Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Kuruyemişte: İhracat yüzleri güldürürken ithalattaki ‘kaçak’ can sıkıyor!

Tüm Kuruyemiş Sanayici ve İş Adamları (TÜKSİAD) Derneği Başkanı Muammer Çaputçu, ''Yıllık kuru yemiş tüketimimiz yaklaşık 500 bin ton civarında olup, bu da 3,5-4 milyar dolarlık bir ekonomik tutara karşılık geliyor.





muammer_caputcu.jpg

Ancak ithalatta kaçak ve kayıt dışı ürünlerin varlığı sektörümüzü son derece olumsuz etkiliyor. Her ortamda defalarca belirtmemize rağmen sorunun çözümü yönünde gelişme sağlanamadı” dedi.

Aydın Arıcıoğlu - Ankara

Ülkemizde kuruyemiş pazarının toplam ciro büyüklüğü, en çok tüketilen kuruyemiş ürünleri ve bunların tüketim miktarları hakkında bilgilerle başlayalım dilerseniz…
Bildiğiniz gibi, yeme-içme kültürümüzde kuruyemiş tüketimi önemli bir yere sahip. Coğrafi konumumuz itibariyle birçok kuruyemiş çeşidi ülkemizde üretilmekte ve fındık, üzüm, kayısı ve incirde dünyada söz sahibi bulunmaktayız. Ortalama yıllık tüketimimiz yaklaşık 500 bin ton civarında. Bu da 3.5 - 4 milyar dolarlık bir ekonomik tutara karşılık geliyor. Önümüzdeki yıllarda gerek ihracat potansiyelimizi daha büyük ölçüde değerlendirerek, gerekse de ekonomik koşulların iyileşmesi sonucu bu miktarların artacağını düşünüyoruz. Ülkemizde en çok tüketilen kuruyemiş çeşidi ay çekirdeği diyebiliriz; yıllık yaklaşık 110 bin ton civarında tüketimi söz konusu. Onu, yıllık tüketimi 100 bin tonu bulan yerfıstığı takip ediyor. Maalesef ülkemizde istatistiki bilgilerin çok sağlıklı olduğunu söylemek zor; ancak Türkiye’de en çok satılan kuruyemiş çeşitleri ay çekirdeği ve yerfıstığından sonra, fındık, antepfıstığı, badem, kabak çekirdeği ve leblebidir. Fındık üretimimiz 650-700 bin ton dolayında. Bunun ancak -15’i kuruyemiş olarak tüketilmekte, büyük bölümü çikolata sanayinde kullanılmakta ve ihraç edilmektedir. Antepfıstığı üretimimiz ise 80 bin ton civarında. Bu çeşidimiz de kuruyemiş olarak tüketildiği gibi aynı zamanda pastacılık ve bisküvi sektörlerinin de önemli bir girdisi durumundadır.

 

Paketlenmiş ürünler %30-35’lik yer tutuyor

Paketlenmiş ve dökme ürünlerin sektör içindeki paylarıyla ilgili bir oran verebiliyor musunuz?
Ülkemiz gıda sektörü yapısal bir değişim sürecinden geçiyor. Bu değişim, özellikle ülkenin AB ile bütünleşme süreci ve AB dışı ülkelere artan ihracatı çerçevesinde gelişiyor. Bir yandan ihracat sürekli artarken, diğer yandan yerli tüketicilerin kalite talepleri yükselmekte. Üretimde uyulması gereken yeni temizlik ve hijyen kuralları ile artan rekabet baskısı nedeniyle değişim zorunlu hale geldi. Kuruyemiş sektörü bu değişimden nasibini en fazla alan sektörlerden biri. Yakın geçmişe kadar sektörümüzde üretim ve işleme tekniklerinin ileri düzeyde olduğunu söylemek mümkün değildi.  Ama son yıllarda kuruyemiş sektöründeki hızlı rekabet ortamı ve talep, firmaları paketli kuruyemiş üretmeye yöneltmiştir. Dikkat ederseniz marketlerde bir tarafta paketli kuruyemiş reyonları, diğer tarafta da dökme kuruyemiş tezgâhları vardır. Ancak yine de paketli kuruyemiş tüketim miktarlarının istenilen seviyelere geldiğini söyleyemeyiz. Dolayısıyla, tahminlerimize göre paketli kuruyemişin dökmeye oranı ise henüz %30-35 seviyelerindedir.

Paketlenmiş ve dökme ürünlerin artıları ve eksileri hakkında, konunun “tazelik” ve “aflatoksin riski” boyutunu da dikkate alarak neler söylersiniz?

Kuruyemiş bir tarım ürünü olması sebebiyle, topraktan çıkıp tüketiciye ulaşıncaya kadar birçok aşamadan geçmektedir. Eleme ve temizleme ile yabancı maddelerden arındırılır ve boylama yapılır. Depolama ve depolama şartları oldukça önemlidir. Uygun olmayan depo koşullarında tutulan ürünler ister dökme, isterse paketli olsun maalesef tazelik ve hijyen yönünden istenen sonuçları vermez. Kavurma işleminden sonra kuruyemişin paketlenmesi, taze kalması açısından önemlidir. Ayrıca bariyerli ambalaj malzemesi kullanılarak yapılan iyi bir paket, kuruyemişte kaliteyi doğrudan etkileyen nem, ışık ve ısıdan koruması sebebiyle raf ömrünün uzun olmasında ve tazeliğin korunmasında önemli bir etkendir. Dökme satılan ürünlerde, kuruyemiş reyonuna dökülünceye kadar paketli kaldığı sürece tazeliğini koruyabilir. Aflatoksin daha çok hasattan hemen sonra uygun kurutma sistemleri ile kurutulmayan ürünlerde ve nemli ortamlarda oluşur. Dolayısıyla tedarik aşamasında titizlikle analiz edilerek hammadde temin edilmelidir.

Kuruyemiş ürünlerinin ülkemizde üretimlerinden son satış noktasına dek tüm aşamalarda - yeterli denetim ve kontrollerden geçtiğini söyleyebilir miyiz?

Bildiğiniz gibi 2010 yılında yayınlanan 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, AB standartları ile uyumlu bir kanundur. Dolayısıyla denetim ve kontrollerde bu kanun kapsamında yapılmaktadır. Tabii ki, önceki yıllarda yapılan denetim ve kontroller yeterli değildi. Ancak şimdi belirli bir kapasitenin üzerinde faaliyet gösteren firmalar Gıda Mühendisi veya Gıda Teknikeri bulundurmak zorunda ve üretimler bu kişilerin nezaretinde yapılmaktadır. Ayrıca Bakanlığın yeterli denetim ve kontrolleri yaptığını düşünüyorum.

 

Aflatoksini önleme projesi

Aflatoksin sorununun üstesinden gelme, tüketiciye sağlıklı ürünler sunma konusunda dernek olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Bu konudaki temel zorlukları nelerdir?

Aflatoksin bir çeşit küf ve uygun ortam bulduğu zaman üremektedir. Aflatoksin  ciddi bir risk ve insan sağlığı açısından zararlı olduğu birçok bilimsel çalışmada kanıtlanmıştır. TÜKSİAD olarak bunu bildiğimiz için TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ile bir protokol yaptık. Şimdilik yerfıstığı ve ay çekirdeğinde aflatoksini önleme ve paketlenmiş ürünlerin raf ömrünü uzatma konularında bir proje  başlattık. 16 Kasım 2012 Tarihinde Osmaniye’de TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, Osmaniye Valiliği, Tarım İl Müdürlüğü ve Osmaniye Ticaret Borsası işbirliği ile yerfıstığı üreticileri, tüccarları ve kuruyemişçilere yönelik “Kaliteli Yerfıstığı Üretimi” adlı seminer ve bilgilendirme programını gerçekleştirdik. TÜBİTAK MAM’dan uzman arkadaşlar katılımcılara ürünlerde aflatoksin oluşumunun nasıl olduğunu ve önleme yöntemleri hakkında bilgiler verdiler. İkinci programımız, 2013 yılı Mayıs ayında ay çekirdeği üzerine olacak ve bu çalışmalar 2-3 yıl sürecektir.

Kuruyemiş ithalatının günümüzde ulaştığı boyut hakkında neler söylersiniz? İthal ürünlerin kalitesi ve piyasaya etkileri üzerine değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Türkiye kuruyemişin bazı çeşitlerini ithal etmektedir. Bunların başında badem, ceviz ve kaju cevizi gelmektedir. TÜİK verilerine göre, 2011 yılında 9 bin ton badem, 20 bin ton ceviz ve 3 bin ton kaju ithal edilmiştir. Bu ürünler için toplam 100 milyon dolar ödenmiştir. Ancak bu ürünlerde gümrük vergilerinin çok yüksek olmasından dolayı, yasal olmayan yollardan gelen çok ciddi miktarlar söz konusudur. Maalesef sektörümüzde bu durum haksız rekabete neden olmaktadır. İlgili Bakanlıklar nezdindeki bu girişimlerimizin olumlu sonuçlanmasını beklemekteyiz. Ayrıca yurtiçindeki rekoltenin az gerçekleşmesi durumunda ay çekirdeği ve yerfıstığı da ithal edilmektedir. 2011 yılında 8 bin ton ay çekirdeği ve 9 bin ton yerfıstığı ithal edilmiştir. Bunlara da toplam 30 milyon dolar ödenmiştir.

Sektörünüz ilgili Bakanlık ve kamu birimlerince yeterince destekleniyor mu? Beklentileriniz nelerdir?

Derneğimiz Mart 2008 tarihinde kurulmuş olmasına rağmen, geçen 4.5 senede kendini ispat ederek, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ve Gümrük Bakanlığı gibi birçok Bakanlık nezdinde sektör temsilcisi olarak kabul görmekte ve çıkarılması düşünülen kanun ve tebliğlerde sektörümüzün görüşleri sorulmaktadır. Ancak özellikle badem ve ceviz ithalatı konusunda beklentilerimizi tam olarak karşılayabildiklerini söyleyemem. Bu ürünlerin kaçak ve kayıt dışı geldiğini ve sektörümüzü çok olumsuz etkilediğini defalarca her ortamda belirtmemize rağmen bir gelişme sağlanamamıştır. Diğer taraftan yerfıstığı ve çerezlik ay çekirdeği için çiftçimize doğrudan prim desteği verilmesi konusundaki girişimlerimiz olmuştur. Yağlık ay çekirdeğine doğrudan destek verilirken çerezlik ay çekirdeğine bu destek verilmemektedir. Önümüzdeki yıllarda bu girişimlerimizden de olumlu sonuçlar almayı umuyoruz.      

 

İhracat fazlası veren bir sektörüz

Fındık, kuru üzüm, kayısı ve incirin Türkiye’nin milli ihraç ürünleri olduğunu anımsatan TÜKSİAD Başkanı Muammer Çaputçu, fındığın önemli bir kısmının çikolata, pastacılık ürünleri ve diğer endüstrilere yönelik olarak başta AB ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesine ihraç edildiğini belirtti. Çaputçu, “Bunları ayrı bir kategoride değerlendirirsek, kuruyemiş olarak ihracatımız yaklaşık 650 milyon dolardır. Bu ihracatın büyük bir kısmı 50 gramdan 1 kilograma kadar tüketiciye yönelik katma değeri yüksek ürünlerden oluşmaktadır. İthalatımız 150-200 milyon dolar civarındadır. Sektör olarak ihracat fazlası veren durumundayız” diye konuştu.

 


Yorumlar

Hiçbir yorum bulunamadı


Yeni yorum yaz