Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Gıda sanayi pandemiden en az etkilenen sektör oldu

"Gıda Pandemisi Döneminde Gıda Sanayinin Durumu: Sorunlar ve Yeni Çözüm Önerileri" webinarında, Covid-19 salgınının Türkiye’de gıda sektörüne ve endüstrisine etkileri konuşuldu.
 




Gıda webinar fotosuGıda yayıncılığında 24 yıldır faaliyet gösteren Gıda Teknolojisi Dergisi’nin Covid-19 pandemisi sırasında düzenlediği webinar toplantılarının bir yenisi 13 Aralık Pazar günü yapıldı. Derginin Bilimsel Yayın Kurulu Başkanı ve Haliç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Pala'nın yönettiği "Gıda Pandemisi Döneminde Gıda Sanayinin Durumu: Sorunlar ve Yeni Çözüm Önerileri" konulu webinar, sektöründen pek çok paydaş tarafından yoğun ilgiyle takip edildi. Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Yönetim Kurulu Başkanı İlker Güney, Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak ve Dimes Gıda Sanayi Genel Müdürü Ozan Diren’in konuşmacı olarak yer aldığı etkinlikte, pandemi döneminde gıda sanayinin genel durumu, yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.
 
Prof. Dr. Mehmet Pala: “Dünyada aç insan sayısı pandemide 1,3 milyarı geçti”
Webinarın açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Pala, Covid-19 salgınının dünyayı ve Türkiye’yi olumsuz yönde etkilediğini ve insanlığı çaresiz bıraktığını söyledi. Son günlerde aşıyla ilgili olumlu haberler geldiğini anımsatan Pala, aşı karşıtlarının söylemlerine katılmadığını ve pandeminin kontrol altına alınabilmesinde aşılama çalışmalarının çok önemli olduğunu vurguladı. Bu dönemde gıda ve tarımın öneminin tescillendiğini belirten Pala, tıpkı aşı karşıtları gibi işlenmiş ve ambalajlı gıdaya karşı çıkan kesimlerin de iddialarında haksız çıktıklarının kesinleştiğini kaydetti. 
 
Covid-19 pandemisinin bilimin yol gösterciliğini öne çıkardığınının altını çizen Profesör Mehmet Pala, “Bu çok önemliydi çünkü son yıllarda bilim geri plana atılmıştı. Doğanın tahrip edilmesinin nelere yol açtığını geniş halk kesimlerinin artık anlamış olduğunu düşünüyorum. Tarımın ve gıda tadarik sektörünün ne kadar kritik olduğunu bu zorlu günlerde yakından tecrübe ettik. Pandemi belki din, dil, ırk ayırt etmeden herkese eşit davrandı ama fakirlere çok eşit davranmadı ve onları daha derinden etkiledi. Dünya genelinde açlıkla savaşan 800 milyon insana pandemi sürecinde 500 milyon insan daha eklendi. Dolayısıyla dünyada aç olan veya yeterli besini alamayan insan sayısı 1,3 milyarı geçti” dedi.         
 
İlker Güney: “Kesintisiz kısa üretiminin önemi anlaşıldı”
Oturumun birinci konuşmacısı olan Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Yönetim Kurulu Başkanı İlker Güney, pandemi döneminin dünyanın kuruluşundan bugüne geçirdiği en önemli süreçlerden biri olduğunu söyledi. Bu dönemde insanların birbirini anlama konusunda çok önemli tecrübeler yaşandığına işaret eden Güney, “Salgın döneminde jenerasyon farkının ortadan kalktığına tanıklık ediyoruz. İnsanların temel içgüdüleriyle hareket ettiklerini ve gıdaya kısa yoldan ulaşma isteklerini deneyimledik. Bu da gıda tedarik sistemlerinin önemini hatırlatmış oldu. Aşıyla birlikte daha anlaşılabilir bir yapıya geçeceğimize inanıyorum” diye konuştu. 
 
Covid-19 pandemisiyle sağlık ve gıda sektörlerinin dünya ve insanoğlu açısından ne kadar stratejik olduğunun fark edildiğini anlatan İlker Güney, “Gıda sanayi topraktan rafa kadar devam eden bir sürecin tanımının adıdır, yani insana, topluma, doğaya ve çevreye fayda sağlayan bir kavramdan söz ediyoruz. Dolayısıyla bizim bu yolda yaptığımız işlerin tamamı insan sağlığıyla birlikte ülkelerin, ekonomilerin yani her şeyin faydasınadır. Ancak bunu yaparken bu bilinç düzeyimizi genele matuf kıldığımızda nelerle karşı karşıya kaldığımız sorusunun cevabı belirsizdi. Pandemi bize, kesintisiz gıda üretiminin, ham madde tedariğinin ve sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu gösterdi. ‘Dünyaya kar amaçlı bakmak yerine biraz daha sürdürülebilir bakabilir miyiz?’ ana sorusu gündeme geldi” ifadelerini kullandı.          
 
Mehmet Reis: “Ülkeler yüzlerini tarıma döndü” 
Webinarda ikinci konuşmayı yapan Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, Covid-19 salgınıyla birlikte tüm dünyanın tarımı yeniden hatırladığını ve gıdanin ne kadar vazgeçilmez değerde olduğunun gözler önüne serildiğini kaydetti. Yakın zamana kadar petrolleriyle, altın rezervleriyleri ve silahlarıyla övünen ülkelerin salgınla birlikte gözlerini artık ambalarlarına çevirdiğini anlatan Reis, artık ülkelerin rekoltelerini sorguladıklarını ve ekilebilir alanlarını mercek altına aldıklarını belirtti. Bu dönemde tarım ve gıdada kendi kendine yeterliliğin anlaşıldığına dikkat çeken Reis, “Salgın günlerinde 4 husus çok önemli hale geldi. Bunlar; öz kaynaklarla beslenmek, gıda arzı güvenliği yani bir başka deyişle kesintisiz gıda arzı, lojistik ve güvenilir gıdaya erişebilmek. Bu aşamada tarım sektöründeki risklerin sağlıklı bir şekilde belirlenmesi ve bunların iyi yönetilmesi çok kıymetli” şeklinde konuştu.
 
Kuru gıda ve bakliyat ürünlerinin pandemi günlerinde yoğunlukla tüketildiğine vurguı yapan Mehmet Reis, “Türkiye bundan 30 yıl önce bakliyat ve kuru gıdada dünyanın sayılı üreticilerinden biriydi. Kırmızı mercimekte yüzde 33 üretimle dünyada birinci sıradaydık, nohut üretiminde Hindistan’ın ardından ikinci sırada yer alıyorduk. Birçok üründe üretim fazlamız vardı. Bu durum 1994 yılına kadar devam etti. Bu yıldan sonra o dönemin hükümeti tasarruf tedbirlerine girdiği için desteklemeler ve teşvikler verilmemeye başladı. Bu da bir kırılım noktası oldu. Bundan sonraki yıllarda bakliyat ve kuru gıda üretimimiz ciddi miktarlarda düştü. Bugün kırmızı mercimekte dünyada üçüncü sıradayız ama yurt dışından ithal edip dahilde işleme rejimi kapsamı içinde bu ürünü göndererek bu sırayı elde ediyoruz. Her ne kadar son 3 yılda bakliyatta üretim artsa da bundan 30 -32 yıl önceki sayıların çok gerisindeyiz. Aynı şekilde un ve unlu mamullerde dünyada ilk sıradayız ama bunların ham maddesinin ülkemizde üretilmesi üzerinde odaklanmamız gereken konuların başında geliyor” ifadelerini kullandı.      
 
Özen Altıparmak: “Çam balı rekoltesi düştü, fiyatlar yüzde 150 arttı”
Mehmet Reis’in ardından konuşan Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, gıda sanayinin pandemiden en az etkilenen sektörlerden biri olduğunu söyledi. Arıcılık sektöründe ve bal üretiminde iklimsel ve çevresel faktörler, ekosistemin çok önemli parçası olan arılar ve doğal tarımsal üretimin artışını sağlayan tozlaşma gibi etmenlerin belirleyici olduğunu anlatan Altıparmak, “Bütüne baktığımızda gıda sanayindeki ham maddenin üçte birinin arılar sayesinde gerçekleştiğini düşünürsek, bizler için arıların ne kadar değerli oldukları bir kez daha karşımıza çıkıyor. Bu yüzden arıların çoğalması ve arıcılara destek verilmesi gerekiyor, hatta bunun için bir fon yaratılabilir. Çünkü günümüzde arıcılıkla uğraşan nesilin yaşları çok fazla. Bu kesim ellerindeki ürünü değerlendirememe korkusundan dolayı sektörden ayrılırsa, arı nüfusunun azalması ve tarımsal üretimin düşmesi gibi risklerle karşılaşabiliriz” değerlendirmesinde bulundu. 
 
Bu yıl iklimsel koşullara bağlı olarak bal rekoltesinde büyük bir düşüş yaşandığına, hatta  zeytinde de benzer bir durumun söz konusu olduğuna dikkat çeken Özen Altıparmak sözlerine şöyle devam etti: “2020’de çam balı rekoltesi neredeyse yüzde 10 seviyelerine kadar düştü. Bu durum çam balı fiyatlarının yüzde 150 artmasına yol açtı. Çam balı toplam ülkemizin bal üretiminin dörtte birini oluşturuyor. Bu durum çiçek balına yüzde 50 fiyat artışı olarak yansıdı. Kaliteli balların yüksek fiyatlarla tüketiciye sunulması gerçeği maalesef sahte balların önünü açıyor. Pandemi dolayısıyla ekonomik sıkıntı çeken çok sayıda insanımız yeterli gıdayı alamama tehlikesiyle karşı karşıya kalmış durumda. Bir devletin en önemli sorumlulukları arasında en başta eğitim, sağlık, savunma sanayi ve adalet gelmektedir. Ben buna beşinci madde olarak gıda teminini eklemek istiyorum. Bir sosyal devletin dar gelirli yurttaşlarına gıda teminini mutlaka sağlaması gerekiyor. Sağlıklı beslenme ve herkese eşit gıda dağıtımı konusunda hepimize görevler düşüyor.” 
 
Ozan Diren: “Temel gıda üreten firmalar ayakta kaldı”
Webinarın son konuşmacısı olan Dimes Gıda Sanayi Genel Müdürü Ozan Diren ise, pandemi döneminde insanların temel ihtiyaçlarını karşılama çabası içine girdiğini söyleyerek, eğlencelik ürün üretenlerin dışında kalan besleyici ve gereksinim duyulan gıdaları üreten firmaların ayakta kaldığını açıkladı. Tarım ürünlerinin pek çok şirket tarafından alınıp işlendiğini, dolayısıyla fiyatların serbest piyasa şartlarına bağlı olarak oluştuğunu dile getiren Diren, taban fiyat belirlenmesi veya devletin TMO gibi müdahaleleri dışında başka bir uygulamanın bulunmadığını aktardı. Diren, “Burada teşvik sistemlerinin doğru biçimde uygulanması konusu devreye giriyor. Örneğin bugün nar suyunun veya elma suyu konsantresinin dünyadaki fiyatı bellidir. Fiyatları arza göre çok küçük değişiklikler gösterebiliyor ama hasata göre talep belli ve buna göre fiyat oluşuyor. Dolayısıyla fiyat buna göre belirlendiğine göre daha pahalı satmanın yolu yok. Sektörümüzde verimlilik anlamında bir sorunumuz yok. Maliyetlere baktığımızda ise belki ufak tefek yapabileceğimniz şeyler var. Ancak devletin koyduğu teşvikler her üründe eşit seviyede konmak yerine ihtiyaca göre getirilebilse, karlılık modelleri sezona ve ürüne göre yapılabilse karlılık sağlanabilir. Çünkü küresel salgın sürecinde tarımın popülerliği yükselmiş durumda. Tarımda geliri artırdığımızda hiç özendirme yapmadan çiftçilerimizin ve diğer insanların be sektöre ilgi göstereceklerine inanıyorum” dedi.   
 
HABER: Özgür Çilek / Gıda Teknolojisi Dergisi