Gıda Teknolojisi Facebook Gıda Teknolojisi Twitter Gıda Teknolojisi RSS
Kuraklık bakliyat üretimini vurdu

2020 yılında yaklaşık 1,3 milyon ton olarak gerçekleşen bakliyat üretiminin bu yıl yaşanan kuraklık sebebiyle 1 milyon tona gerilemesi öngörülüyor. Girdi fiyatları ve döviz kurlarındaki yükselişin üretim maliyetlerini artırdığını ifade eden Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, “Bu sorunların uzun vadede kalıcı olarak çözülmesinin yolu üretimden geçmektedir” diyor.
 
Haber: Özgür Çilek / Gıda Teknolojisi Dergisi
 




Baklagil fotosuTürkiye’nin 2020 yılında bakliyat üretim hacmi 1 milyon 297 bin ton olarak gerçekleşti. Bunun yüzde 49’unu nohut (630 bin ton), yüzde 25’ini kırmızı mercimek (328 bin ton), yüzde 22’sini kuru fasulye (280 bin ton) ve kalan yüzde 4’lük bölümünü diğer ürünler oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Bitkisel Üretim 2. Tahmin rakamlarına göre, 2021 yılı bakliyat üretiminin yüzde 18,5 azalarak 1 milyon 53 bin ton seviyesine gerilemesi bekleniyor. Ülkemizin en önemli üretim kalemlerinden olan nohutta yüzde 25, kırmızı mercimekte ise yüzde 30 düşüş bekleniyor. Bu yıl yaşanan kuraklık dolayısıyla sahadan gelen verilere göre bu miktarın altına inilmesi de muhtemel gözülüyor.
 
Nohut ve kırmızı mercimekte rekolte kaybı
Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, bu yıl yaşanan kuraklık nedeniyle üretim miktarının yüzde 75’ini oluşturan nohut ve kırmızı mercimeğin toplam rekoltesinde yüzde 26 düşüş beklendiğini kaydetti. TÜİK tarafından açıklanan son verilere göre bakliyatta yeterlilik oranının yüzde 95 seviyesinde olduğunu aktaran Özdemir, “Ürün bazında en önemli tüketim kalemleri incelendiğinde yeterlilik düzeyi kuru fasulyede yüzde 76, kırmızı mercimekte yüzde 72 ve nohutta yüzde 127 düzeyindedir. Yeterlilik oranları ürün bazında son beş yıllık ortalamalarla kıyaslandığında nohut haricinde ortalamaların altında yer almaktadır. Ülkemiz 2020 yılında 514 bin ton miktarında ve 370 milyon dolar değerinde bakliyat ihracatı gerçekleştirdi. Yüzde 63’lük pay ile kırmızı mercimek en önemli ihraç kalemi durumunda. Yüzde 26 nohut ardından geliyor. Kalan yüzde 11’lik bölümü ise kuru fasulye ve diğer ürünler oluşturuyor. Irak, Sudan, Almanya, İtalya ve Mısır en önemli ihraç pazarlarımız konumundalar. Diğer yandan 638 bin ton miktarında ve 318 milyon dolar değerinde ithalatımız oldu” dedi.
 
Abdullah Ã�zdemir“Son 51 yılın en kurak Temmuz ayını yaşadık”
Bakliyat üretiminde bu yıl yaşanan rekolte kayıplarında kuraklık konusunun iyi analiz edilmesi gerektiğine vurgu yapan Abdullah Özdemir, “Bu sene son 51 yılın en sıcak temmuz ayına şahit olduk. Ayrıca Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2021 Yağış Dağılım Raporu’na göre yağışlar geçen yıla kıyasla İç Anadolu’da yüzde 22, Doğu Anadolu’da yüzde 32, Güneydoğu Anadolu’da yüzde 39 azalış göstermiştir. Örneğin Nasa, FAO vb. kuruluşların araştırmalarına göre önümüzdeki süreçte bu iklim koşullarının devam edeceği öngörülmektedir. Bu doğrultuda su gereksinimi birçok ürüne kıyasla daha az olan, sağlık yönüyle besleyici, saklaması kolay, raf ömrü uzun, ülkemiz damak zevkine uygun, üretim ve ticaret kültürü Türkiye’de yerleşmiş olan bakliyat ürünleri gelecekte çok daha önemli hale gelecektir. Üstelik FAO ve OECD’nin önümüzdeki 10 yıllık tahminlerine göre bakliyat üretim ve tüketiminin artması beklenmektedir. Dolayısıyla iklim şartlarını temel alan, ilave tedbir ve teşvikler içeren etkin bir üretim planlaması ile sektördeki konumumuzu güçlendirebiliriz. Üretimi artırabilir ve ihracat pastasından daha fazla pay alabiliriz” diye konuştu.
 
30 yıl önce Türkiye 20 milyon dekar büyüklüğünde kuru baklagil ekili alanı ve bu alandan elde edilen 2.1 milyon ton düzeyinde üretim hacmi bulunduğunu ancak 1994 yılında sona eren Nadas Alanlarının Daraltılması Projesi ve aynı yıldan itibaren TMO'nun yemeklik tane baklagilleri alım kapsamından çıkarması nedeniyle, başta mercimek ve nohut olmak üzere, kuru baklagillerin çiftçiler açısından cazip olmaktan çıktığının altını çizen Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir şöyle devam etti: “Sonuç olarak bakliyat ekili alanlar 2014 yılında 7.4 milyon dekara ve üretim hacmi ise 1 milyon tona kadar geriledi. Buna karşın devletimizin 2014 yılından itibaren bakliyata verdiği önemi artırmasıyla ülkemizde bakliyat ekili alanlar yüzde 26 (8,7 milyon dekara) ve üretim yüzde 20 (1,3 milyon tona) artış gösterdi. Ancak bu hacmin kuraklık nedeniyle 2021 yılında 1 milyon tona gerilemesi öngörülüyor.”
 
Bakliyat sektörünü canlandırmak için neler yapılmalı?  
 
Abdullah Özdemir’e göre bakliyat sektöründe şu beş konu büyük önem teşkil ediyor:
 
· Bakliyat üretimi ve tüketiminin artırılması,
· Salgın süreciyle birlikte bakliyatın önemine yönelik oluşan farkındalığa ivme kazandırılması,
· Bakliyatta kuraklığı ve su kısıtını temel alan bir üretim planlaması yapılması,
· Ürün Konseylerinin daha etkin hale getirilmesi,
· Gelişen bitkisel protein pazarında şimdiden aksiyon alınması.
 
Özdemir yukarıdaki hususlar çerçevesinde şu adımların atılması gerektiğini belirtti:
 
· Sertifikalı Tohum Üretimi ve Kullanımının Yaygınlaştırılması
· Nadas Alanlarının Üretime Kazandırılması Projesinin Genişletilmesi (34 milyon dekar)
· Baklagillerin Münavebeli Ekim Şartına Göre Zorunlu Hale Getirilmesi
· Bitkisel Üretimin Geliştirilmesi Programının Genişletilmesi
· Bakliyat Sektöründe ARGE Çalışmaları ve Sanayi İşbirliğinin Güçlendirilmesi
· Bakliyat Sektöründe Yüksek Katma Değerli Ürünlerin Geliştirilmesine Yönelik Politikalar Oluşturulması
· Havza Bazlı Destekleme Modelinin Yeniden Ele Alınması
 
Tahıl ve bakliyat üretiminde yaşanan sorunlar fiyatlara yansıyor ve tüketiciler bu ürünleri pahalıya satın almak durumunda kalıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Abdullah Özdemir şunları söyledi: “Son iki yıldır dünya genelinde olduğu gibi hem ülke hem de sektör olarak olağan dışı bir süreçten geçmekteyiz. Koronavirüs salgını ve kuraklık bu sürecin en önemli iki unsuru oldular. Bu unsurlar tarım ve gıda sektörüne yönelik farkındalığı artırdığı gibi bu ürünlere olan talepte de artış yaşandı. Ayrıca girdi fiyatları ve döviz kurlarındaki yükseliş üretim maliyetlerini de artırdı. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de gıda enflasyonu yüksek seyrediyor. Tüm alt ürün grupları olarak incelendiğinde zirvede yer alıyor. TMO tarafından yayınlanan son fiyat bültenine (9 Aralık 2021) göre son bir yılda kırmızı natürel mercimek fiyatı yüzde 74, iç mercimek yüzde 57, yeşil mercimek yüzde 126 arttı. Nohut fiyatlarındaki artış yüzde 88 düzeyinde olurken en az artış yüzde 7 ile kuru fasulyede yaşanıyor. Tüm bu sorunların özellikle uzun vadede kalıcı olarak çözülmesinin yolu üretimden geçmektedir. Bu yönde olan önerilerimizi bakanlıklarımızın ve diğer kurumlarımızın ilgili birimleriyle periyodik olarak paylaşıyoruz. Çalıştay ve toplantılarda dile getiriyoruz.” 
 
“Bakliyat Araştırma Merkezi katma değer yaratacak”
Ulusal Baklagil Konseyi Başkanı Abdullah Özdemir, gelişmiş ülkelerde bakliyat tüketim alışkanlıklarının farklılaştığını ve dünya genelinde bitkisel protein akımının başladığına dikkat çekiyor. Bu konuda Ar-Ge çalışmalarının sürekli olarak artma eğiliminde olduğunu ve büyük firmaların bu alanda önemli yatırımlar yaptıklarını dile getiren Özdemir, “Et ile eşdeğer, yüksek protein seviyesine sahip bakliyat da gelecekte bu trendin en değerli parçalarından biri olacak. Örneğin gelişmiş ülkelerde bakliyat daha çok konserve, humus, cips, bakliyat unundan ekmek, burger, snacks, kek, pasta vb. türev ürünler olarak tüketiliyor. Bitki bazlı et üretimi gibi birçok gıdada katkı maddesi olarak kullanılıyor. Büyük firmalar (Bühler, Nestle…) önemli yatırımlar yaparken ülkemizde ise bu alanda büyük bir boşluk ama önemli bir potansiyel bulunmaktadır. Bu husus Bakanlığımıza bağlı BÜGEM tarafınca hazırlanan ürün masası raporlarında da yer almaktadır. Mersin Ticaret Borsası olarak bakliyat tohumculuğunda olduğu gibi bu konuda da elimizi taşın altına koyduk. Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) desteği ve Mersin Üniversitesi iş birliğiyle hazırladığımız Bakliyat Araştırma Merkezi projemiz kabul edildi. Bakliyat sektörümüze yeni ufuklar açacağına inandığımız bu projemizin amacına ulaşması için var gücümüzle çalışacağız. Ayrıca, bu alanda yapılacak Ar-Ge çalışmalarının daha güçlü bir şekilde desteklenmesi faydalı olacaktır” açıklamasında bulundu.
 
FAO: Türkiye'de tahıl üretimi düşecek, ithalat artacak
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), yılda iki kez yayınladığı "Gıda Görünümü" raporunun ikincisini 11 Kasım 2021’de yayımladı. Raporda, Türkiye'nin bu yıl tahıl üretiminin 2020 yılındaki 36,7 milyon tondan 31,3 milyon tona gerileyeceğini tahmin etti. Tahıl ithalatının 11 milyon tondan 14,8 milyon tona çıkacağını tahmin ederken, ihracatın ise 4,8 milyon tondan 4,6 milyon tona gerilemesini beklediğini ortaya koydu. Buğday üretiminin 2021'de 2020 yılındaki 20,5 milyon tondan 17,7 milyon tona gerileyeceğini, ithalatın 8,1 milylon tondan 10 milylon tona çıkacağını ve ihracatın 4,3 milyon tondan 4,0 milyon tona gerileyeceğini de de öngördü.