, ilgili kurumun görev ve yetkileri çerçevesinde yürütülmektedir.
 
GIDA GÜVENİLİRLİLİĞİ İÇİN İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI 
Gıda sanayine, bilim dünyasına ve tüketiciye ayrı ayrı birer çağrıda bulunacak olsanız, her birinden hangi somut adımı atmasını isterdiniz?
Gıda güvenilirliğini yalnızca kamu otoritesinin sorumluluğunda olan bir alan olarak görmüyoruz. Tarladan sofraya uzanan zincirin her aşamasında üreticiden sanayiciye, bilim insanından tüketiciye kadar tüm paydaşların sorumluluğu ve katkısı var. Bu nedenle her bir paydaşımıza farklı ama birbirini tamamlayan bir çağrıda bulunmak isterim. Gıda sanayimize iş birliğini ve izlenebilirlik sistemlerini daha da güçlendirmeleri çağrısında bulunuyorum. Bakanlık olarak resmi kontrollerimizi yalnızca uygunsuzlukları tespit etmek ve idari yaptırım uygulamak amacıyla yürütmüyoruz. Kontrol görevlilerimizi aynı zamanda işletmelerimize mevzuata uygun üretim konusunda rehberlik eden bir unsur olarak görüyoruz. Sektörümüzün, gelişen teknolojilerden gıda üretiminden kaynaklanabilecek riskleri daha üretim aşamasında tespit etmek ve önlemek amacıyla mümkün olduğunca yararlanmasını; kendi kontrol ve izlenebilirlik sistemlerini sürekli geliştirmesini ve sahada karşılaştıkları sorunları, ihtiyaçları ve çözüm önerilerini Bakanlığımızla paylaşmasını önemsiyoruz. Bunun yanında, kaynakların sınırlı olduğu gerçeğinden hareketle, güvenilirliğin yanı sıra sürdürülebilirliği de gözeten üretim yöntemlerinin benimsenmesini önemli buluyoruz. Yeni ürün ve üretim yöntemleri geliştirilirken kamu otoritesiyle erken aşamada kurulacak iletişimin, hem sektörümüzün önünü açacağına hem de gıda güvenilirliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.
 
Bilim camiasına bilimsel birikimlerini karar alma süreçlerimize daha fazla taşımaları çağrısında bulunuyorum. Gıda güvenilirliğine ilişkin stratejilerimizin ve mevzuat düzenlemelerimizin sağlam bir bilimsel temele dayanması bizim için vazgeçilmez. Genel Müdürlüğümüz bünyesinde oluşturulan bilimsel komisyonlar, farklı disiplinlerden bilim insanlarının katkısıyla gıda ve yem güvenilirliği ile bitki sağlığını etkileyen riskleri değerlendiriyor ve karar süreçlerimize dayanak oluşturan bilimsel görüşler ortaya koyuyor. Bağımsız çalışan bu komisyonların gücü, farklı uzmanlık alanlarından bilim insanlarının katkısıyla daha da artıyor. Diğer taraftan, pek çok bilim insanımız Kodeks komisyonlarımızda görev alarak mevzuatımızın bilimsel esaslar doğrultusunda şekillenmesine katkı sunuyor. Bu nedenle akademisyenlerimizi ve alanında uzman bilim insanlarımızı, yayımladığımız açık çağrıları takip ederek bilimsel komisyonlarımızda görev almaya, bilgi ve birikimlerini kamu politikalarına aktarmaya ve mevzuat düzenlemelerine ilişkin görüş taleplerimize katkı sunmaya davet ediyorum.
 
Tüketicilerimize ise, güvenilir gıdanın oluşumunda aktif bir paydaş olmaları ve gıdada doğru bilgiye ulaşmak için mobil uygulamamız ile Güvenilir Gıda internet sayfamızı takip etmeleri çağrısında bulunuyorum. Vatandaşlarımızı yalnızca gıdanın nihai tüketicisi değil, aynı zamanda gıda güvenilirliğinin sağlanmasına katkı sunan önemli bir denetim paydaşı olarak görüyoruz. Alışveriş sırasında veya yemek yedikleri işletmelerde karşılaştıkları uygunsuzlukları Güvenilir Gıda mobil uygulaması üzerinden Bakanlığımıza bildirmeleri, resmi kontrol sistemimizin etkinliğine önemli katkı sağlıyor. Bildirimlerde ürün ve işletme bilgilerinin mümkün olduğunca açık şekilde, varsa fotoğraf ve konum bilgileriyle paylaşılması, ekiplerimizin doğru noktaya daha hızlı ulaşmasına yardımcı oluyor.
 
Diğer taraftan, bilgi kirliliğinin en yoğun olduğu alanlardan biri olan gıda güvenilirliği konusunda vatandaşlarımızın merak ettikleri ve cevap aradıkları sorular için öncelikle Bakanlığımızın resmi bilgi kaynaklarına başvurmalarını önemsiyoruz. Bu kapsamda, Güvenilir Gıda mobil uygulamamızda yer alan “Gıdada Doğru Bilgi” bölümünün ve Güvenilir Gıda internet sayfamızın takip edilmesini özellikle tavsiye ediyorum. Gıda konusunda doğru bilgiye, güvenilir ve bilimsel temelli kaynaklardan ulaşılması, hem tüketicilerimizin bilinçli tercihler yapmasına hem de toplumda bilgi kirliliğinin önlenmesine katkı sağlayacaktır. Özetle; sanayimizden daha güçlü bir öz denetim ve iş birliği, bilim dünyamızdan daha fazla bilimsel katkı, tüketicimizden ise daha fazla bilinç ve katılım bekliyoruz. Çünkü gıda güvenilirliği, yalnızca denetimle değil; bilgi, iş birliği, sorumluluk ve toplumsal katılımın birlikte hareket etmesiyle sürdürülebilir hale gelir.
 
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Köklü bir tarihe ve zengin bir mirasa sahip ülkemiz, gıda üretimi ve ticaretinde dünyada önemli bir konumda bulunuyor. Dünya markası haline gelmiş çok sayıda gıda ürünümüz var. Gıdanın güvenilirliğini ve kalite standardını daha da yükseltmemiz, yalnızca vatandaşlarımızın güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamakla kalmayacak; aynı zamanda ülkemizin uluslararası ticaret kapasitesini ve rekabet gücünü de artıracaktır. Gıdayı üreten, işleyen, ticaretini yapan veya düzenleyen kamu tarafında görev alan kişiler olabiliriz. Ancak hepimiz aynı sofradan besleniyor, aynı marketlerden alışveriş yapıyor ve aynı gıdaları tüketiyoruz. Bu nedenle gıda güvenilirliği hepimizin ortak sorumluluğudur. Üreticiden tüketiciye kadar tüm paydaşların bu anlayışla hareket etmesi, güvenilir gıdanın sürdürülebilir şekilde sağlanmasının temel şartıdır.
 
“DOĞRU BİLGİYİ ZAMANINDA VE ANLAŞILIR BİR ŞEKİLDE PAYLAŞIYORUZ” 
GKGM Dr. Ersin Dilber, gıda konusunda bilimsel dayanağı bulunmayan iddiaların tüketicilerde gereksiz kaygılara ve yanlış tercihlere yol açabildiğine dikkat çekerek, bilgi kirliliğiyle mücadelede temel yaklaşımlarını, doğru ve güvenilir bilgiyi zamanında, anlaşılır ve kolay erişilebilir şekilde sunmak olarak açıkladı. Gündeme gelen iddialara Güvenilir Gıda internet sitesi, aynı adla hizmet veren mobil uygulama ve Genel Müdürlüğün sosyal medya hesapları aracılığıyla bilimsel temelli ve doğrulanmış bilgilerle yanıt vererek kamuoyunu aydınlattıklarını kaydeden Dilber, “Gıda güvenilirliği alanında bilgi kirliliğiyle mücadelede sektörümüzün yanı sıra ulusal ve uluslararası paydaşlarımızla da iş birliği yürütüyoruz. Örneğin, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) inisiyatifinde yürütülen Safe2Eat iletişim kampanyasına Türkiye olarak son iki yıldır katılım sağlıyoruz. Kampanya kapsamında bilimi temel alan iletişim ve bilgilendirme çalışmalarıyla tüketicilerimizin gıda konusunda bilinçli kararlar vermelerini destekliyor, gıda güvenilirliği konusundaki farkındalıklarını artırmayı amaçlıyoruz. Güvenilir Gıda mobil uygulamamızda yer alan “Gıdada Doğru Bilgi” bölümü de bu yaklaşımımızın önemli araçlarından biri. Bu bölüm üzerinden doğrulanmış ve bilimsel temelli bilgilere kolaylıkla ulaşılabiliyor. Mobil uygulamamız üzerinden ayrıca taklit veya tağşiş edildiği ya da insan sağlığını tehlikeye düşürdüğü tespit edilen gıdalara ilişkin kamuoyu duyuruları takip edilebiliyor, işletmelerin karekodları okutularak resmi denetim bilgilerine erişilebiliyor. Ayrıca karşılaşılan uygunsuzluklar fotoğraf ve konum bilgileriyle Bakanlığımıza iletilebiliyor ve yapılan başvuruların durumu takip edilebiliyor. Böylece vatandaşlarımızın kaynağı belirsiz paylaşımlar yerine resmi ve doğrulanmış bilgiye erişim sağlayabilmesini ve aynı zamanda resmi kontrol süreçlerine aktif olarak katkı sunmalarına imkan tanıyoruz” ifadelerini kullandı.